Kafkasya, Halklar Tapınağı

Kafkasya, Halklar Tapınağı

Kafkasya, Rus işgalinden önce yerli halkların ve büyük göç hareketleriyle gelip bu bölgeye yerleşmiş toplumların bir arada yaşadığı bir halklar deryasıydı. Etnik ve dinsel çeşitliliğiyle zengin bir kültürel kimliğe sahipti.

Yazı: Murat Papşu/Fotoğraflar: Kerem Yücel

Çerkesler
Kendilerini Adığe olarak adlandıran Kuzey Kafkasya’nın yerli halkıdır. Rusçada yaşadıkları idari birimlere göre farklı adlandırılırlar. Adıgey’de yaşayanlar “Adıgeyli”, Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’ndekiler “Çerkes”, Kabardey-Balkar’dakiler “Kabardey” (Kabardin) ve Karadeniz kıyısında yaşayanlar “Şapsığ” halklarıdır. Türkiye’de ve Ortadoğu’da ise diğer Kafkas halkları da genellikle Çerkes olarak adlandırılır.
Çerkesya veya Çerkezistan 19. yüzyılın başlarında Azak ve Karadeniz kıyılarından Terek Nehri havzasına kadar uzanıyordu; kuzey sınırı Kuban Nehri’ydi. Rusya’nın işgalinden sonra bu isim haritadan silindi. Çerkesler 19. yüzyıl başında Çemguy, Bjeduğ, Jane, Hatukay, Mahoş, Mamheğ, Abzeh, Şapsığ, Natuhay, Ademiy, Yegerukay, Besleney, Kabardey ve Ubıh alt gruplarına ayrılıyorlardı. Savaş ve sürgün sonunda bazıları kayboldu veya diğerlerine karıştı. Bazı araştırmacılar Ubıhları, ayrı bir dilleri olmasını esas alarak ayrı bir etnik grup sayar. Bugün Çerkesler kökenlerinin hangi alt gruba ait olduğunu bilseler de bunların ayırt edici özellikleri kalmamıştır.
Çerkesler Sünni Müslümandır. 16. yüzyıldan itibaren Osmanlı ve Kırım Türkleri aracılığıyla İslâm’ı benimsemişlerdir.

Abhazlar/Abazalar
Karadeniz kıyısındaki Abhazya’da yaşayanlar “Abhaz”, Kafkas Dağları’nın kuzeyinde, bugün Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nde yaşayanlar ise “Abaza” (Rusçada Abazin) olarak adlandırılır. Ancak Türkçede bu ayrım yoktur, her iki grup da Abaza olarak adlandırılır. Son yıllarda Abhaz adının yaygınlaşmasıyla bu konuda karışıklık yaşanmaktadır.
Abhazların anavatanı Kafkas Dağları’yla Karadeniz kıyısı arasında, kuzeyde Psou Nehri’yle güneyde İngur Nehri arasında bulunan Abhazya’dır. 19. yüzyılda savaşa katılan ve sürgün edilenler kuzeyde, Bzıp Nehri’nin ötesinde ve dağlarda yaşayan Abhaz topluluklarıdır (Sadz, Bzıp, Ahçipsou, Aibga, Pshu, Tsabal). Dağların kuzeyindeki Abazalar 1850’lere kadar Büyük ve Küçük Laba, Hodz ve diğer nehirlerin yukarılarında yaşıyordu. Bu tarihten itibaren dağlardan düzlük bölgelere yerleştirildiler. Abaza nüfusunun çoğu Osmanlı topraklarına sürgün edildi. Bugün Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nde 13 büyük köyde yaşıyorlar. Abhazların Abhazya’da nüfusu 120 bin, Rusya Federasyonu’nda Abazaların nüfusu ise 43 bindir. En büyük diyaspora Türkiye’dedir.
Abhazlar iki dinli bir halktır. Erken Bizans döneminden beri Hıristiyanlığı kabul etmiş Abhaz Prensliği dışındaki Abhazlar, 16-17. yüzyıllardan itibaren Osmanlı etkisiyle Müslümanlığı benimsemiştir. Kuzeydeki Abazaların ve Türkiye’dekilerin tamamı Müslümandır.

Çerkesler için at yoldaş gibidir. Atı sadece binmek için yetiştirirler ve sadece aygırlara ve iğdiş edilmiş atlara binerlerdi.

Çerkesler için at yoldaş gibidir. Atı sadece binmek için yetiştirirler ve sadece aygırlara ve iğdiş edilmiş atlara binerlerdi.

Karaçaylar ve Balkarlar
Kuzey Kafkasya’nın Türkçe konuşan halkı. Kendilerine Tavlu (Dağlı) derler. Karaçaylar ve Balkarlar coğrafi ve idari olarak ikiye ayrılmış aynı halktır. Karaçaylar Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nde, Balkarlar Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde yaşarlar. Geleneksel yerleşimleri dağların iki tarafındaki yüksek vadilerde bulunur. Her iki bölgede Çerkeslerle birlikte yaşarlar. Tamamı Müslümandır.
Yaşadıkları bölgeler 1820’lerde Rusya’nın hâkimiyetine girdi. 1860’lardan 1900’lerin başına kadar Osmanlı topraklarına göçleri küçük gruplar halinde sürdü. Karaçay-Balkar diyasporası bugün Türkiye, Suriye ve ABD’de varlığını sürdürmektedir.
Kafkasya’da Karaçaylar ve Balkarlar 1944’te Orta Asya’ya sürgün edilip 14 yıl sonra geri dönmüşlerdir. Rusya Federasyonu’nda Karaçayların nüfusu 218 bin, Balkarların 113 bin kişidir (2010). Sürgünden dönmeyen 4-5 bin kişi de Kazakistan ve Kırgızistan’da yaşamaktadır.

Çeçenler ve İnguşlar
Çeçenler ve İnguşlar Kafkasya’nın yerli halklarıdır. Çeçenler kendilerine Nohçiy (tekil Nohço), İnguşlar Ğalğay (tek. Ğalğa) adını verirler. Çeçenler Çeçenistan dışında Dağıstan’da, İnguşetya’da ve Gürcistan’ın Ahmet bölgesinde (Pankisi Vadisi) yaşarlar. İnguşların İnguşetya dışında Kuzey Osetya’da 28 bin kişilik nüfusu vardır.
Kafkas-Rus Savaşı sırasında veya sonrasında Çeçenler ve İnguşlar toplu sürgüne uğramadılar, fakat 1865 yılında, başka bölgelere zorunlu iskâna tabi tutulan 5 bin kadar Çeçen ve İnguş ailesi Musa Kunduh tarafından Osmanlı topraklarına getirildi. Anadolu’da Kars, Yozgat, Sivas, Kayseri, Muş, Maraş, Adana vilayetlerine ve Halep Sancağı’na yerleştirildiler. Bugün Anadolu’da 25 kadar köyde, ayrıca Suriye ve Ürdün’de yaşıyorlar. Diyasporada nüfusları daha az olan İnguşlar da genellikle Çeçen olarak bilinirler.
Çeçen ve İnguşlar 1944 yılında Stalin tarafından Kazakistan’a ve Sibirya’ya sürgün edildiler, 1957’de geri döndüler. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yaşanan iki savaşta büyük bir Çeçen nüfusu Rusya’nın değişik bölgelerine ve diğer dünya ülkelerine dağıldı. Toplam Çeçen nüfusu 1,5 milyon, İnguş nüfusu ise 450 bindir (2010).
İslam diniyle 8. yüzyılda Arap fetihleri sırasında tanışmış olsalar da 19. yüzyıl başında Kadiri ve Nakşibendi tarikatlarının yayılmasıyla din topluma tamamen nüfuz etmiştir. Aralarında farklı tarikatlar yaygın olsa da Çeçenler ve İnguşlar Sünni-Şafii’dir.

Osetler
Kuzey Kafkasya’nın orta bölgesinde yaşayan Osetler tarihteki Alanların torunları kabul edilirler. Osetler kendilerini İron ve Digoron diye adlandıran iki gruba ayrılırlar. Türkiye’de yaşadıkları bölgelerde ayrı bir halk olarak ayırt edilmezler ve yaygın biçimde Çerkes olarak adlandırılırlar.
Rusya Federasyonu’nda Kuzey Osetya’da ve 2008’de Gürcistan’dan bağımsızlığını ilan eden Güney Osetya’da yaşarlar. Hint-Avrupa dillerinin İran grubuna ait bir dil konuşurlar.
Osetler 12. yüzyılda Gürcü ve Bizans etkisi altında Hıristiyan olmuştur. Kuzey Osetya ve Güney Osetya’daki Osetlerin çoğu Ortodoks’tur. Çerkeslerle komşu batıdaki Digorlar Müslümanlığı benimsemiştir.
Rusya Federasyonu’nda Oset nüfusu 530 bin (2010), Güney Osetya’da ise yaklaşık 50 bin kişidir.
Osetler toplu olarak Kafkas-Rus Savaşı’na katılmamışlardır. 1865 yılında Musa Kunduh tarafından Çeçen ve İnguşlarla birlikte 5-6 bin kişilik Oset grubu Anadolu’ya getirilmiştir. Türkiye’de Sarıkamış (Kars), Erzurum, Bitlis, Muş, Yozgat, Sivas ve Tokat’a bağlı 25 civarında Oset köyü bulunmaktadır.

Dağıstanlılar
Dağıstanlı etnik değil, coğrafi bir ismi ifade eder. Büyük Kafkas Dağları’nın kuzey yamacının en doğusundan Hazar Denizi’ne kadar uzanan Dağıstan’da büyük küçük onlarca halk yaşar. Dağlık ve düzlük olarak başlıca iki bölgeye ayrılır. Dağlık Dağıstan’da Kafkas dilleri konuşan yerli halklar yaşar. Nüfus olarak en büyükleri Avarlar (850 bin), Dargiler (490 bin), Lezgiler (385 bin), Laklar (161 bin), Tabasaranlardır (118 bin). Kuzey ve doğudaki düzlük Dağıstan’da Türk halkları yaşar. Kumuklar (431 bin), Azeriler (131 bin), Nogaylar (40 bin). Çeçenistan’la sınır bölgesinde 90 binin üzerinde Çeçen de vardır.
Türkiye’de yaşayan Dağıstanlılar yoğun olarak 1860’lı yıllardan itibaren gelmişlerdir. Çoğunluğu Avar ve Lezgi’dir. Aralarında Dargi, Lak gibi daha küçük gruplar da bulunmaktadır. Anadolu’da yerleşimleri dağınıktır.

ATLAS EYLÜL 2013/SAYI:246

Paylaş: