Dresden: Krallar Kenti

Dresden: Krallar Kenti

Alımlı bir Alman kenti Dresden, Elbe Nehri’nin Floransa’sı sayılıyor. Yüzyıllar boyunca Saksonya krallarını ağırlayan kenti, farklı üsluplardan birçok anıt, tarihi bina ve köprü süslüyor.

Yazı: M. Türker Erşen / Fotoğraflar: Sinan Çakmak

Dresden’e “Elbe’nin Floransa’sı” da derler. Bu tür tanımlamalar her zaman isabetli olmayabilir ama bu kez tam 12’den vurmuş gibi görünüyor. Gerçekten de iki kent mimari güzellik, sanata düşkünlük, zengin tarihi arka plan ve canlı kültür ortamı açısından birçok ortak noktaya sahip ve Avrupa’nın sayılı merkezleri arasında yer alıyorlar. Nitekim Dresden ve Floransa’yı özel bir “kardeş kent” anlaşması birbirine bağlıyor ve birçok projede bir araya getiriyor.
Saksonya Eyaleti’nin başkenti Dresden, yansımaları Elbe Nehri üzerinde oynaşan alımlı bir Alman kenti. Yaklaşık 520 bin nüfusa sahip, metropoliten alan nüfusuysa 1 milyonu aşıyor. Bu özelliğiyle ülkenin önemli yerleşimlerinden biri olan Dresden ziyaretçilerine ihtişamlı bir geçmişin izlerini, Elbe Vadisi’nin güzelliklerini ve canlı bir turizm kentinin nimetlerini bir arada sunuyor.
Dresden’i anlamak için işe Brühl Terası’na çıkmakla başlanabilir. Elbe’nin güney kıyısında uzanan bu hat, kentin en ünlü manzara seyir noktası ve genellikle tıklım tıklım. Buradan nehrin akışını, artık genellikle turistleri taşıyan tekneleri, kentin köprülerini ve heybetli yapılarını izlemek büyük keyif. Ama Dresden asıl etkileyici yüzünü terasın yanı başındaki Augustus Köprüsü’nden ve nehrin karşı tarafından sergiliyor. Kuzey yakasından bakıldığında kentin tarihi çekirdeği ve zarif kulelerin çizdiği ünlü silueti gözler önüne seriliyor.
Biraz manzara keyfinden sonra köprüden güneye geri dönelim ve Dresden’in merkezi diyebileceğimiz Tiyatro Meydanı’na uzanalım. Meydanı Dresden’in en ünlü yapılarından birkaçı çevreliyor: Tarihi opera binası Semperoper, geniş sanat koleksiyonuyla dikkat çeken Zwinger Sarayı ve Katedral. Kentin etkileyici mimarisi buradan dışa doğru dalga dalga yayılıyor, yüzyıllar boyunca Saksonya krallarını ağırlayan Dresden’i farklı üsluplardan birçok anıt süslüyor.
Ne kadar gösterişli olursa olsun Dresden de diğer kentler gibi başlangıçta bir köydü. İlk yerleşim Elbe’nin kuzey kıyısında, Drezdane adıyla bir Slav köyü olarak kuruldu, adının anlamı ise “ovadaki ormanlılar”dı. Nehrin güney kıyısındaki Alman kolonisi ise 1216’da kayıtlara geçti. Slav yerleşimi daha eski olduğu halde “yeni kent”, Alman tarafı ise “eski kent” olarak anıldı ki bu adlandırma günümüzde de sürüyor. Giderek büyüyen yerleşim sonraki yıllarda Dresden adıyla Alman kültürünün önemli merkezlerinden biri, Saksonya’nın kalbi haline geldi. Mimarlık şaheserlerinin çoğu ise 1755-1836 yılları arasında yaşayan Kral Anton döneminde inşa edildi. Bütün bu güzelliğin bir dönem tamamen gözden çıkarıldığına inanmak zor ama gerçekten de çıkarıldı…
Dresden, İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarında, 13-14 Nisan 1945’te Amerikan ve İngiliz uçakları tarafından ağır şekilde bombalandı. Hava saldırıları nisan ayına kadar aralıklarla devam etti ve kent büyük bir yıkım yaşadı. “Dresden Bombardımanı” hâlâ savaşın en tartışmalı yanlarından biri olarak kabul ediliyor. O sırada Almanya artık diz çökmek üzereydi, bu kadar ağır bir saldırıya ve sivil kıyımına gerek yoktu. Üstelik bu güzel kentin bombalanmayacağına inanan siviller civar yerleşimlerden buraya akın etmiş ve nüfus iyice kabarmıştı. Ama savaş çirkin yüzünü yine gösterdi, söylendiğine göre biraz da Stalin’e güç gösterisinde bulunmak isteyen müttefikler Dresden’i aleve boğdu.
Savaşın ardından bütün kentin yıkılmasının en iyi çözüm olduğunu düşünenler bile çıktı ama neyse ki onlara kulak verilmedi. Doğu Almanya sınırları içinde kalan Dresden, zaman içinde kaybettiği anıtlarını birer birer yeniden inşa etti. Semperoper bu açıdan dikkat çekici örneklerden biri. Orijinali 1878 yılında tamamlanan Neo-Rönesans tarzındaki opera binası uzun çalışmalarla yeniden ayağa kaldırıldı ve 1985’te içinden tekrar müzik sesi yükseldi. Sahnede yankılanan ilk eserse “Der Freischütz” idi; 1945’te yıkımdan hemen önce sergilenen operaydı bu. Müzik hâlâ Dresden’in en iddialı olduğu konu, kentin salonları yıl boyunca birçok festivale ev sahipliği yapıyor.
Dresden’in sanat hazineleri, bombardımandan önce kent dışına çıkarıldığı için çoğu günümüze ulaşmış durumda. Zwinger Sarayı bu açıdan öne çıkan bir mekân; Rokoko üslubuyla yapılmış saray çok sayıda galeriye sahip, özellikle resim ve porselen koleksiyonları büyük ilgi görüyor.

Yaşayan Geçmiş
Dresden’in bir diğer ilginç yapısı “Yenidze”. Günümüzde ofis binası olarak kullanılan bu sigara fabrikası 20. yüzyılın başından kalma. Osmanlı’dan ithal edilen tütünü kullandığı için Yenice adını alan fabrikanın özelliği, cami şeklinde yapılmış olması. Saksonya’nın ortasında dev bir cami kubbesi ve minareyi andıran kuleler görmek şaşırtıcı. Kraliyet Sarayı ve geniş bahçeleri, Dresden Kalesi, Güzel Sanatlar Akademisi de başlıca ziyaret noktaları arasında. Altın Atlı heykelinin süslediği, nehrin kuzey tarafında yer alan Barok bölüm ise ziyaretçisini geçmiş çağlara götüren özel bir alan; Hotel Bülow gibi tarihi yapılar iç tasarımlarında da eskiye sadık kalıyor, Saksonya tarihini adeta elle tutulur hale getiriyor.
Ama bir Dresden seyahatinin tamamlanmış sayılması için gidilmesi gereken başlıca adres Neumarkt olsa gerek. Meydanın göz okşayan tarihi görüntüsü aslında yanıltıcı, son yıllarda aslına uygun olarak yeniden inşa edilen Neumarkt, kısa bir süre öncesine kadar koca bir boşluktu. Birçok Alman kenti gibi savaşta kaybettiği kültür değerlerini geri kazanmak için titiz bir çalışma yürüten Dresden’in kararlılığı gerçekten etkileyici. Meydanı taçlandıran Frauenkirche şimdi zarifçe çevresini süzüyor ama 1726-1743 yılları arasında yapılan bu kilise de bombardımanda yerle bir olmuştu. Frauenkirche, iki Almanya’nın birleşmesinin ardından orijinaline sadık şekilde yeniden yapıldı ve tekrar Dresden’in simgesi haline geldi.
Buharlı gemilerin turladığı Elbe, Kuzey Denizi’ne ağır ağır ilerliyor, ziyaretçilerini başka zamanlara taşıyor. Dresdenliler nehri duvarlar içine almamış, doğal yatağını elden geldiğince korumuş. Özellikle nehrin kuzey kıyısı boyunca Dresdenlilerin vakit geçirmeyi sevdiği yeşil alanlar uzanıyor. Kimi piknik yapıyor, kimi Elbe’ye girip kulaç atıyor. Suyun üzerinde Dresden’in yansımaları oynaşıyor. Nehir ve zaman akıp gidiyor ama bu kez Dresden’i geleceğe değil, kendi geçmişine geri götürüyor sanki…

ATLAS TATİL 2014

Foto Galeri

[Not a valid template]

Rehber Dresden

Nasıl Gidilir

Elbe Nehri’nin kıyısına kurulu Dresden, Almanya’nın doğusunda yer alır ve Saksonya Eyaleti’nin başkentidir. THY, Leipzig’e aktarmasız uçuyor. Dresden, Leipzig’in yaklaşık 100 kilometre güneydoğusunda. Leipzig Havaalanı’ndan Dresden’e trenle kolayca ulaşabilirsiniz. Yolculuk yaklaşık bir buçuk saat sürüyor. Berlin, Dresden arası ise trenle yaklaşık iki saat.

Rezervasyon: www.bahn.de

SunExpress, Antalya’dan Dresden’e aktarmasız uçuyor. www.sunexpress.com

Vize

Almanya’ya gidecek Türk vatandaşlarının Schengen vizesi alması gerekiyor. Almanya vize başvuruları IDATA ofisine yapılıyor. Turistik vize ücreti 60 Avro, koordinasyon ücreti için de 23 Avro ödemek gerekiyor.

IDATA 444 8493, www.idata.com.tr

Konaklama

Dresden’de her bütçeye uygun konaklama seçenekleri mevcut. Gençler ve sırt çantalılar için Elbe kıyısında kamp seçenekleri olduğunu da hatırlatalım. 1 Şubat 2014’ten itibaren şehir konseyi kararına göre 18 yaş üstü ziyaretçiler kalacakları gün başına 1.30 Avro vergi ödemek zorunda. Vergi, kalınan işletmeye ödeniyor. Turizm ofisinin resmi sitesinden rezervasyon yaptırabilirsiniz. Günlük 20 Avro’ya oda bulmanız mümkün.

Rezervasyon: www.dresden.de

Gezilecek Yerler

Dresden de çoğu Almanya kenti gibi düzenli bir toplutaşıma ağına sahip. Otobüs ve tramvay ağı kentin birçok noktasına ulaşır. Almanya’nın her yerine trenle ulaşabilirsiniz. Dresden de bisiklet dostu kentlerdendir. Özellikle kentin doğusundan batıya uzanan Elbe bisiklet parkuru çok popülerdir.

Toplutaşıma araçlarında kullanabileceğiniz ve birçok müzeye ücretsiz girebileceğiniz Dresden Card bir, iki ve dört günlük satılıyor.

İkinci Dünya Savaşı sırasında büyük yıkıma rağmen eski kent merkezi tarihi yapılarını büyük ölçüde korumuştur. Dresden’in tarihi merkezi zarif bir şekilde Elbe Nehri’nin sol kıyısında yer alır. Rönesans, barok ve 19. yüzyıldan kalan binalar kentin karakterini belirler. Elbe tarihi merkezi zarif köprülerle birbirine bağlar. Şehir merkezinde rekonstrüksiyonun en ünlü sembolü Dresden Frauenkirche tüm kente hâkim barok kubbesiyle göz alıcıdır. Altmarkt Meydanı ve Prager Caddesi mağazalar, lokantalar, kahveler ve sanat merkezleriyle çevrilidir. Saksonya hazineleri ve mücevherlerinin sergilendiği Residenzschloss ve Saray Müzesi de gezilecek yerler arasındadır.

Sanat, bilim ve tarih meraklıları için Dresden adeta bir cennettir. Kentte 40’tan fazla müze ziyarete açıktır. Türckische Cammer Müzesi’nde Osmanlı’ya ait eşyalar, çadırlar, silahlar sergileniyor. Kentin iyi düzenlenmiş, bakımlı parkları mola vermek için idealdir. Avrupa’nın en güzel su saraylarından Moritzburg, Dresden’den 10 kilometre kuzeydedir.

Önemli Telefonlar

Dresden Turizm Ofisi

+49 (0) 351 501 501

http://welcome.dresden.de

 

Paylaş: