Rio De Janeiro: Ritmin Şehri

Rio De Janeiro: Ritmin Şehri

Sıcak samba ritimleriyle hareket eden, futbol ve trafik dışında hemen hemen hiçbir şeyi dert etmeyen, güler yüzlü insanların şehri Rio. Beyaz kumlu plajların ve hiç dinmeyen futbol coşkusunun peşine düşmek isteyenler için yola çıkma vakti!

Yazı: Aslı Pelit / Fotoğraflar: Ufuk Sarıeşen

Her dilde, başka dillere tercümesi zor kelimeler vardır. Türkçedeki “kısmet” gibi. Türkçe öğrenmeye çalışan yabancılara tam olarak ne anlama geldiğini anlatmakta zorlanırız. Portekizcede de “saudade” tercüme edilemeyen bu kelimelerdendir. Bazen “nostalji” olarak çevrilse de, gerçek anlamı bu değildir. Saudade; bir daha hiç göremeyeceğimiz bir yer veya kişilere duyduğumuz hasret, bir daha hiç tadamayacağımız bir yemek için hissedilen özlemdir. Tarih boyunca denizler aşarak yeni topraklar keşfeden ve bu yeni topraklardan bir daha dönemeyen Portekizlilerin diline o yüzden bu kadar uygun bir kelimedir. Rio de Janeiro’ya ilk gelenler döndükten sonra işte böyle hissederler.
Öyle bir şehir ki, Cidade Maravilhosa takma adı gibi muhteşem, kaotik ve tehlikelidir. Aynı zamanda kısa süreli bir imparatorluk başkentidir. Korkularını yenip gelebilen gezginler bir daha unutamazlar bu şehri. Sıcak ve seksi samba ritimleri ile hareket eden, futbol ve trafik dışında hemen hemen hiçbir şeyi dert etmeyen carioca’ların (Rio de Janeiro’da yaşayanlara verilen ad) hayatına özenmeden edemezsiniz. Tropikal bitkiler ve favelalarla süslü tepeleri, Atlas Okyanusu’nun güzel insanlarla dolu beyaz kumlu plajlarıyla buluşur; güneşliyken mutlu, yağmurlu günlerde kolektif bir depresyon yaşar Rio de Janeiro.
Bu yıl ise çok özel bir kış dönemi bekliyor Rio’yu: Mart ayında binlerce turistin akın ettiği ünlü karnavalının üzerine 12 Haziran’da başlayacak -ve muhtemelen şu ana kadar gerçekleşen en polemik- Dünya Kupası’nın finali dahil yedi maça ev sahipliği yapacak. Brezilya’nın ve dünyanın dört bir yanından buraya akın edecek biletli (şanslı) futbolseverler veya binlerce dolarlık biletlere ulaşmaya gücü olmayanlar maçları izleyip, Brezilyalı taraftarların coşkularını birinci elden görebilmek için bu eksantrik şehirden daha güzel bir seçim yapamazlar herhalde!

Olağanüstü Bir Şehir Hikâyesi
Uçağınız beyaz kumlu plajların ve tropik bitkilerle kaplı tepeciklerin üzerinden inişe geçerken, “Şanslı bir insanım gerçekten” diyeceksiniz kendi kendinize. Birçok insanın ölmeden önce bir kere görebilmek istediği Rio de Janeiro’nun Santos Dumont Havaalanı’na ayak basar basmaz, 12 milyonluk şehir ayaklarınızın altında size sıcak bir hoş geldin dercesine uzanır. Zona Sul yani güney bölgesinin lüksü ile şehir merkezi ve favelaların karmaşası içinde; 18 kilometrelik sahiliyle bir yandan tatil beldesi, bir yandan büyük şehir olabilmeyi başaran nadir şehirlerden birisidir Rio.
Şehri keşfeden Portekizli denizciler, 1 Ocak 1502’de Guanabara Körfezi’ne ulaştıklarında bir nehir bulduklarını zannederek, şehre Rio de Janeiro, yani “Ocak Nehri” adını verirler. Keşfi takip eden yıllarda Brezilya kolonisinin başkenti haline gelir. İmparator Pedro I, 1822’de ülkenin özgürlüğünü ilan eder ve Brezilya kısa bir süre imparatorluk dönemi yaşar. Brezilya genelinde yetişen kahve, çıkarılan altın ve pırlantalar Rio’nun limanlarından Avrupa’ya doğru yola çıkarken, aynı gemiler bu esrarengiz topraklara Avrupa’dan Yeni Dünya’ya gidip şanslarını denemek isteyen yüzbinlerce göçmeni getirir.
Her ne kadar 1960 yılında başkent, ünlü mimar Oscar Neimeyer’in tasarladığı Brasilia şehrine taşınıp Sao Paulo bir iş merkezi haline gelse de Rio, sonsuza dek Brezilya’nın en önemli ve özenilen şehridir.

Centro, Lapa ve Güzeller Güzeli Santa Teresa
Kilometrelerce uzayıp giden plajları Copacabana ve Ipanema dışında Rio’nun köklü tarihini yansıtan şehir merkezi görülmeye değer birçok yapıyı barındırır. Dünya Kupası ve olimpiyatların başlama tarihine doğru yıllardır ölmeye terk edilen birçok bina restore edildi ve şehir merkezi canlandı. Rua Primeiro de Março’dan yürümeye başlayıp şehrin en eski meydanı olan Praça XV’i gezdikten sonra Rua do Ouvidor boyunca yürüyüp antikacılar, restoran ve kafelerle tekrar hayata döndürülen Rua Lavradio’da Brezilya mutfağının tadına bakabilirsiniz. Bu sokağın en favori mekânı Rio Scenerium, hafta içi öğle ve akşam yemekleri, hafta sonu ise Rio’nun en hareketli gece kulübüne dönüşür. Buraya kadar gelmişken bir uzay gemisine benzeyen Rio Katedrali’ni ve tabii geçen yıl elleriyle yaptığı yüzlerce seramikle kaplanmış basamaklarda ölü bulunan Şilili sanatçı Selaron’un merdivenini ziyaret etmemek olmaz.
Selaron Merdivenleri’nden yukarı çıkabilen sportif gezginler, merdivenlerin sonundan arnavutkaldırımlı sokağa çıkıp, 45 derece eğimle tırmanmaya devam ederlerse Rio’nun en eski mahallesi Santa Teresa’ya ulaşırlar. Şehrin ilk kurulduğu yıllarda zengin Rioluların yerleştikleri bu mahalle, 19. yüzyılın sonunda sarıhumma salgını şehri etkilediğinde terk edilmiş. Zengin aileler şehrin güneyindeki Botafogo, Flamengo ve daha sonra tüneller yapıldıkça Copacabana, Ipanema ve Leblon mahallelerine taşınırlar. Terk edilen Santa Teresa Mahallesi önce sanatçılar, daha sonra yabancılar tarafından keşfedilir ve birbirinden güzel malikâneler tekrar hayata döner. Bugün sanat, lezzet ve lüksün merkezi haline gelen bu mahalleden göreceğiniz manzara şehrin en güzel manzarası diyebilirim. Aprazivel Restoranı’nda bir yandan manzarayı izleyip, güneşi mutlaka bir kez bu tepeden batırın. Rio’nun en meşhur plajları Copacabana ve Ipanema ise tarih dolu Santa Teresa Tepesi’ne oranla modern binalara ve geniş kumsallara ev sahipliği yapar.
Ünlü çevre tasarımcısı Burle Marx’ın mozaik kaldırımlarında yürümenin keyfi bambaşkadır. Deniz ve kumsalın keyfini çıkaranlar dışında günün her anında spor yapan insanları görmek mümkün plajlarda. Gözde sporlar footvolley ve voleybol dışında koşanlar, stand-up paddle ve sörf yapanlarla dolu plajlara giderken yanınıza az miktarda para ve bir canga (sokaklarda satılan pareolara verilen isim) alıp siz de carioca’lar gibi iskemle ve şemsiyenizi kiralayın ve denizin keyfini çıkarın. Keyifli bir plaj gününün ardından Rio’nun şarkılara konu olan günbatımı ise Copacabana’yı Ipanema’ya bağlayan Aproador’dan izlenir.

Şehrin Sembolleri
Rio’nun sembolü ve koruyucusu Cristo Redentor veya Corcovado kuşkusuz en çok ziyaret edilen anıtlardan birisi. Sabah çok erken veya akşamüstü günbatımını hesaplayarak çıkmanızda yarar var. Eğer hava bulutlu ise boşuna saatlerce kuyrukta beklemeyin. Eğer siz Cristo’yu aşağıdan göremiyorsanız, muhtemelen yukarıdaki manzaranız da kapalı olacaktır. Şehrin diğer sembolü, James Bond’un en zorlu mücadelelerinden birisine de mekân olan Pao de Açucar, yani Şeker Tepesi’dir.
Bohem ve burjuva Urca Mahallesi’nin üzerindeki tepelerin arasındaki teleferik yolculuğu da Rio’nun olmazsa olmazlarından birisi. Tepenin altındaki Praia Vermelha ise eğer akıntı doğruysa, şehrin en dalgasız ve pırıl pırıl plajlarından birisi. Günü burada tamamlarsanız, yürüme mesafesinde, Fenerbahçe sahilini andıran Urca Mahallesi’nin sonundaki Bar Urca’da bir deniz mahsulü çorbası içmeden otelinize dönmeyin derim. Eğer deniz ürünleri ile aranız yoksa, o zaman kısa bir taksi yolculuğu ile ulaşabileceğiniz Botafogo Mahallesi’ndeki Fogo de Chao adlı restorana, deyim yerindeyse “ölene kadar” et yemeğe gidebilirsiniz.

Protesto Karnavalı mı?
2014 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapılacağı ilan edildikten sonra günlerce kutlamalar yapan Brezilya halkı, yetkililerin verdikleri sözlerin hiçbirini yerine getirmemesi ve hatta milyarlarca dolara mal olan stadyumları bile tamamlayamamış olmaları nedeniyle son aylarda oldukça öfkeliler. Copacabana Plajı’nda havai fişeklerle kutlanan ve bir futbol şenliği olması beklenirken, Rio bugün protestolar ve grevlerle her gün biraz daha kaotik hale geliyor.
FIFA’nın iki numaralı adamı Jerome Valcke, Dünya Kupası’na bir ay kala, “Buraya Almanya gibi olacağını düşünerek gelmeyin, aksaklıklar olacak ve bunların tek sorumlusu Brezilyalı yetkililerdir” diyerek elini yıkayıp işin içinden çıktı. 12 şehirden Dünya Kupası’na en hazır şehrin Rio olduğunu göz önünde bulundurursak, Valcke’nin şikâyetleri üzerinden atmaya çalışmasına şaşırmamak gerek. Geçtiğimiz Konfederasyon Kupası sırasında yarısının bitmesi gerekirken statların yapımına halen devam edilmesi ve beklenen 500 bin turist için yatak kapasitesi olmaması endişe verici. Her geçen gün artan kupa karşıtı gösteriler ve grevler bu turnuvanın gerçekten unutulmaz olacağını şimdiden gösteriyor.
Brezilyalılar ise belki de her şeyin son dakikada bir şekilde çözüldüğünü görerek büyüdükleri için daha rahatlar. Bebeto’dan Ronaldo’ya, Zico’dan Deco’ya tüm kupa elçileri ile yaptığım röportajlarda her biri, Brezilya’nın vaktinde hazır olacağını belirten demeçler verdiler. Maracana’da ilk kez maça gittiğimde bir hikâye dinlemiştim: Brezilya, 1950 Dünya Kupası için yaptırdığı Maracana’yı zamanında bitirememiş, bazı tribünler yarım yamalak sıvanarak maçlar yapılmıştı. O zamanlar FIFA herhalde bu kadar ciddi kontrol etmiyordu hazırlıkları! Ne demişler, tarih tekerrürden ibarettir.

Rio’nun Tadı Bambaşka
Futbol ve plajları dışında, bu kadar hareketli bir haftayı leziz mutfağıyla tanınan Rio yemeklerini tatmadan tamamlayamazsınız. Fuar merkezinin tam altındaki balık pazarında Atlas Okyanusu’ndan çıkan, aklınıza gelebilecek her tür deniz mahsulünü bulabiliyor olmak, bu ürünleri enfes birer yemeğe dönüştüren hamarat Afrika ve Avrupa kökenli aşçıların ellerinden unutamayacağımız lezzetleri deneyebiliyor olmanız anlamına geliyor, kaçırmayın.

Rio’da en basitinden sahilde plastik bardakların içinde sunulan, koyu bordo renkli açai (Amazonlar’da yetişen yüksek oranda antioksidan bir meyve) sorbeleri yoğun çalışma temposu sırasında hayat kurtarırken, eğer yolunuz Rio’ya bir cumartesi günü düşerse geleneksel olarak yapılan, Afrika kökenli kölelerin yemeği feijoada’yı da denemenizi tavsiye ederim. Vakti zamanında toprak sahiplerinin yediklerinden artanlar (ineğin kulağı, artmış bir sucuk parçası, bir parça kemikli et vb.) siyah fasulyeyle pişirilir, yanına portakal dilimleri ve ıspanak yaprakları katılarak pilav yanında servis edilirmiş. Tabiri caizse, gerçek Brezilyalı denebilecek bu yemek, Copacabana Plajı üzerinde birçok restoranda canlı bossa nova eşliğinde yenmeli.

2014 Dünya Kupası sırasında buraya yolu düşenleri belki bir sürü aksaklık bekliyor olacak. Ama yine de azımsanamayacak bir gerçek var ki; o da ne olursa olsun birkaç caiprinha, samba ritimleri ve güler yüzlü halkı sayesinde futbol dolu harika günler geçirmememiz imkânsız gibi görünüyor.

TATİL 2014

Foto Galeri

[Not a valid template]

Rehber

Nasıl Gidilir

THY her gün Rio’nun güneybatısındaki Sao Paulo’ya aktarmasız uçuyor. Sao Paulo’dan Rio’ya otobüs ya da trenle gidebilirsiniz. Ancak en kolayı TAM Havayolları’yla uçmak, uçuş sadece 1 saat sürüyor. Avrupa uçuşlarında transit vize almaktansa THY ve TAM aktarmalı uçmak daha kolay.

TAM: www.tam.com.br

Iberia Havayolları salı ve çarşamba hariç haftanın diğer günleri Madrid aktarmalı Rio’ya uçuyor.

212 465 58 50

Air France her gün Paris aktarmalı Rio’ya uçuyor.

Rezervasyon: 212 310 19 19

Vize – Para – Telefon

Brezilya, Türk vatandaşlarına vize uygulamıyor.

Brezilya Büyükelçiliği; 312 448 18 40

Ülkenin resmi para birimi Brezilya Reali. 1 dolar yaklaşık 2.20 Brezilya Reali ediyor.

Brezilya’nın ülke kodu 55, Rio’nunki ise 21.

Şehir İçi Ulaşım

Rio’da metro hem kolay hem de hızlı bir toplu taşıma aracı. İki hattan oluşan metro 22:30’a kadar hizmet veriyor. İki metro hattı da Copacabana’dan geçiyor, Maracana Stadyumu ise Linea 2, yani yeşil hat üzerinde. Tek yön bilet 3 real. Rio’da kalabalık saatlerde metro ve otobüslerde yanınızdaki eşyalara dikkat etmekte fayda var. Taksi fiyatları çok pahalı değil. Safer Taxi aplikasyonu ile Portekizce konuşmadan bile taksiyi istediğiniz yere çağırabiliyorsunuz.

Suç oranı yüksek olan bu şehirde, plajlarda ve akşam gidilen eğlence mekânlarında dikkatli olmanızı öneriyoruz. İzbe sokaklardan uzak durmakta yarar var. Turistlerin bulunduğu mekânlarda kap-kaççılar çok aktif.

Konaklama

Rio’da otel fiyatları çok değişken. Karnaval zamanı aylar öncesinden rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Karnaval ve yeni yıl için tüm oteller beş gün minimum rezervasyon şartı ile normal bir güne oranla beş kat daha yüksek fiyat uyguluyorlar. Lüks otellerin iki kişi bir gecelik konaklama fiyatı 300 dolardan başlıyor. Pansiyonlarda ise iki kişi 100 reale konaklamak mümkün.

Hotel Fasano: Aproador üzerindeki bu otel, şehrin en meşhur otellerinden birisi. Deniz manzaralı odalar, terastaki havuz ve içindeki İtalyan restoranı ile ünlü otelin gecesi yaklaşık 500 dolar. www.fasano.com.br

Maria Santa Teresa: Santa Teresa Mahallesi’nde Ortaçağ mimarisinin en güzel örneklerinden birisi olan 6 odalı butik otelin manzarası bile burada kalmak için yeterli bir neden. Şehrin karmaşasından uzak, Tijuca Ormanı’na sırtını veren sonsuzluk (infinity) havuzu, barı ve gurme tapas mönüsü dışında gece hayatına ve plajlara da yakın olan otelin gecesi 250 dolar. www.mariasantateresa.com

Rio Art House: Rio’nun en şık mahallelerinden birinde eylül ayında açılacak olan beş odalı butik otel, uzun zamandır şehrin beklediği, sanatseverlerin tercih edeceği lüks ve meraklı gözlerden uzak bir mekân olacak.

Casa Fat-Radish Pop-up Clubhouse: Sadece Dünya Kupası 2014 için açılacak olan Clubhouse, Santa Teresa’nın en güzel malikânelerinden birisi. Muhteşem manzarası dışında Absolut Elyx’in sponsorluğunda gün boyu ünlü Arjantinli barmen Tato Giovannoni’nin hazırlayacağı kokteyller ve New York’un ünlü Fat Radish Restoranı’nın hizmet vereceği bu özel Clubhouse özellikle Dünya Kupası’nı izlemek için şehre gelecekler için üye olmaya değer bir mekân. Üyelik için www.casafatradish.com’dan detaylı bilgi alabilirsiniz. Üyeler Clubhouse’daki süitleri de kiralayabiliyor.

Casa Beleza: Rio’nun art deco döneminden kalan bu malikâne Amerikalı ve Fransız bir çiftin mini butik oteli. 15 yıl önce buraya taşınan çift, uygun fiyatlı ve konforlu odaları dışında, doğal ürünlerden ve meyvelerden oluşan Türk usulü bir de kahvaltı sunuyor.

www.casabeleza.com

Gezilecek Yerler

Floriano Meydanı: Şehrin merkezi olan bu meydanda açık hava kahvelerinden birinde otururken, samba müzisyenlerini dinlemek mümkün.

İsa Heykeli ve Corcovado Tepesi: Sugarloaf Dağı’nın en tepesine çıkmak isteyenler için, yarım saatte bir teleferik kalkıyor.

Tijuca Milli Parkı: Corcovado’yu çevreleyen bu orman egzotik ağaçları ve Cascatinha de Taunay Şelalesi ile ünlü.

Copacabana Sahili: Kentin dünyaca ünlü plajı futbol ve voleybol sahaları ile kaplı. Sahilde birçok kahve, bar ve restoran da bulunuyor. Rio halkı ve turistleri her sene yeni yıla bu popüler sahilde çeşitli eğlence aktiviteleri ile giriyor.

Botanik Bahçesi: 140 hektarlık bu muhteşem parkta, yaklaşık yedi bin bitki türü var.

Sambódromo Caddesi: Ünlü mimar Oscar Niemeyer tarafından Rio Samba Karnavalı için özel olarak tasarlanan bu uzun caddede büyük karnaval dışında başka gösteriler de yer alıyor.

Ipanema: Kentin en meşhur buluşma noktası. Sahil şeridi, renkli gece hayatı, barları, kahveleri ve butikleriyle her zaman eğlenceli ve kalabalık.

Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi: Fransız Rönesans stili yapılmış bir binada olan müzede, on binden fazla eser sergileniyor.

Botafogo: Sahil şeridine de adını veren körfezde yat limanı bulunuyor. Konser ve şovların eksik olmadığı limanda nezih mekânlar sıralı.

Favela: Kentin yaslandığı tepelere gecekondular hâkim olmuş. Bu semtlere “favela” deniyor. Gelir düzeyinin çok düşük oturduğu bu gecekondu benzeri semtlerde suç oranı epey yüksek.

Önemli Telefonlar

Rio Turizm Ofisi 25 42 8080

www.riodejaneiro-turismo.com.br

Turist Polisi 33 99 71 70

Paylaş: