Türkiye’nin 10 Tarihi Köprüsü

Türkiye’nin 10 Tarihi Köprüsü

Tarih boyunca Anadolu’nun coşkulu akarsularını aşmak için çok sayıda köprü inşa edildi. Atlas, Türkiye’nin dört bir yanından 10 tarihi köprü seçti.

Yazan: Ersin Demirel

 

Çifte Köprü / Arhavi-Artvin

CifteKopruSamsun’dan itibaren değişen doğa yapısı Doğu Karadeniz’deki illerde farklı bir yaşam biçimini zorunlu kılar. Yüksek yamaçlarda birbirinden uzak evlere ulaşımı sağlayan “varagel” adı verilen pratik bir teleferik sistemi, bölgeye özgü tahıl ambarları (serender) ve coşkun dereleri kolayca geçmeyi sağlayan köprüler bu çetin koşullarda hayatı kolaylaştırır.

Hemen tüm Karadeniz Bölgesi’nde yaygın olarak görülen kemer köprüler, inişli çıkışlı dağlık arazilere uyum gösteren yapılar. Birbirine dik konumda bağlanan iki farklı köprüsüyle Çifte Köprü, yörenin en güzel tarihi köprülerinden biri kuşkusuz. Artvin ili Arhavi ilçesi Ortacalar bucağı yakınlarındaki köprülerin ne zaman inşa edildikleri net olarak bilinemiyor ancak 1850’li yıllara tarihlendikleri tahmin ediliyor. Köprülerden biri Kamilet Deresi, diğeri ise Soğucak Deresi üzerinde yer alıyor. Her iki köprünün de uzunluğu 35,5 metre, genişliği ise 2,8 metre. Enlerinin dar olması nedeniyle köprüler sadece yaya geçişine açık.

Arılı ile Küçükköy yol ayrımındaki Çifte Köprü, geleneksel Karadeniz mimarisini yansıtan bir biçimde sivri kemerli, tek gözlü ve kesme taş malzemeyle inşa edildi. Bu tarihi yapılar zamanında Kafkasya’ya asker sevkıyatı amacıyla da kullanıldı. Mençuna Şelalesi güzergâhı üzerindeki Çifte Köprü 2003 yılında Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından restore edildi, döşeme ve korkuluk taşları yenilendi.

Fotoğraf: Muhammet Bilgi

 

Uzun Köprü / Uzunköprü-Edirne

UZUNKOPRU Yunanistan sınırına 6 kilometre uzaklıkta yer alan Edirne’nin Uzunköprü ilçesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun Trakya’daki ilk yerleşimlerinden biri. Ergene Ovası’na yayılan bereketli topraklarıyla ünlü ilçe, bazı kaynaklara göre dünyanın en uzun taş köprüsü olarak nitelendirilen Uzun Köprü’ye de ev sahipliği yapıyor.

Geniş yatağıyla bataklıklar oluşturan Ergene Nehri üzerine kurulan 174 kemerli köprü, zamanında Osmanlı ordusunun Avrupa’ya geçiş güzergâhındaki önemli noktalardan biriydi. Sultan II. Murat döneminde Mimar Muslihiddin’e yaptırılan ve 1443 yılında tamamlanan bu tarihi eserin inşası kayıtlara göre tam 18 yıl sürdü. Eski adı Cisr-i Ergene olan Uzunköprü ilçesinde yer alan köprünün bazı kemerleri sivri, bazılarıysa yay biçiminde. Köprü 1392 metre uzunluğunda, genişliği ise 5,5 metre. Selyaranları üçgen formda olan köprünün gövdesinde kabartma ve rozetler görülüyor. Ergene Nehri’nin yaz aylarındaki sakin akışı sırasında köprünün sadece orta gözlerinden su geçişi gözleniyor. Nehir sularının yükselip yatağın taştığı dönemlerde ise yayılan su Uzun Köprü’nün tüm gözlerinden akıyor ve Enez’de Ege Denizi’yle buluşuyor. Kesme taş kullanılarak inşa edilen Uzun Köprü, Osmanlı’nın son dönemlerinde yaşanan savaşlarda düşman işgali altında kaldı. Üzerinde bulunan kitabelerden biri Yunan işgalinde tahrip edildi. Diğer kitabeyse II. Abdülhamit dönemindeki köprü onarım çalışmalarının ardından ilçedeki Belediye Parkı Çeşmesi’nin üzerine konuldu. İkinci Meşrutiyet döneminde köprünün girişine ilk demokrasi anıtı olarak nitelendirilen Hürriyet Çeşmesi eklendi. Karayolları tarafından genişletilen ve hâlâ trafiğe açık olan Uzun Köprü’nün altından Ergene Nehri’nin sanayi atıklarıyla kirlenen siyah suları akıyor bugün.

Fotoğraf: Ersin Demir

 

Büyükçekmece Köprüsü / İstanbul

Buyukcekmece Büyükçekmece Gölü’nün daralarak Marmara Denizi’ne kavuştuğu noktaya konumlanan bu köprü, Büyükçekmece semti ile Mimarsinan beldesi arasındaki karayolu bağlantısını sağlıyordu bir zamanlar. Anadolu’nun çeşitli bölgelerini görkemli eserleriyle süsleyen büyük usta Mimar Sinan’ın yapıtlarından biri olan köprü, günümüzde sadece yayaların kullanımına açık.

Son derece ilginç bir tasarımı olan Büyükçekmece Köprüsü, dört ayrı köprünün birleşmesinden oluşuyor. Her biri orta noktasında en yüksek konuma ulaşan dört köprü, küçük eğimlerle birbirine bağlanıyor. İlki dokuz, ikincisi beş ve son ikisi yedişer gözlü olan köprüler, farklı biçimlerine karşın estetik bir tasarımla birleştirilmiş. Köprünün bir tarafından yürümeye başlanıldığında, dört küçük iniş ve çıkış yapılarak karşı kıyıya geçilebiliyor. Yapım çalışmaları sırasında gölün suları tulumbalarla çekilerek kazıklar çakılmış ve kurşun eritme tekniği kullanılarak bu kazıkların araları doldurulmuş. Köprü 635 metre uzunluğunda ve 7 metre genişliğinde. 1972 ve 1989 yıllarında onarılan köprü, 2010 yılı içerisinde Karayolları’nın onarım programında yer alıyor.

Köprünün yapımına Kanuni Sultan Süleyman’ın Zigetvar seferi öncesinde başlandı. Padişahın erken ölümü sonrasında tahta geçen Sultan II. Selim’in fermanıyla bir yıl içerisinde tamamlanan köprü 1567 yılında hizmete açıldı. Köprünün ilginç özelliklerinden biri de karşılıklı konsollar üzerine konumlanan kitabeli balkonları. Dönemin hattatlarından Derviş Mehmet’in eseri olan kitabenin manzum bölümünü ise Şair Hüdâi yazmış. Kitabenin solunda yer alan taştan babanın üzerinde “Abdullah oğlu Yusuf” şeklinde Mimar Sinan’ın imzası bulunuyor.

Fotoğraf: Ersin Demir

 

Bayramören Köprüsü / Bayramören-Çankırı

Filyos CayiGeçmişte taş, moloz, tuğla ve ahşaptan yapılan köprülerin yerini giderek beton ve demir konstrüksiyonlar alıyor. Eskinin yerini modern oluşumlara bıraktığı çağımızda, geçmişin günümüze taşıdığı değerlere en güzel örneklerden biri de Bayramören Köprüsü.

Sadece insanların ve hayvanların geçişinde kullanılan Bayramören Köprüsü’nün, ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmiyor. Ahşap iskeletli köprünün 19. yüzyılın ikinci yarısında yapıldığı düşünülüyor. Kesmetaş temeller üzerine kalasların yerleştirilmesiyle inşa edilen iki gözlü köprünün farklı bir mimari stili var. Çok soğuk iklimlerde buz tutma tehlikesini ortadan kaldırmak amacıyla tahta köprülerin üzeri örtülerek yan kenarları kapatılır.
Ahşap kısımlarının korunması için üzeri kiremit bir çatıyla kaplanan Bayramören Köprüsü de, bu haliyle soğuk kuzey ülkelerindeki köprüleri anımsatıyor.

Çankırı’nın Bayramören ilçesinde, Melan Çayı’nın üzerinde yer alan Bayramören Köprüsü’nün uzunluğu 50 metre, eni 3,40 metre, tabanı ile çatısı arasındaki mesafe ise 2,35 metre. Türkiye’nin en uzun ahşap köprülerinden biri olan Bayramören’in yapımında kızılçam ağacı kullanıldı. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2001-2002 yılları arasında aslına uygun olarak restore edilen köprü, yamaç paraşütü şenliklerine ev sahipliği yapıyor. Ağustos ayında düzenlenen “Bayramören Tarihi Köprü Tanıtımı ve Kaynaşma Şöleni” Bayramören’in yamaç paraşütüne elverişli doğası nedeniyle 2008’den beri Yamaç Paraşütü Dünya Kupası Ön Ayağı ve Türkiye Yamaç Paraşütü Şampiyonası başlığı altında yapılıyor. Bu yıl belediyenin başvurusu kabul edilirse Dünya Yamaç Paraşütü Şampiyonası Bayramören’de yapılacak.

Fotoğraf: Cüneyt Oğuztüzün

 

Irgandi Köprüsü / Bursa

IrgandiTürkiye’nin en güzel köprülerinden biri olma sıfatını fazlasıyla hak eden Irgandi, kemerli bir yapının üzerinde yükselen sıra sıra dükkânlarıyla benzerlerinden ayrılıyor. Otuza yakın dükkân, bir mescit ve iki ahırıyla zamanının el sanatları merkezi olan köprü, aynı zamanda bir çarşı niteliği taşıyordu. Lonca sistemine uygun yapıdaki bu çarşı, yıllar öncesinde seyyahların ve tüccarların sık sık uğradığı önemli bir ticaret alanıydı.

Irgandili Ali’nin oğlu Hacı Muslihiddin tarafından 1442 yılında inşa edilen Irgandi Köprüsü, özgün mimari stiliyle dünyanın dört çarşılı köprüsünden biri sayılıyor. Bulgaristan’ın Lofça kentindeki Osma Köprüsü, İtalya’nın Venedik kentindeki Ponte di Rialto ve yine İtalya’nın Floransa şehrinde bulunan Ponte Vecchio, üzerlerinde yer alan küçük dükkânlarıyla Irgandi Köprüsü’yle aynı kategoride değerlendiriliyor.

Gökdere üzerine konumlanan bu tarihi yapı, Bursa’nın seçkin semtlerinden Yeşil, Yıldırım ve Emirsultan’ı birbirine bağlıyor. 1854 yılındaki büyük Bursa depreminde epeyce hasar gören köprü, Kurtuluş Savaşı’nda Yunan ordusu tarafından da tahrip edildi. Belediye tarafından 2004 yılında onarılıp aslına uygun olarak restore edilen Irgandi, turistik bir mekân olarak hizmet veriyor artık. Bursa kandilleri ve bıçağı, mum çeşitleri, sedefkarlık, nakkaşlık, minyatür ve metal işleme gibi geleneksel el sanatları ürünlerinin sergilenerek satıldığı bu köprü çarşı kentin kültür merkezi konumunda.

Üzerinde yer alan nargile kahvehaneleriyle gençlerin buluşma mekânı olan köprü, “kımıldamak” anlamına gelen “ırgamak” sözcüğünden almış adını. Sarı badanalı dükkânları ve gri kemerli gövdesiyle yıllara inat hâlâ ayakta duruyor Irgandi Köprüsü.

Fotoğraf: Fatih Özenba

 

Malabadi Köprüsü / Silvan-Diyarbakır

malabadiTürkiye’nin en güzel köprülerinden biri olan Malabadi, dünyadaki taş köprüler içerisinde kemer açıklığı en geniş olanlar arasında adından söz ettiriyor. Ayasofya’nın kubbesinin bu geniş kemerin altına sığabileceğini söylersek, yapının heybetini belirtmiş oluruz. Diyarbakır Silvan yolu üzerindeki köprü, bölgede bir zamanlar hüküm süren Artukluların eserlerinden biri. Dicle Nehri’ne katılan Batman Çayı’nın üzerindeki Malabadi Köprüsü, 160 metre uzunluğunda ve 7 metre eninde. Üzerindeki kitabeden 1147 yılında Timurtaş bin İlgazi bin Artuk tarafından yaptırıldığı anlaşılan bu tarihi eser renkli taşlarla döşeli. Su yüzeyinden kilittaşına kadar olan yüksekliği 19 metreye ulaşan Malabadi’nin görüntüsü, özellikle güneşli günlerde muhteşem ışık oyunlarına yol açıyor.

Köprünün her iki girişinde, nöbetçiler ve ticaret kervanlarının dinlenmesi amacıyla inşa edilen iki oda bulunuyor. İki kapıyla girilen odaların pencereleri, geniş kemerin gövdesi üzerinde yer alıyor. Birer merdivenle odalara açılan kapılardan Batman yönündeki ayakta kalmış, diğeri ise yıkılmış. Malabadi Köprüsü’nün diğer bir özelliği de, her iki yanında bulunan selyaranların üzerindeki kabartma rölyefler. Hasankeyf ve Dicle köprülerinde de benzeri görülen bu kabartmalarda, başlarına külah takmış iki insan figürü, güneş ışıkları arasında bir insan ve aslan betimlemelerine rastlanır.

Ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin anılarında “Anadolu’da inşa edilen köprüler arasında en üstünü” diye nitelendirdiği Malabadi, 1930 ve 1956 yıllarında iki büyük onarım geçirdi. Günümüzde hemen yanına yapılan yeni köprü araç trafiğini sağlarken Malabadi Köprüsü de dinlenmeye çekildi. Karayolları tarafından 2010 yılında restore edilmesi planlanıyor.

Fotoğraf: Cüneyt Oğuztüzün

 

Belkıs (Köprüçay) Köprüsü / Antalya

BelkisMimari özelliklerini günümüze kadar eksiksiz taşıyan en önemli antik tiyatrolardan biri olan Aspendos, kusursuz görünümü ve yarım daire biçimindeki gövdesiyle görenlerde hayranlık uyandırıyor. Yaz aylarında sergilenen tiyatro oyunları ve müzik ziyafetiyle geçmiş günlerini yad eden antik tiyatronun hemen arkasında devasa sukemerleri yükseliyor. Sivri formlarıyla bu kemerler kilometrelerce ötelerden antik şehre su getirmek için kullanılıyordu.

Aynı zamanda Belkıs olarak da adlandırılan Aspendos antik yerleşiminin yakınında, Pamphylia’nın görkemli şehirlerinden Side’ye ulaşmak için kullanılan güzergâh üzerinde tarihi bir köprü yer alıyor. Yöre halkınca etrafında kurulan pazar nedeniyle Köprüpazar olarak da anılan Köprüçay Köprüsü, Köprüçay Milli Parkı sınırlarından geçen aynı isimli nehrin iki yakasını birleştiriyor. Romalılar tarafından İS 4. yüzyılın başlarında yapıldığı tahmin edilen bu yapının altından zamanında küçük gemilerin geçtiği rivayet ediliyor. En büyüğü 17 metre genişliğinde irili ufaklı yedi kemer gözünden bugün yalnızca balıkçı teknelerinin geçmesine izin veren Köprüçay Köprüsü Türkiye’nin tarihi değerleri arasındaki yerini koruyor hâlâ.

Zamanla tahrip olan köprü, Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat döneminde (1219-1236) onarım gördü. Tam orta yerinde sonradan eklenen bölümün oluşturduğu küçük dirsek Köpüçay’ı virajlı bir hale getiriyor. Narenciye bahçeleri arasındaki köprü 1999 ve 2004 yıllarında Karayolları tarafından restore edildi. 2010 yılı onarım programına alındı.

Fotoğraf: Ali İhsan Gökçe

 

Çobandede Köprüsü / Köprüköy-Erzurum

cobandedeTürkiye’de antik dönemden kalan en eski köprü buluntusuna Çorum ili Boğazköy’deki Hattuşa arkeolojik alanında rastlanıyor. Hititlerin başkentindeki bu antik köprü, İÖ 13. yüzyılda üst üste taşlar yığılarak inşa edildi. Çeşitli kavimler tarafından geliştirilen köprü mimarisi, Anadolu coğrafyasının her bölgesine yayılan taş kemer köprülerle yolların kesintisiz bağlantısını sağlayarak günümüze kadar ulaştı.

Bu tarihi köprülerden biri de Erzurum’un Köprüköy ilçesindeki Çobandede Köprüsü. Köprü, Hasankale tarafından gelen Kargapazarı Çayı’nın Köprüköy ilçesinde Aras Nehri’yle buluştuğu noktada yer alıyor. İlhanlı hükümdarlarından Gazan Han’ın veziri Emir Çoban Salduz tarafından 1298 yılında yaptırılan köprünün üzerinde yer alan üç kitabe de zamanın yıpratıcı etkilerine maruz kaldığı için deşifre edilemiyor.

İran sınırına geçiş güzergâhı üzerinde bulunan Çobandede Köprüsü önemini tarihin hiçbir döneminde yitirmedi. 130 metre uzunluğunda ve yedi gözlü olarak inşa edilen köprüden günümüze sadece altı kemer göz kalmış. Selyaranların üzerine oturtulan çokgen kulelerle dengesi sağlamlaştırılan köprü, değişik taşlar kullanılarak yapılmış. Bu farklı taşların renk harmonisi ve kuleler üzerindeki İlhanlı süslemelerini yansıtan geometrik desenler, köprüye estetik bir görünüm kazandırıyor. Köprünün halk arasında Çobandede Köprüsü olarak anılmasına yörede bulunan Çoban Abdal yatırının neden olduğu sanılıyor. Çobandede Köprüsü’nün Karayolları tarafından 2010 yılında restorasyon çalışmalarına başlaması planlanıyor.

Fotoğraf: Ali İhsan Gökçe

 

Alman (Karaisalı) Köprüsü / Karaisalı-Adana

almanKarayolu ve demiryolu taşımacılığında önemli işlevleri olan köprü ve viyadüklerin yapımı pek kolay gerçekleşmez. Doğanın geçit vermediği ıssız coğrafyalar ve vahşi kanyonlar çoğu zaman zorlar insanoğlunu. İşte bu noktada bilimsel yöntemler devreye girer ve mühendislik harikaları ortaya çıkar. Tıpkı derin bir vadiye konumlanan 200 metre uzunluğunda ve 99 metre yüksekliğindeki Alman Köprüsü gibi.

Osmanlılarla Almanlar arasında 19. yüzyılın sonlarında başlayan dostluk rüzgârları kısa zamanda ekonomik, kültürel ve sosyal anlamda bir işbirliğine dönüştü. Alman İmparatoru Kaiser Wilhelm ve II. Abdülhamit arasında yapılan anlaşmayla 1888 yılında Haydarpaşa’dan Bağdat ve Şam’a uzanan bir demiryolu hattı kurulması öngörüldü. Bu projeyle Almanlar yıllardır özlem duydukları Ortadoğu petrolüne kavuşurken, Osmanlı İmparatorluğu’nun asker sevkıyatı ve yolcu taşıma sorunu da ortadan kalkacaktı.

Haydarpaşa’dan başlayıp Eskişehir-Konya-Ereğli-Pozantı-Adana güzergâhını izleyen Bağdat Tren Hattı’nın en zor geçiş noktası olan Toroslar, projenin en önemli bölgesiydi. Belemedik istasyonunda çalışan Alman mühendis ve işçiler, 1905 yılında 12 kilometre boyunca tam 22 tünel açtı. Bu çalışmalar sırasında ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla bugün Alman Köprüsü (bazı kaynaklarda Varda) olarak anılan olağanüstü yapı inşa edildi.

Çukurova’nın sıcaklarından uzakta, Aladağlar’ın eteklerinde çam ormanlarıyla çevrili keskin vadiler arasında yer alan bu tren hattında yolculuk yapmak inanılmaz keyifli. Adana’nın Karaisalı ilçesi Kapıkaya Kanyonu mevkiindeki Hacıkırı köyü yakınlarında bulunan Alman Köprüsü, görenlerde haklı bir hayranlık uyandırıyor.

Fotoğraf: Ali İhsan Gökçe

 

Taşköprü / Taşköprü-Adana

Taskopru0270MehmetTugcuAdana şehir merkezini ikiye ayıran Seyhan Nehri üzerindeki tarihi Taşköprü, bir Roma dönemi eseri. Roma İmparatoru Hadrianus zamanında mimar Auxentus’a yaptırılan köprü, 310 metre uzunluğunda ve 11,5 metre genişliğinde. Bir zamanlar gövdesine asılı duran Latince kitabe, günümüzde Adana Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Yüzyıllarca insanlığa hizmet eden bu tarihi yapı, seller ve depremler gibi doğal felaketler yüzünden pek çok kez hasara uğradı. Bu nedenle en önemlisi 17. yüzyılda olmak üzere, çeşitli dönemlerde onarımlar gördü. Seyhan Nehri’nin sık sık taşması sonucu başlatılan ıslah çalışmalarında bazı gözleri toprak altında kaldı. Orijinali 21 gözlü olarak inşa edilen köprünün bugün sadece 14 kemer gözü kalmış durumda. İlk restorasyonlar sırasında taş korkuluklar kaldırılarak yerine metal olanlar konulduysa da, 2007 yılındaki çalışmalarda taş korkuluklar ve döşemeler aslına uygun olarak yenilendi. Halk arasında üzerinden geçtiği nehrin adıyla, Seyhan Köprüsü olarak da anılıyor Taşköprü.

Akdeniz’de dolaşan küçük ticaret gemilerinin, Seyhan Nehri yatağından köprü yakınına kadar gelebildiği eski çağlar artık geride kaldı. Çukurova’nın kavurucu sıcaklarında kuruyan Seyhan Nehri’nin üzerindeki bu tarihi anıt, yaz aylarında susuz bir geçide dönüşüyor. Seyhan ile Yüreğir ilçelerini birbirine bağlayan Taşköprü, tarihi Saat Kulesi ile modern binalar arasında kalan Adana’nın simgesi şimdi. Şehir logosunu süsleyen dev taş gövdesiyle Taşköprü, taşıt trafiğine kapatılarak sadece yayalara hizmet veriyor günümüzde.

Fotoğraf: Mehmet Tuğcu

Paylaş: