Kapadokya, Masal ve Macera

Kapadokya, Masal ve Macera

Şaşırtıcı güzellikteki doğal yapısıyla her zaman iyi bir tercih olan Kapadokya’yı uçan bir balondan izlemek, hem masalsı hem de maceracı bir deneyim.

Yazı: Tuğba Özenbaş /  Fotoğraflar: Fatih Özenbaş

Kapadokya 1990’lı yılların başından itibaren balon uçuşlarına ev sahipliği yapıyor. Sabahın erken saatlerindeki sakin hava koşullarıyla stabil ve emniyetli uçuşlara imkân sunan nadide yerlerden biri bu bölge. Dünyanın birçok bölgesinde yılda 80-90 gün uçuş gerçekleştirilebilirken, Kapadokya’da yılın 300 günü rahatlıkla balon uçuşu yapılabiliyor. Topografik yapısı ve açık alanlarıyla Göreme Vadisi bölgede uçuşa en uygun kalkış alanı, bu nedenle balon turları yapan firmalar merkez olarak bu noktaya konumlanmış durumda. Biz de balonla yeniden keşfedeceğimiz Kapadokya’yı Göreme semalarından izlemek üzere seyahatimize başlıyoruz.
Gün doğumundan evvel, son karanlık saatte Göreme’nin merkezine çok da uzak olmayan balon kalkış alanına kısa bir süre sonra vardığımızda bizi pilotumuz Suat Ulusoy ve yer ekibi karşılıyor.
Uçuşa Hazırlık
Kalkış için seçilen alan oldukça geniş bir düzlük; çevresinde peribacaları, sıra sıra tepeler ve kalkış hazırlığı içerisindeki diğer balonlar görülüyor. Günün diğer saatlerinde oldukça sessiz ve sakin olan vadi, sabahın bu erken saatinde şaşırtıcı bir telaş içinde. Uçuşa hazırlık ritüeli, “kubbe” denilen sentetik naylondan yapılmış kısım ve halatların düzgün bir şekilde yere serilmesiyle başlıyor. Büyük bir fan yardımıyla balonun az da olsa şişmesini sağladıktan sonra pilotumuz, yere yatık olan sepetteki yerini alıyor ve ateşleme mekanizmasıyla balon içerisine alev püskürtüyor. Bu oldukça etkileyici bir an; alev, gürültülü sesiyle tekrar tekrar parlıyor. Sıcak havayla dolarak şişen balonu izlerken birazdan başlayacak olan uçuşun heyecanı doruk noktasına çıkıyor. Bize yakın bir noktadan kalkışa hazırlanan diğer balonlar artık ateşle boyanmış durumda ve büyük lambalar gibi vadiyi aydınlatıyorlar. Balonumuz artık yükselmeye hazır, sepetiyle birlikte ayakta. Sepete bağlı halatlar gergin ve yer ekibinin kontrolü altında. Onlar balonu yerde tutmaya çalışırken, pilotumuzun işaretiyle kalkışa hazır olduğumuzu anlıyoruz. Uçuş süresi ise hava koşullarına göre bir ila bir buçuk saat arasında değişiyor.
Pilotumuz sepetin tam ortasında, kendine ayrılmış bölümde, üstünde bulunan gaz ve alev çıkışını sağlayan ateşleme sistemiyle balonu kontrol ediyor. Kalkışın nasıl olacağını düşünürken, sepetin yerden yükseldiğini fark ediyorum. Düşünülenin tersine son derece dengeli ve yavaş bir şekilde havalanıyoruz. Bu noktada deneyimli pilotumuzun hakkını vermemek imkânsız. Yüzünde son derece keyifli, yaptığı işi seven bir adamın ifadesiyle yolculara balon ve gezi hakkında bilgi vermeye başlıyor pilotumuz. İlk kez yerden hızla yükselen bir balonun içerisindeyken heyecanı yatıştırmak ve uçuş hakkında detayları öğrenmek için son derece gerekli bir konuşma. Ondan aldığımız en ilgi çekici bilgi ise; 1990’lı yıllarda iki firma ve dört balon ile gerçekleştirilen uçuşların toplam yolcu sayısı 100’lerle ifade edilirken, bugün 25 firmanın günde 100 uçuş gerçekleştiriyor olması. Geçen yıl uçuş yapan turist sayısının yaklaşık 300 bin kişi olduğu bilgisi de hemen ardından geliyor. Vadide gökyüzüne yükselen balonların sayısını görünce bu rakamlar kulağa hiç de şaşırtıcı gelmiyor. Üstelik bu rakamsal ve teknik detayları dinlerken, havada asılı kalma duygusuna alışmak daha da kolaylaşıyor.

Maceranın Zirvesi
Sadece birkaç dakika sonra yolculuğumuzun en yüksek noktasındayız. Bu irtifadan Göreme Vadisi ayaklar altında. Vadinin hemen her yerinden yükselmeye devam eden onlarca rengârenk balon, bu masal diyarını büyülü bir atmosfere sürüklüyor. Bundan daha etkileyici bir manzara gördüğümü sanmıyorum… Karadan yükseldikçe artan uçuş heyecanından şimdi eser kalmadı. Artık bu güzel manzarayı izlemek ve fotoğraflamak, hiçbir düşünceye yer bırakmayacak kadar şaşırtıcı ve heyecan verici.
Güneş, peribacalarının ışıkla birlikte daha da belirginleşen siluetleri arasından kendini gösteriyor. Soluk renklerin yerini altın sarısı parlayan kayalar, Kapadokya bölgesinin hemen her yerinde görülen yemyeşil üzüm bağları, kayısı ağaçları alıyor. Artık oldukça yüksek bir noktadayız; güneydeki Göreme Vadisi’nden Ortahisar’a, kuzeydeki Zelve ve Çavuşin’e kadar çok geniş bir alan kadrajımıza giriyor. Gökyüzünden bakınca Kapadokya’nın büyüklüğü ve bölgeyi alabildiğine kaplayan volkanik çökeltilerden oluşmuş kaya formasyonları, tepe yamaçlarında görülen katman izleri çok daha belirgin.
Kalkış alanındaki balonların hemen hepsi havada, güneşle beraber ortaya çıkan canlı renkleriyle bölgeye dağılmış durumdalar; onlarca balon adeta ufak bir çocuğun elindeki küçük balonlar gibi görünüyor. Gizemli coğrafyanın üzerine yayılmış renkler, sabah sisinin üstüne yükselip gökyüzünü kaplıyor. Bu bölgeyi bir süre kuşbakışı izledikten sonra iniş için alçalmaya başlıyoruz.

Vadiye Yaklaşırken
Gideceğimiz istikâmet hava şartları ve pilotun zamanında yapacağı bazı manevralara bağlı. Artık Göreme Vadisi’ne tepeden bakmak yerine vadinin içerisinde ilerliyoruz. Peribacalarının arasından geçerken, neredeyse dokunacak kadar yakınız. Aşağıda kayalara oyulmuş evler, pencereler, patikalar, güvercin evleri, üzüm bağları, kayısı ağaçları… Buralarda yaşamış, tüm kültürlerin izlerini gökyüzünden keşfetmek kesinlikle unutulmaz bir tecrübe. Balon ile seyahatin en güzel ve eşsiz yönü, yolculuğun işte bu dakikalarında yaşanıyor. Ancak böyle bir hava aracıyla bu kadar keyifli bir vadi yolculuğu yapılabilir. Yere oldukça yakın bir mesafede ilerlerken, pilotumuz bir kayısı ağacına yanaşıyor. Birkaç saniye süren bu anın ödülü elimizle ağaçtan alabildiğimiz birkaç kayısı ile günün en eğlenceli ve sıra dışı deneyimi oluyor.

Kutlama Zamanı
Bir saatin sonunda aşağıda görünmeye başlayan yer ekibiyle birlikte, bu güzel yolculuğun sonuna gelmiş olduğumuzu anlıyoruz. Ekip iniş hazırlıklarına başlamış bile, kalkışta da olduğu gibi tatlı bir telaş içinde herkes. Pilotun, içinde bulunduğumuz sepeti taşıyıcı aracın üstüne indirmesi gerekli; ancak bu manevra bizim gibi ilk deneyimini yaşayan gözler için hiç de kolay görünmüyor. Aksine sepetin inişi ve araca oturması kalkıştan biraz daha sarsıntılı olsa da rahatsız edici olmuyor. Sabahın ilk ışıklarıyla sıcak havayla dolan balon, yükseldiği gibi şimdi de yavaşça toprağın üstüne doğru kendini bırakıyor. Sistemli hareketlerle kubbenin içindeki hava boşaltılırken, diğer tarafta farklı bir hazırlık sürüyor. Çiçeklerle süslenmiş uzun bir masanın çevresine uçuş ekibi toplanıyor ve pilotumuz, elindeki şampanya ile her balon seyahatinden sonra yaptıkları kutlama geleneğini anlatıyor. Bu ritüelin nasıl başladığıyla ilgili farklı hikâyeler anlatılsa da Montgolfier Kardeşler’inki en akla yakını geliyor. İlk balon uçuşunu 1783’te gerçekleştiren mucitler, toprağa güvenli inişlerini kutlamak için şampanya içmişler. Her balon seyahati sonrasında gelenek haline getirilen bu seremoni, balonun mucitleri için yapılan güzel bir anma töreni aynı zamanda. Kısa bir açıklamadan sonra şampanyayı patlatan pilotumuz kadeh kaldırıyor. 18. yüzyıldan beri kullanılan tarihi bir hava aracının hemen yanında maceranın sonuna çok uygun bir final yapıyoruz.
Kapadokya’da balon macerası sadece uçuş ile sınırlı değil aslında, gün doğumuna yakın uyandığınız her gün, gökyüzünü kaplayan balonların seyir keyfini yaşamak mümkün. Rüzgârın durumuna göre her gün değişebilen rotalar, aynı zamanda izlenecek farklı manzaralara da olanak sağlıyor.
Sabah balkonunuzun hemen üstünden geçen bir balonla sürprizli bir güne başlamak ya da Ortahisar’ı balonlar eşliğinde izlemek, peribacaları diyarında güne erken başlamaya değer.
Kapadokya’nın güzelliğiyle balonların masalsı görünümü arasında birbirini tamamlayan ayrılmaz bir denge var adeta. Bölgeyi gökyüzünden keşfetmek, tarihi yapıları ve doğal güzelliği çok farklı bir açıdan görmeyi sağlıyor. Balonla seyahat, seyrine doyulmaz bu doğa ve kültür harikasını ayaklar altına sererken, buralarda yaşamış toplumların izlerini de zihinlere kazıyor.

 

ATLAS TATİL 2014

Foto Galeri

[Not a valid template]

Paylaş: