Davraz Dağı ve Uludağ; Fırtınanın Koynunda

Davraz Dağı ve Uludağ; Fırtınanın Koynunda

Mitsubishi ile Zirvelere Yolculuk devam ediyor. Kışın çetin şartları altında Mitsubishi L200 ile yola koyulan Atlas, sisler arasında Akdeniz Bölgesi’nin Eğirdir Gölü manzaralı Davraz Dağı’na ve Kuzeybatı Anadolu’da ilkçağlardan bu yana hayranlık uyandıran haşmetli Uludağ’a tırmandı.

Yazı ve Fotoğraflar: Yıldırım Güngör

Sert karda iz açarak zirveye doğru tırmanmaya çalışıyorum. Ama fırtına gibi esen rüzgâr ve sis aşılması güç bir duvar oluşturuyor. Isparta’da Eğirdir ile Kovada gölleri arasında yükselen Davraz Dağı’ndayım. Yoğun sisten önümü bile göremiyor, körlemesine gidiyorum. Doğa bütün maharetini göstererek ilerlememi engelliyor.

Önceki gün bize eşlik eden Dağcılık Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi sevgili Durmuş Uçkun, havanın bugün de çok bozuk olacağını söylemişti aslında. Arkamdan gelen Adem Gül’e durumu bildirmek için dönüyorum. Tırmanışta bana eşlik eden Adem, Dağcılık Federasyonu’nda sporcu ve antrenör. Ancak ortada yok! O da benim gibi sisin içinde kaybolmuş. Sesleniyorum… Belli belirsiz bir cevap geliyor sadece. Çok yakınlarda olduğunu anlıyorum, ama hâlâ göremiyorum. Kısa bir süre sonra yanıma geliyor. Rüzgârın uğultusu inanılmaz. Aşağıya bakıyoruz birlikte. Sis biraz önce içinden çıktığımız telesiyej istasyonunu da yutmuş. Ayrılmadan bir arada devam ediyoruz. Adem tur kayağıyla yürüyor. Üzerine yapay fok derisi takılı tur kayağı yukarı çıkarken kaymasına da engel oluyor.

Biz yükseldikçe rüzgâr iyice sertleşiyor, ilerlemek imkânsızlaşıyor. Zirve çok yakınımızda olduğu halde göremiyoruz. Onu bulmanın başka bir yolu da yok. Adem Gül defalarca Ağrı, Erciyes, Süphan, Demavend ve Kazbek dağlarında kış çıkışları yapmış iyi bir dağcı. Bir de 7 bin metrelik zirvesi var. Benim de zirve portföyüm fena değil. Ama hava kötü olduğu zaman dağın yüksek ya da alçak olması fark etmiyor. Dağlar böyledir aslında. Ne zaman ne yapacakları asla belli olmaz. Bu olağandışı koşullar nedeniyle dönmeye karar veriyoruz.

Bıraktığımız izleri takip ederek inişe geçiyoruz. İzler neredeyse kaybolmak üzereler; biraz daha geç kalsak onları da bulamayacakmışız! Çıkışa başladığımız istasyonu sis duvarı nedeniyle ancak önüne vardığımızda görebiliyoruz. İçeri girerek tesis sorumlusu Abdullah Perçemkaya’nın yapmış olduğu çaydan içiyoruz.

Abdullah Bey burada olmaktan çok mutlu, çünkü son istasyon inanılmaz güzel bir yer. İnsan günlerce kalabilir burada. Dışarıdaki havaya bakarak “Rüzgâr her yerde rüzgârdır. Ağrı’da da Everest’te de, Davraz’da da… Esti mi böyle bir rüzgâr, kafanızı bile çıkaramazsınız dışarıya” diyor.

Fotoğraf: Davraz Dağı’na tırmanan Yıldırım Güngör yoğun sis ve tipide ilerlemeye çalıştı. Öyle ki, kocaman kayalar bile ancak ya diplerine varınca ya da üstlerine çıkınca fark ediliyordu.

Devamı Atlas’ın Mart 2016 / 276. sayısında

Atlas’ı tablet ve telefonlarınızdan da okuyabilirsiniz: App Store  Google Play

Paylaş: