Dalmaçya, Başka Bir Akdeniz

Dalmaçya, Başka Bir Akdeniz

Yazı: Mehmet Sait Taşkıran / Fotoğraflar: Umut Kaçar

Hırvatistan’ın Adriyatik Denizi kıyılarını kapsıyor Dalmaçya; girintili çıkıntı sahil şeridi, yüzlerce adası, körfezleri ve yarımadalarıyla düşsel manzaralar sunuyor. Doğa ve kültür değerleriyle, azizlerin koruduğu yüksek surlarla çevrili tarihi kentleriyle Akdeniz’in farklı bir yüzünü sergiliyor.

Mavi sulara serpilmiş yüzlerce kara parçası, ortaçağdan kentler; korsanlar, Venedik hikâyeleri, yüksek kaleler… Dalmaçya kıyısı boyunca Dubrovnik’e doğru giderken Adriyatik Denizi güneşin erken ışıkları altında renk değiştiriyordu. Puslu havada yer yer görünüp kaybolan adalar, birazdan sislerin içinden belirecek yelkenli gemileri bekler gibiydi. Dubrovnik uzaktan maket gibi görünüyordu ama yaklaştıkça surlar büyüyordu. Duyduklarım bir hiçmiş; çok görkemli bir kentti!
Sabahın erken vakitleriydi. Kentteki sakinlik birkaç saate kalmaz bozulacaktı. Çünkü yaz mevsiminin ortasındaydık. Dalmaçya’nın en güzel kentlerinden Dubrovnik, Avrupa’nın da en gözde tatil yerlerinden biriydi. Sakinliği fırsat bilip kenti keşfetmeye çıkmıştım. Pile Kapısı’nda, surların çevrelediği kentin iki ana kapısından birindeydim. Ortaçağda sıkça görünen kent yapısı daha girişte belli etmişti kendini. Kapının sur duvarlarıyla kesiştiği üst kısımdaki nişte, elinde kentin temsili modelini tutan Aziz Blaise (Sveti Vlaho) heykeli yer alıyordu. Koruyucu azizi temsil eden bu tarz heykeller ortaçağ kentlerinde çok yaygın.
Daha sonra kenti gezerken tanıştığım Maya Milovcic’in aktardığı rivayetten Aziz Blaise’nin kentte hiç yaşamadığını ve esasen Kapadokyalı olduğunu öğrenmiştim. Rivayete göre Aziz Blaise 971 yılında Papaz Stojko’nun rüyasına girer ve ona yaklaşan tehlikeyi haber verir. Gruz ve Lokrum yakınlarında demirleyen ve görünüşte su takviyesi yapan, ancak gerçekte şehrin savunma sistemini gözetleyen Venedik gemilerinin saldırıları konusunda papazı uyarır. Savunma için önlem alan kent tehlikeyi atlatır ve Aziz Blaise kentin koruyucu azizi olarak seçilir.
Surları geride bıraktıktan sonra doğuya doğru hafifçe daralarak uzayan Stradun Caddesi’ne geçmiştim. Caddenin sağında ve solunda yer alan yapılar surlara doğru basamak biçiminde yükseliyordu. Caddenin hemen sağında Napolili mimar Onofrio della Cava tarafından 15. yüzyılda yapılan, birbirinden farklı rölyeflerden oluşan 16 bölmeli Onofrio Çeşmesi yer alıyordu. Maya Milovcic, çeşmenin hemen yanından başlayan ve caddenin sağında kalan bölgede Roma İmparatorluğu zamanlarında Romalıların, sol tarafta kalan Fransisken Manastırı ile başlayan bölgede ise ağırlıklı olarak Hırvatların yaşadığından bahsetmişti.
Hırvatistan’ın ve Dalmaçya’nın önemli kentleri arasında olan Dubrovnik 14. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar Ragusa Cumhuriyeti olarak bilinirdi. Tam anlamıyla bir ticaret merkezi olan kent dönem dönem Venediklilerle rekabet edebilecek biçimde gelişmişti. Stradun Caddesi’nin sonunda yer alan Luza Meydanı ticaretin kalbinin attığı yerdi. Aziz Vloho Kilisesi’nin, Büyük Konsey Sarayı’nın, Ana Muhafız Binası’nın, Çan Kulesi’nin, Sponz Sarayı’nın bulunduğu meydana bakan surların ardındaki gümrük limanı hareketliliğin merkeziydi.
Günümüzde Dubrovnik’te denizaşırı ticaret yerini turizme bırakmış durumda. Luza Meydanı da tüccarların yerine kenti gezmeye gelen turistlerle dolup taşıyor. Birbirini dik kesen sokaklar, merdivenli yokuşlar ve kenti çevreleyen 2 kilometre uzunluğundaki surlar kalabalık. Savunma ve güvenlik durumları düşünülerek evler bitişik ve sokaklar dar yapılmış. En son 1991-1993 yılları arasında Sırp ve Karadağ saldırılarında tahrip olan bu ortaçağ kenti savaş sonrasında geleneksel yapıya sadık kalınıp restore edildi. Caddeye bakan dükkânlar, sokaklarda yer alan küçük ve şirin revaklı oda görünümündeki yapılar, geçmişte evlerin girişi olma özelliğinin dışında, daha çok turistik eşyalar ve kente özel takı koleksiyonlarıyla bezenmiş.
Stradun Caddesi’ndeki kalabalıktan uzaklaşmak için kentin surlarını gözüme kestirmiştim. Ravelin Kalesi tarafından korunan kentin doğu kapısı Ploca yönündeki girişten surlara çıkınca, güneyde Adriyatik Denizi surların ardından gümüş bir tepsi gibi parlamaktaydı. Dubrovnik’e en yakın Lokrum Adası denizin ortasında yeşil bir ormanı andırıyordu. Tek yönlü sur güzergâhını takip edince panoramik bir görselliğe tanık olmuştum. Denize set çekilmiş gibi duran surların bitiminde kayalıklar başlıyordu. Kenti saran surların denize bakan duvarları arasındaki küçük çıkışlar da kayalıklara açılıyordu. Daha çok kent halkının bildiği bu gözden uzak sarp kayalıklarda denize giriliyor, manzaranın keyfi çıkarılıyordu.
Kenti daha yüksekten görebilmeye olanak sağlayan Srd Tepesi’ne teleferikle vardığımda manzara karşısında donakalmıştım. Aşağıda Dubrovnik, karşımda ise Adriyatik Denizi kendini gösteriyordu. Batıya doğru kıyı boyunca uzayıp giden yolları, yine aynı yönde Mljet, Lastovo ve Korçula adalarıyla başlayan, birbirine paralel irili ufaklı adaları seyre dalarken aklıma yazar G. Bernard Shaw’ın bu bölgeyle ilgili yaptığı “cennetten bir yer” tasviri geliyordu.
Dalmaçya, Hırvatistan’ın Adriyatik Denizi kıyılarının önemli bir kısmını kapsayan, doğa ve kültür değerleriyle bezeli önemli bir bölge. Adını, bölgenin bilinen ilk sakinlerinden olan, İlir kabilelerinden gelen Dalmatlardan almış. İlir kabileleri İÖ 4. yüzyılda Ardiyev adıyla Kral Argon ve Kraliçe Teuta idaresinde bir ittifak gerçekleştirir ve yeni krallığın merkezi de bu bölge olur. Roma İmparatorluğu’nun İÖ 3. yüzyılda krallığa karşı başlattığı savaşla beraber bölge imparatorluğun bir eyaleti haline gelir. Dalmatların savunduğu bölge 100 yıl süren savaş sonucunda imparatorluğa bağlanır ve artık Dalmaçya ismiyle anılmaya başlar. Roma İmparatorluğu’ndan sonra zaman zaman Venedik yönetimine giren bölgede bir süre Osmanlıların da hâkimiyeti görülür. Karlofça ve Pasarofça antlaşmalarından sonra bölge tekrar Venediklilere bırakılır. Bölgede yer alan yerleşimlerde Venedik dokusuna tanık olmuştum. Mimari yapılar, sokaklar, kaleler ve surlarda bu dokuyu hissetmek mümkün.
Dalmaçya kıyıları yolculuğuna devam ederken bir başka önemli kent Split’ten önce Makarska’da soluklanmıştım. Kıyı kenti Makarska, Dubrovnik’e göre daha sakindi. Küçük bir körfezde yer alan kent, daha çok yerli turistlerin tercih ettiği bir kasaba görünümünde. Batıdan başlayan ve hilal gibi kenti içine alan yarımadanın ucunda bulunan heykel görülmeye değer. Elinde kentin temsili anahtarını bulunduran ihtişamlı Aziz Petar heykeli, Makarska’nın koruyucusu.
Makarska’dan devam edince Hırvatistan’ın Zagreb’den sonra ikinci büyük kenti Split’e geçmiştim. Tarihte “Diocletianus’un Kenti” olarak bilinen Split, Dalmaçya’nın en önemli merkezi. Split Limanı’ndan kenti gezmeye başlamıştım. Split’in, Dalmaçya’nın en önemli merkezi olmasının sebebi tarihteki misyonuyla ilgili. Split kurulmadan önce kente yakın yerde bulunan Salona liman kenti, Dalmaçya bölgesinin yönetim yeri olarak işlev görmüş. İmparator Diocletianus yaşlandıktan sonra hayatının geri kalan zamanını geçirmek için bir saray yaptırmak isteyince, liman kenti Salona’nın elverişsizliği üzerine bugünkü Split’te karar kılmış. Sarayın güney kapısında Stjepanka Marcic’le buluşup Split’i gezmeye başlamıştık. Yarımada üzerine kurulu kentin merkezindeki sarayın kuzeyde Altın Kapı (Porta Aurea), doğuda Gümüş Kapı (Porta Argentea), batıda Demir Kapı (Porta Ferrea) ve güneyde Tunç Kapı (Porta Aenea) olmak üzere dört ana kapısı bulunuyor. Saray bölgesinde Diocletianus döneminden kalma yapıların yanında Roma sonrası ve yakın zaman yapıları da mevcut. Yine UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası olarak seçilen sarayın içinde dükkânlar, evler, restoranlar ve oteller yer alıyor.
Rehberim Marcic, sarayın içindeki yapılarda 3 binden fazla insanın yaşadığından bahsetmişti. Gerçekten de tarihi yapılar, evler hatta iki üç katlı apartmanlar ve oteller iç içe geçmiş durumda. Labirentleri andıran dar sokaklarda gezinirken yeşil panjurlu evler, binaların arasında saklı kalmış küçük meydanlar, meydanlardan yükselen müzik sesleri insanı Dalmaçya havasına sokuyor. Saray bölgesi çok sayıda tarihi yapıyla bezenmiş. Sveti Duje Katedrali’nin bulunduğu Peristil Avlusu çevresinde yer alan yapıların başında Jüpiter Tapınağı, gotik mimarinin temsili olan ve günümüzde Şehir Müzesi olarak kullanılan Papaliç Sarayı yer alıyor. Şehir Müzesi’nde sergilenen eşyalar, sanat eserleri, gotik mimari ve ortaçağ silahları beni skolastik dönemlere götürmüştü. Küçük meydanlarda yer alan irili ufaklı heykellerin çoğu ise Split’in ünlü heykeltıraşı İvan Mestroviç’e ait. Ünlü heykeltıraşın kendi elleriyle 1931’de inşa ettiği, hem atölye hem de konak olarak kullandığı ve İtalyan istilasına kadar iki üç yıl kalabildiği yapı ise Mestroviç Galerisi olarak işlev görmekte. Kentteki yapılar özellikle dağlık Braç Adası’ndan getirilen taşlardan inşa edilmiş. Adanın ikizler olarak bilinen Bol ve Supetar isimli iki merkezi var. Yaz boyunca turistlerin uğrak yeri olan adada bulunan yumuşak ve parlak taşlar nesiller boyu ünlü heykeltıraşların malzemesi olmuş.
Split aynı zamanda Dalmaçya Adaları’na açılan denizyolu trafiğinin de merkezi durumunda. Limandan Dalmaçya’nın adalarına ve çevre ülkelere günde 200’ün üstünde sefer düzenleniyor. Yüzlerce adanın yer aldığı Dalmaçya bölgesinin en fazla rağbet gören adalarının başında Braç ve tatlı şaraplarıyla, zeytinyağı, kekik, lavanta üretimiyle bilinen Hvar Adası geliyor.
Split’ten sonra Dalmaçya kıyıları boyunca süren yolculuğumda kıyıya çok yakın Trogir Adası’na bir köprüyle geçtim. Takma adı “taş güzeli” olan adanın romanesk yapısı ve sakinliği göze çarpan ilk özellikleri. Anakaraya paralel uzanan bu küçük adanın güneyine geldiğimde yine köprüyle ulaşılan başka bir ada çıkmıştı karşıma. Hangisinin ada hangisinin anakara olduğunu gezerken insan unutuyor. Anakaraya yakın, nehirlerin üzerinden değil denizin üstünden köprülerle geçilen adalar Dalmaçya’ya özgüydü. Trogir Adası’na köprüyle bağlanan Ciovo Adası’nda küçük bir yat limanı bulunuyordu. Yat limanının hemen karşısında Trogir Adası’nın güneybatısında yer alan Kamerlengo Kalesi ihtişamlı bir biçimde yükseliyordu. Adriyatik’te korunmuş en iyi romanesk-gotik mimari örneklerine sahip Trogir Adası’nda büyük bir tersane de yer alıyor. Yine de en büyük ekonomik gelir turizmden elde ediliyor.

Dalmaçya kıyılarının diğer bir önemli kenti olan Zadar’a giderken kıyıda yer alan Şibenik’i görünce kentin yapısı içine çekmişti beni. Körfezin dibinde, yüksek bir tepenin üstüne kurulu kalenin yamacından denize doğru inen kent, gezdiğim diğer yerlerden farklıydı. Bu sefer labirentleri andıran sokaklar yükselip birbirini keserek kaleye doğru devam ediyordu. Yorucu ama keyifli bir yürüyüşten sonra nihayet kaleye varmıştım. Kente ve denize hâkim kaleden görünen adaların sayısı daha fazlaydı. Körfezi sınırlandıran anakaranın uzantıları bir yerde kesiliyor ve körfez kıvrımlı bir boğaz ile Adriyatik Denizi’ne bağlanıyordu. Denizin başladığı yerde ise yine irili ufaklı adalar ardı ardına sıralanıyordu.
Zadar, Split’ten sonra Hırvatistan’ın Dalmaçya kıyılarının en büyük ikinci kenti. Güneyde Dubrovnik’le başlayan, Split, Şibenik’le devam eden yolculuğumun son noktası. Venedik etkisini diğer kentlerden daha çok üzerinde taşıyan Zadar, bir yarımadaya kurulmuş. Tarihi yapılar kentin forum denilen merkezine yayılmış durumda. Dalmaçya Bölgesi’nde 915 yılında kurulan ilk Hırvat Krallığı’na 12. yüzyılda Macarlar son verince bu sefer bölgenin yeni sahipleri ve Venedikliler arasında savaşlar başladı. Macar Kralı Ladislaus 1409’da Zadar dahil bölgeyi 100 bin Duka altını karşılığı Venediklilere satınca, bölgede İtalyan yaşam tarzı ve eserleri hâkim oldu.

Kentin doğusunda yer alan küçük balıkçı teknelerinin barınağı durumundaki Fosa Körfezi’nin sonunda yer alan Kara Kapısı’nın üstündeki St. Mark Aslanı, Venedik sembollerinin en iyi örneklerinden. Kapıdan kente girildiğinde sağda kalan meydanda büyükçe beş kuyu yer alıyor. Kentin en eski parkı da Beş Kuyular Meydanı denilen bu alanda bulunuyor. Yüksek doğu duvarları ardından başlayan kent batıya doğru uzanan sokaklar ve sokakların kesiştiği meydanlarla bezenmiş. Kentin orta yeri sayılabilecek geniş alanda Roma döneminden kalma forum alanı, eski eserlerle açık hava müzesi niteliği taşıyor. Meydanda göze ilk çarpan şey yuvarlak bir yapıya sahip Sveti Donat Kilisesi. Kenti gezerken bana eşlik eden Stjepan Felber, kilisenin daha önce forum alanında bulunan kalıntılarla kurulduğunu ve temelsiz bir yapıda olduğunu anlattı. Kilisenin hemen yanı başındaki sütun dikkatimi çekmişti. Sütunun üzerindeki oyukların zamanla doğal yollarla aşınmadan oluştuğunu düşünürken Felber, sütunun utanç sütunu olduğunu söylemişti. Geçmişte suç işleyen kişilerin bu sütuna bağlanıp halka teşhir edildiğini anlatmıştı. Doğru ya ortaçağın katı kuralları bu bölgede de geçerliydi.
Meydandan uzaklaşmış, kentin doğusunda bulunan Deniz Kapısı’ndan geçip uzun iskeleden sonra kıyıya varmıştık. Dalmaçya’da en fazla bilinen adalardan olan Paşman ve Ugljan tam karşıda seçilebiliyordu. Bu iki adayı birbirine bağlayan büyük köprü de uzaktan fark edilebiliyordu. Ugljan Adası’na geçerken Zadar’dan adanın bir parçası gibi görünen uzantının yine başka küçük bir ada olduğunu anlamıştım. Kıyıya çok yakın olan adada eski bir manastır bulunuyordu. Ugljan Adası’nı Paşman’a bağlayan köprü aynı zamanda seyir alanı gibiydi. Güneyde kalan Adriyatik Denizi’ni seyre dalarken ardı ardına sıralanan adalar illüzyon hissi uyandırmıştı. Adaların koyakları ve kayalıklarla çevrili korunaklı küçük plajlar, dünyadan uzak cennet kıyılarını andırıyordu. Akşama doğru Dalmaçya’nın bu iki önemli adasını geride bırakıp tekrar Zadar’a geçmiştim. Günbatımını kaçırmak olmazdı. Zadar’ın dünyada en güzel günbatımının izlendiği, denizin ve gökyüzünün tamamen kızıla boyandığı yerler arasında olduğu duymuştum.
Güneş, Dalmaçya kıyılarından geçip Adriyatik Denizi üstünden batıya doğru yol alırken kıyıdaki insanların sayısı da giderek artıyordu. Peter Kresimir sahili boyunca insanlar sahilin iskeleyle buluştuğu yarımadanın uç kısmına doğru ilerliyorlardı. Sahilin bu kısmında yakın zamanda yapılan iki önemli eser günbatımına ayrı bir keyif katıyordu. Kıyı zeminini oluşturan kesme taşlar bir yerde denize doğru mermer basamaklar halinde iniyordu. Deniz orguna ilk defa tanık olmanın heyecanını yaşıyordum. Basamakların altındaki ızgaralardan birbiriyle uyumlu sesler yükseliyor, dalgalar kıyıya vurdukça seslerin sayısı artıp farklı bir harmoni oluşuyordu. Hırvat mimar Nikola Basiç tarafından yapımı 2005 yılında tamamlanan eser aynı zamanda 2006 yılında Avrupa Halka Açık Mekân Tasarımı ve Şehircilik Projesi Ödülü’nü kazandı. Deniz orgunun devamında ise karanlık çöktükçe etrafa ışık tayfları saçan daire biçiminde yaklaşık 30 metre çapında zemini kaplayan başka bir tasarım yer alıyor. Cam zemin ve ışıkların kullanıldığı “Greeting to the Sun” adının verildiği bu eser yine mimar Basiç tarafından yapıldı.
Akşam güneşin geride bıraktığı mavilik giderek kızıla dönüyordu. Kızıl bir gökyüzünün altında Adriyatik Denizi daha bir sessizleşiyor, Dalmaçya kıyılarındaki adalar kızılın ve mavinin ortasında dalga orgundan yükselen harmoniye ayak uydurup yer değiştiriyor gibiydiler. Karanlık çöktükçe gökyüzünde kaybolan kızıllığın yerini sahilin zemininden yayılan ışık tayfları alıyordu. Bu görselliğe tanık olmak için gelen insanlar ışık tayfları üzerinde dans ediyordu. Geç bir gemi Dalmaçya Adaları’na yol alırken geride kalan dalgalar kıyıya vuruyor, deniz orgundan yükselen uğultular bir senfoniye dönüşüyordu. Romanesk bir coğrafyada başlayan yolculuğum romantik bir günbatımıyla son bulurken sahildeki ahengi geride bırakıp aslanlı kapıdan geçip Narodni Meydanı’ndaki kalabalığa karışıyordum.

Fotoğraf: Dubrovnik’in yüksek surları, sokak müzisyenlerine gölgelik oluyor. Topluluk, Doğu Kapısı’nda müzikleriyle tarihi kentin ziyaretçilerinin kulaklarının pasını siliyor.

Atlas Ağustos 2012 / Sayı 233

Foto Galeri

[Not a valid template]

Rehber Dalmaçya

İki ucunun arası yaklaşık 350 kilometre tutan Dalmaçya, Hırvatistan’ın Adriyatik kıyılarında uzanıyor ve dar bir kıyı şeridiyle yüzlerce adadan oluşuyor.

Nasıl gidilir
THY Zagreb’e her gün, Split’e ise pazar ve pazartesi hariç diğer günler İstanbul’dan direkt uçuyor. Croatia Airlines (Hırvatistan Havayolları) THY ile Zagreb’e kadar ortak uçuş yapıyor.
THY    444 0 849
www.thy.com.tr
Hırvatistan Havayolları
212- 513 26 67
www.croatiaairlines.com

Vize
Hırvatistan’a gidecek Türk vatandaşlarının vize alması gerekmiyor. Hırvatistan’da 90 güne kadar vizesiz kalabiliyorsunuz.
Hırvatistan Büyükelçiliği
312- 446 08 31
www.tr.mvp.hr
İstanbul Başkonsolosluğu
212-293 54 67

Para
Hırvatistan’ın resmi para birimi kuna, “KN” kısaltmasıyla gösteriliyor.  1 avro 7.5, 1 dolar 6.1 kuna ediyor. Otel ve restoranlarda kredi kartı kullanımı yaygın. Küçük ölçekli pansiyonlarda ise nakit ödeme yapmanız gerekiyor.

Telefon
Hırvatistan’da uluslararası görüşmeler kulübelerden telefon kartıyla rahatlıkla yapılabiliyor.
Hırvatistan’dan Türkiye’yi arama
00-90 + alan kodu + numara
Türkiye’den Hırvatistan’ı arama
00-385 + alan kodu + numara

Ulaşım
Hırvatistan Havayolları ülke içinde Zagreb, Zadar, Split, Dubrovnik, Pula ve Osijek’e uçuyor. Zagreb-Split arası uçuşlar 1 saat sürüyor ve yaz aylarında günde 4 sefere kadar çıkıyor. Adriyatik sahil şeridi üzerindeki Split’e Zagreb’den 5, Dubrovnik’ten 4 saatte araba ile ulaşmak mümkün.
Dalmaçya kıyılarındaki kentler ile adalar arasında feribot ve gemi seferleri mevcut. Rijeka-Rab-Zadar-Split-Hvar-Korçula-Dubrovnik ana feribot hatları. Split Dubrovnik arası yapılan feribot seferlerinde en ucuz bilet 16 avro. Kamaralarda ise fiyatlar 37 avrodan başlayıp 67 avroya kadar çıkıyor. Otobüs ile de Zagreb’e 8 saat süren rahat bir yolculuk yapılabiliyor. Split’ten çevredeki birçok adaya gemi seferi var. Otobüs terminalinin karşısındaki rıhtımdan Jadrolinija gemileri ile adalara ulaşmak mümkün.
Jadrolinija    1-487 33 07
www.jadrolinija.hr
G & V Line    20-313 119
www.gv-line.hr
M/Y Kapetan Luka    20-711 156
www.krilo.hr

Oto kiralama
Ülkeyi dolaşmanın en keyifli ve konforlu yolu araba kiralamak. Dört kişi bir aracı paylaştığında yol masrafı hemen hemen toplu taşımaya harcayacağınız parayla aynı miktara geliyor. Özellikle adalarda toplu taşıma yok denecek kadar az. Dalmaçya kıyılarında araba kullanırken hız limitlerine ve virajlara dikkat etmek gerekiyor. Kıyı boyunca yol gidiş ve geliş olmak üzere sadece iki şerit. Merkezleri gösteren tabelalarda kilometre yazmıyor. Bu nedenle yola çıkmadan önce iyi bir harita edinmek gerekiyor. Karayolunda hız limiti 80, yerleşim yerlerinde 40, otoyolda 130. Trafik polislerinin ne zaman karşınıza çıkacağı belli olmuyor. Sadece otoyollarda geçiş ücreti alınıyor.

Konaklama
Hırvatistan’da da otel fiyatları sezona göre değişiyor. Temmuz ve ağustos fiyatların en yüksek olduğu aylar. Turizm ofisleri otel rezervasyonu yapmıyor, ancak bütçenize uygun otellere yönlendiriyor. Pansiyonlar otellere göre çok daha uygun fiyatlı ve rahatlıkla kalınabilecek seçenekler arasında. Özellikle küçük bölgelerde, halkın yaşam tarzını yakından görebilmek açısından ilginç seçenekler sunuyor. Bir diğer seçenek de oda ya da apartman dairesi kiralamak. Bu otele göre çok daha hesaplı oluyor. Alternatif konaklama isteyenler deniz fenerlerinde kalabilir. Ülkedeki tarihi deniz fenerlerinin bir kısmı pansiyona dönüştürülmüş.
Hırvatistan Hostel Birliği
1-48 29 291
www.hfhs.hr

Dubrovnik
Dubrovnik Palace    20-430 830
www.alh.hr/en/hotel-dubrovnik-palace
Hotel Bellevue    20 -330 000
www.alh.hr
Hotel Excelsior    20-35 33 53
www.alh.hr
Hotel More    20-494 200
www.hotel-more.hr
Konmpas    20-435 777
www.hotel-kompas.hr
Valamar Club    20-448 249
www.valamar.com
Komodor    20-414 186
Lero    20-332 122
www.hotel-lero.hr
Adriatic    20 433 600
www.hotelimaestral.com
Vila Micika    www.vilamicika.hr
Dubrovnik Youth Hostel
20-423 241
Ev & Oda Kiralama    98-170 18 52
www.apartmentsindubrovnik.com

Split
Atrium    21-200 000
www.hotel-atrium.hr
Slavija    21-347 053
www.hotelslavija.hr
Hotel Bellevue    21-347 175
www.hotel-bellevue-split.hr
Hotel Park    21-314 755
www.hotelpark-split.hr
Hotel Globo    21-481 111
hotelglobo.com
Peristil    21-329070
www.hotelperistil.com
Camping Split    21-325 426
www.campingsplit.com
Golly&Bossy    www.gollybossy.com

Şibenik
Solaris Beach Resort    22- 361 001
www.solaris.hr
Panorama    22-213  398
www.hotel-panorama.hr
Globo    22-200 217
www.hostel-globo.com

Zadar
Bastion    23-494 950
www.hotel-bastion.hr
Mediteran    23-337 500
www.hotelmediteran-zd.hr
Zadar Youth Hostel    www.hfhs.hr

Hvar
Hotel Park Hvar    21- 718 337
www.hotelparkhvar.com
Hotel Adriana    21-750 201
www.suncanihvar.com
Hotel Croatia    21-742 400
www.hotelcroatia.net
Apartmani Dujmovic    21-741 285
www.accommodation-
dujmovic-hvar.com
Auto Camp Vira    21-741 803
www.campingvira.com
Camp Lilly    21-745 775
Dalmaçya mutfağı
Dalmaçya mutfağı Akdeniz yemek kültürünün izlerini taşıyor. Zeytinyağı ile hazırlanan deniz ürünleri restoran mönülerinde büyük yer kaplıyor. En bol bulunan deniz mahsullerinin başında kalamar (lignje), ıstakoz, ahtapot, midye, karides, mürekkepbalığı, uskumru, hani balığı geliyor. Deniz ürünleriyle hazırlanan özel soslu salatalar (hobotnica na salatu) ve makarnalar oldukça lezzetli. Türk mutfağındaki kebabın karşılığı “cevapcici”. “Knoba” adı verilen restoranlarda geleneksel Hırvat yemekleri servis ediliyor. Adriyatik adalarının çoğunda şarapçılık yapılıyor. Çok kaliteli şarapların yanı sıra marketlerde çok hesaplı fiyatlara şişelenmemiş sofra şarabı da bulabilirsiniz.
Gezilecek yerler
Dalmaçya kıyılarında ve adalarda mimari ve doğal doku çok iyi korunuyor. Adriyatik’in hemen hemen her noktasında denize girilebiliyor. Gezi rotanızda planlamadığınız birçok yerde mola vermek isteyeceğiniz için zamanınızı iyi ayarlamanızı öneririz.
Dubrovnik: Dalmaçya kıyıları gezisine kıyıda yer alan en eski kentlerden Dubrovnik’le başlanabilir. Ortaçağ mimarisini bütün canlılığıyla içinde barındıran kent aynı zamanda son yıllarda Avrupa’nın ve Türklerin en gözde tatil yerlerinden biri. Tarih, doğa ve kültürel yapıyla iç içe bir yolculuğun ilk basamağı Dubrovnik olabilir. Eski kentin yer aldığı sur içinde kalan Stari Grad ızgara biçimindeki dar sokaklardan, üç dört katlı yapılardan oluşuyor. Sur içinde çok sayıda müze ve kilise yer alıyor. Dar sokaklarda ve Strabun Caddesi üzerinde yer alan küçük dükkânlarda hediyelik eşyalar ve kente özgü takılar sergileniyor. Ara sokaklardaysa birbirinden farklı restoranlar ve kahveler yer alıyor. Restoranlarda sunulan yemeklerin çoğu kente ve bölgeye özgü mutfak kültüründen oluşuyor. Dubrovnik’e özel “risotto” yemeği kesinlikle denenmeli.  Ağırlıklı olarak deniz ürünleriyle yapılan yemekler çok lezzetli. Özellikle şaraplarıyla ünlü bölgede yemekle beraber şarap tercih edilebilir. Fiyatlar ise gayet uygun. Güzel bir öğlen veya akşam yemeği için ödenen fiyat 70 ile 150 kuna arası. Türk parasıyla 20-50 lira. Sur dışında kalan Lapad bölgesi eski kente göre daha sakin. Yazlık evlerin, pansiyonların ve çok sayıda lüks otellerin yer aldığı Lapad bölgesinin kente uzak yerlerine otobüsle rahat bir şekilde ulaşılabiliyor. Konaklamak için sur içinde de pansiyonlar, hosteller ve küçük oteller yer alıyor. Tarihle iç içe bir konaklama için Stari Grad (Eski Kent) tercih edilmeli.
Dubrovnik’ten Dalmaçya kıyısında yer alan Split, Şibenik ve Zadar’a gün içerisinde marinaya yakın otogardan otobüsler gidiyor. Yaklaşık her saatte otobüs bulmak mümkün. Yine de önceden turizm ofisinden otobüs saatlerini gösteren çizelgeler alınmalı. Çünkü bazen gün içinde ulaşım aksayabiliyor.
1 Eylül’e kadar Orsula Park’ta canlı müzik, 25 Ağustos’a kadar Dubrovnik Yaz Festivali, 2-4 Ağustos Re-Vel-In Festival, 17-19 Ağustos Noir Festival Dubrovnik’te yaz boyu yapılacak sanat ve kültür etkinliklerinden sadece birkaçı.
Dubrovnik Turizm Ofisi
20- 640 555
www.tzdubrovnik.hr
Makarska: Split’e giderken kıyı boyunca irili ufaklı yerleşim yerleri bulunuyor. Makarska bunların arasında küçük bir koyda yer alan yerleşim yeri. Daha çok yerli turistlerin tercih ettiği Makarska diğer yerlere göre daha sakin. Üstelik fiyatlar da daha hesaplı. Denize doğru uzayıp giden yarımadanın en uç kolundaki Aziz Peter heykeli görülmeye değer. Elinde kentin temsili anahtarını tutan ihtişamlı heykel kente hâkim bir konumda bulunuyor. Makarska Split’e çok sık otobüs seferi yapılıyor. Yolculuk yaklaşık 1 saat 15 dakika sürüyor.
Makarska Turizm Ofisi
21-612 002
www.makarska-info.hr
Split: Bir saray kenti olan ve aynı zamanda Hırvatistan’ın başkent Zagreb’den sonra ikinci büyük kenti olan Split, nüfusu ve sahip olduğu deniz ulaşımı ağıyla daha hareketli bir kent. Kentin eski bölgesini oluşturan Diocletianus Sarayı içinde yer alan yapılar görülmeye değer. Bunlardan en ilgi çekici olanı Jüpiter Tapınağı.
Akşam Split’teki meydanlarda sürekli müzik sesi yükselir. Meydanları saran tarihi yapılara, sütunlara sırtınızı dayayıp ya da açık alanı olan restoranlarda yemeğinizi yerken buna tanık olabilirsiniz. Split Dubrovnik’e göre fiyat açısından biraz daha makul. Saray içinde yer alan pansiyonlarda, otellerde kalınabilir. Split’ten Dalmaçya adalarına günün her saati hatta yarım saatte bir vapur seferleri düzenleniyor. Deniz ulaşımı çok rahat. Split Yaz Festivali 14 Ağustos’a kadar devam edecek.
Split Otogarı    www.ak-split.hr
Split Turizm Ofisi    21-348 600
www.visitsplit.com
Hvar: Adayı dolaşmaya Trg Sveti Stjepana Meydanı’ndan başlamalı. Meydanın hemen yanındaki  Tophane binasının önünden devam eden sahil yolu boyunca yatlar ve hoş binalar arasından Franciscan Manastırı’na ulaşılıyor. Müzeye dönüştürülen katedralde 1520 yılında basılan denizcilik haritaları, eski paralar ve 1580’lerin tabloları görülebilir. Biraz daha kuzeye doğru devam edildiğinde karşımıza Vukasinovic’in Sarayı ve 15. yüzyılda yapılan Gargurovic Sarayı çıkıyor. Stjepan Katedrali şehrin bir diğer sembolü. Katedralin etrafını dolaşarak kaleye çıkan yol üzerinde şehrin manzarası gerçekten harika. Kaleden dönüş yolunda şehrin sokakları arasında birçok küçük kilise, eski evler ve kahveler bulunuyor. Çevredeki küçük adalarda yüzmek isteyenler için Tophane’nin önünden adalara düzenli motor seferleri var. Meydanda ve liman yolu üzerinde birçok restoran bulunuyor. Deniz kenarında sıralanmış bu hoş restoranlarda yerel yemekler, balık ve pizalar servis ediliyor. Sualtını sevenler Dalmaçya kıyılarında bol bol dalabilirler. Ağustos ayı boyunca düzenlenen yaz festivalinde birçok etkinlik yapılacak.
Hvar Turizm Ofisi    21-741  059
www.tzhvar.hr
Komiza (Vis Adası): Split’ten feribot ile ulaşılıyor. Feribot seferleri aylık değişmekle birlikte yaz aylarında sık sık sefer oluyor. Vis’e ulaştıktan sonra hemen feribotun yanından kalkan otobüs ile Komiza’ya gidilebiliyor. Sabah kahvaltısı için sahil yolundaki fırından kurabiyeler alarak ada halkının yaptığı gibi kahvelerde oturup kahvaltı ederek güne güzel bir başlangıç yapabilirsiniz. Adanın çevresi dalış için ideal.
Komiza Turizm Ofisi    21 -713 455
www.tz-komiza.hr
Korçula Adası: Dalmaçya sahillerinin en güzel adalarından biri sayılan Korçula, ünlü seyyah Marco Polo’nun doğum yeri olmasıyla ünlü. Hvar Adası’ndan ya da Split ve Dubrovnik gibi liman şehirlerinden Korçula ve diğer Adriyatik adalarına karşılıklı feribot seferleri düzenleniyor. Arabayla gelmek isteyenler adaya en yakın liman Orebic’ten küçük feribotlarla adaya ulaşabilir. Korçula adanın merkezi. Kentin kalesi ve surları Adriyatik’in doğu kıyılarını kontrol amacıyla 13. yüzyılda inşa edilmiş. Marco Polo’nun Evi, Şehir Müzesi ve St. Marco Katedrali’ni görmeden dönmeyin. Korçula’ya yaklaşık 7 kilometre mesafedeki Lumbarda, Grk şaraplarının üretildiği bağlarıyla ünlü. Merkezden Vela Luka’ya giden yol üzerinde Pupat, Cara, Blota yerleşimleri bulunuyor. Bu yerleşimlerden her biri en azından yarım saat mola verip, gezilmeyi hak ediyor.
Korçula Turizm Ofisi    20- 71 57 01
www.visitkorcula.net
Mljet Adası: Doğa ile baş başa kalmak isteyenlerin adresi Mljet Adası. Ulusal park ilan edilerek koruma altına alınan ada, Roma dönemi kalıntılarına da ev sahipliği yapıyor. Çam ormanlarıyla kaplı yemyeşil tepeleri ve denizden gelen tuzlu suyla oluşmuş akvaryum gibi berrak gölleriyle insana huzur veriyor.
Mljet Turizm Ofisi    20-746 025
www.mljet.hr
Trogir: Split’ten sonra Şibenik’e doğru kıyıda küçük bir yerleşim yeri gibi görünen ama aslında bir ada olan Trogir’e mutlaka uğranmalı. Anakaraya küçük bir köprü ile bağlanan Trogir Adası Adriyatik’in romanesk-gotik mimarisinin en güzel örneklerine sahip. Trogir Adası’nın güney kapısına geldiğinizde başka bir köprüyle bağlanan Ciovo Adası görülür. Ardı ardına birbirine köprülerle bağlanan kimi Dalmaçya adalarına güzel bir örnektir. Büyük ve tamamen turistlere hitap eden kentlerden küçük yerleşimlere gidildikçe konaklama, yemek gibi hizmetlerin ücretleri de düşüyor. Trogir ve Ciovo Adası bütün bunları bir arada bulabileceğiniz bir yer.
Trogir Turizm Ofisi
http://tztrogir.hr
Şibenik: Trogir’den sonra Zadar’a doğru Şibenik kenti kesinlikle görülmesi gereken bir yer. Geniş bir körfeze kurulu kent diğer Dalmaçya kentlerinden farklı olarak tepede yer alan kaleden denize doğru inen labirenti andıran sokaklardan oluşuyor. Şibenik Körfezi’ne dökülen Krka Irmağı üzerinde milli park yer alıyor. Park alanı Krka Irmağı boyunca sürüyor. Parkta birbirinden güzel şelaleler, doğal ve berrak havuzlar, ırmak kenarındaki köylerde manastırlar yer alıyor. Bitki ve hayvan çeşitliliği açısından da çok zengin olan milli park için bir gün ayırmak yeterli. Milli parka Şibenik’ten rahatlıkla gidilebiliyor.
Şibenik Turizm Ofisi    22-212 075
www.sibenik-tourism.hr
Zadar: Hırvatistan sınırları içinde yer alan Dalmaçya kentlerinden farklı olarak geniş bir düzlükten oluşan yarımada üzerine kurulu Zadar. Roma İmparatorluğu döneminden kalan forum mimarisi kenti şekillendirmiş. Kentin doğusunda ve batısında yer alan iki ana kapının bulunduğu surların dışında kent çevresi açık bir konumda. Açık hava müzesini andıran forumW, kentin merkezi sayılıyor. Foruma açılan sokaklarda yer alan restoranlarda ve meydanları süsleyen renkli kahvelerde soluk alınabilir. Zadar’ın çok yakınında bulunan Ugljan ve Paşman adası kesinlikle görülmeli. Zadar İskelesi’nden yarım saatte bir vapurlar kalkıyor. Günbatımında geçecek zamanı Peter Kresimir sahiline ayırmak gerek. Yarımadanın en ucunda kalan bölgede dünyadaki en güzel günbatımı manzaralarından birine tanık olmak mümkün. Sahilin bu bölgesinde denize doğru mermer basamaklardan yapılmış bir deniz orgu bulunuyor. Dalgalar kıyıya vurdukça basamakların altından gelen uğultular yine yakın yerde yer alan “Greeting to the Sun” denilen, zemine yapılmış tasarımdan yayılan ışıklarla ayrı bir harmoni oluşturuyor. Günbatımında gökyüzünü ve Dalmaçya adalarını saran kızıllık, deniz orgundan gelen sesler ve zeminden yayılan renkli ışıklarla romantik bir hava yaratıyor.
Zadar Turizm Ofisi    www.tzzadar.hr
Dalmaçya Turizm Ofisi    21-490 032
www.dalmatia.hr
Acil    112

Paylaş: