Piri Reis Ve Haritası

Piri Reis Ve Haritası

Piri Reis, Dünya haritasının 500. yılı nedeniyle UNESCO’nun kutlama ve anma programına alındı. Bu karar kapsamında İstanbul Exhibitions “Piri Reis ve 1513 Dünya Haritası: 500 Yılın Gizemi” adıyla bir sergi düzenliyor. Piri Reis’in Dünya haritasını yıllarca araştıran ve bu konuda bir de kitap yazan erken dönem kartografya tarihi uzmanı Gregory C. McIntosh, Atlas’ın konuğu olarak İstanbul’a geliyor. Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’ndeki Piri Reis sergisine katılacak olan Gregory C. Mcintosh ile bir söyleşi yaptık.

Söyleşi: FERAY COŞKUN / Fotoğraf: Turgut Tarhan

Gelibolulu Muhiddin Piri, yıllardır üzerinde çalıştığı Dünya haritasını Hicri 919 yılının Muharrem ayının (Mart/Nisan 1513) bir bahar günü tamama erdirdiğinde büyük ihtimalle yüzyıllar sonra üzerinde çok tartışılacak bir esere imza attığının farkında değildi. Haritasında kendini “Hacı Mehmed’in oğlu, Kemal Reis’in yeğeni Piri Reis” olarak tanıtmış, kullandığı kaynakların çeşitliliğini anlatırken hem zaman-ı İskender’den kalma kadim haritalara, hem de Kristof Kolomb’un haritasına işaret etmiş idi. Miladi takvime göre 1513 yılında tamamladığı eserini 1516-1517 yıllarındaki Mısır seferi esnasında Yavuz Sultan Selim’e sundu. Eserin bundan sonraki seyr-ü seferinin ayrıntılarını bilemiyoruz. Ancak bir noktada, harita tek parça olmaktan çıktı ve sadece Yenidünya’ya odaklanan kısmı elimize ulaşabildi.

9 Kasım 1929’da Topkapı Sarayı’nın müzeye dönüştürülmesi sırasında envanter çalışmaları sürerken Milli Müzeler Müdürü Halil Ethem Eldem, Piri Reis’in haritasına rastladı ve Fatih Sultan Mehmed’in kartografya ilgisini araştırmak üzere İstanbul’da bulunan Prof. Dr. Adolf Deismann’a gösterdi. Harita, o sıralarda tesadüfen şehirde olan ve Piri Reis’in 1526 yılında hazırladığı Kitab-ı Bahriye’si üzerine çalışan Prof. Dr. Paul Kahle’ye de gösterildi. Kahle haritanın Piri Reis’e ait olduğunu tespit etti ve haritanın varlığını 1931’de Leiden’de düzenlenen Şarkiyatçılar Kongresi’nde dünyaya duyurdu. Böylece haritanın bilim dünyası ve kartografya tarihi açısından önemi tartışılmaya başladı.

Piri Reis’in kaynakları arasında Kristof Kolomb’un haritasının da yer alması, büyük ilgi topladı ve Osmanlı’nın keşifler çağının gelişmelerini izlediğinin bir kanıtı olarak görüldü. Öte yandan, Piri Reis’ten daha önce yapılmış olan bazı Avrupa haritalarına dikkat çekilerek haritanın “çağının gerisinde” olduğu ileri sürüldü. En çarpıcı fikirlerden biri ise Piri Reis haritasının on binlerce yıl önceki Antarktika’yı yansıttığını söyleyen Prof. Charles Hapgood’dan geldi. Hapgood’a göre Piri Reis’in haritası Antarktika’nın buzullarla kaplı olmadan önceki halini tasvir etmişti ve bu yüzden de binlerce yıl öncesinde çizilmiş eski kadim uygarlıkların haritalarından izler taşıyordu. Erken modern dönem kartografya tarihi uzmanı Gregory C. McIntosh, 1513 Tarihli Piri Reis Haritası (The Piri Reis Map of 1513) adlı eserinde Hapgood’un hipotezini çürüterek, haritanın tarihselleştirilmesine büyük oranda katkıda bulundu. McIntosh’a göre Piri Reis’in haritası kendi döneminin tipik bir ürünü idi. En önemli özelliği ise Kristof Kolomb’un ikinci yolculuğunun izlerini taşıyan ve günümüze ulaşan tek harita olması idi.

Piri Reis, Alanya kıyılarını ve görkemli kaleyi haritada böyle gösteriyor. Kent hakkında ise şunları söylüyor: “Alanya’nın denizden nişanı, yüksek dağlardaki üç kuledir. Alanya ada gibi bir burundur. Burun hep dağlıktır. Dağın üzeri de hep kaledir. Alanya önü açıklıktır. Yaz günü için demir atma yeridir.”

Piri Reis, Alanya kıyılarını ve görkemli kaleyi haritada böyle gösteriyor. Kent hakkında ise şunları söylüyor: “Alanya’nın denizden nişanı, yüksek dağlardaki üç kuledir. Alanya ada gibi bir burundur. Burun hep dağlıktır. Dağın üzeri de hep kaledir. Alanya önü açıklıktır. Yaz günü için demir atma yeridir.”

Piri Reis’in 1513 tarihli haritasının 500. yılı nedeniyle Gregory C. McIntosh ile Piri Reis’in haritası üzerine bir söyleşi yaptık:

Öncelikle, kendinizi ve ilgi alanlarınızı okurlarımıza tanıtabilir misiniz?
Merhaba, ismim Gregory McIntosh. Ben kartografi tarihi ve bununla ilişkili olarak coğrafi keşifler tarihi ve araştırmaları ile ilgileniyorum. Böylesine geniş çalışma alanları içerisinde asıl ilgi alanım, geç 15. ve erken 16. yüzyıl haritaları. Elyazması ve baskı halindeki bu erken döneme ait haritalar Portekiz, İspanyol, İtalyan ve İngilizlerin Atlas Okyanusu, Amerika, Afrika, Hint Okyanusu ve Asya’daki keşiflerini betimliyor.

Sizi Piri Reis’in 1513 tarihli haritası üzerinde çalışmaya sürükleyen şey neydi? Profesyonel sebepler dışında, bu konuyu seçmenizde kişisel bir tercih söz konusu oldu mu?
Piri Reis’in 1513 tarihli haritasına olan ilgim, 1980’lerde Kristof Kolomb üzerine çalışırken başladı. Piri Reis’in, Kolomb’un çizdiği bir haritanın kopyasını kullandığına dair iddiasını öğrenince, içimde bu konu hakkında daha fazla bilgi edinme ve söz konusu iddiayı değerlendirme isteği uyandı. O zaman bu araştırmanın sadece altı haftada sonuçlanacağını sanmıştım. Ancak proje, araştırmaya ayırdığım sürenin çoğunu alacak şekilde büyüdü ve yaklaşık on buçuk yıl süren bir çalışma sonunda Piri Reis’in 1513 Tarihli Haritası (The Piris Reis Map of 1513) adıyla kitap olarak, Georgia Üniversitesi Yayınları tarafından 2000 yılında basıldı.

Sizin analiziniz, Piri Reis haritasının tarihselleştirilmesine büyük oranda katkıda bulundu. Sizce, Piri Reis haritasının, özellikle kullandığı kaynaklar açısından temel özellikleri nelerdir ve onu kendi çağının tipik bir ürünü yapan şey nedir?
Piri Reis’in haritası, portolan geleneğine göre çizilmiş bir harita. Portolan haritaları; Karadeniz, Ege, Akdeniz ve Avrupa’nın Atlas Okyanusu kıyılarını gösteren deniz haritalarıdırlar. Dikdörtgen şeklinde ve kuzey yönlü portolanlar, seyrüsefer hesabına (parakete) ve manyetik pusula denizciliğine dayanırlar. Avrupalı güçlerin coğrafi yayılımının bir neticesi olarak, 15. yüzyıl sonlarından başlayarak, portolan tarzı haritalar, geleneksel Avrupa coğrafyasının ötesine geçerek tüm dünyayı betimlemeye başladılar. Piri Reis’in 1513 tarihli haritasındaki grafik semboller, renkler ve illüstrasyonlar tipik portolan özellikleri gösteriyor. Örneğin enlem ve boylam çizgileri yok, fersah ölçü birimi mevcut, sığ yerler kırmızı noktalarla, kaya ve resifler ise çarpı ile işaretlenmiş. Avrupa, Afrika, Atlantik adaları ve Güney Amerika kıyılarına ait yer isimleri, güneye yani Hindistan’a doğru seyreden gemiler, Azorlar ve Yeşil Burun Adaları’nın keşfinden bahseden kayıtlar, efsanevi Antilya Adası, 1494 Tordesillas Antlaşması ile keşfedilen ve keşfedilecek yerlerin İspanya ve Portekiz arasında paylaşıldığını gösteren sınır çizgisi, ortaçağa ait Aziz Brendan ve Balina efsanesinin illüstrasyonu, Kuzeydoğu Afrika’daki merkezi pusula gülü gibi Piri Reis haritasında rastlanan birçok öğe, o zamana ait portolan tarzı Dünya haritalarının tipik özelliklerindendirler.

1513 tarihli Piri Reis haritası üzerindeki analizleriniz, Prof. Charles Hapgood’un (1904-1982) ve onun araştırma ekibinin varsayımlarının asılsız olduğunu ispatladı. Hapgood’un çıkarımlarından hareketle birçok fantastik fikir ortaya atılmıştı. Bize Prof. Hapgood’un argümanının zayıf noktalarını ve temel yanılgılarını anlatabilir misiniz?
Aslında bu çok uzun bir konu. Sadece Charles Hapgood’un metodunun eksik yönlerine dair bir kitap bile yazılabilir. Ama en dikkat çekici hatalarından biri olarak Hapgood’un kendi varsayımlarını haritaya adapte etmeye çalıştığından bahsedebilirim. Örneğin eski bir haritada, diyelim ki Piri Reis’in haritasında, bir kıyı şeridi Hapgood’un eşleştirmeye çalıştığı kıyı şeridine uymadığı zaman, Hapgood bunu haritacının “hatası” olarak görüyordu. Bu durumda, Hapgood haritanın kıyı şeridinde oynamalar ve yeniden tanımlamalar yaparak “hatayı düzeltme” yoluna gidiyordu. Haritaların kendine ait özel konumlandırılmaları bu şekilde değiştirildikçe, söz konusu kıyı şeritleri istenilen her konumla eşleşebilir hale geldi.

Bu durum bir tarihçinin, Kolomb’un aslında Kleopatra olduğunu «kanıtlamasına» benziyor. Tek yapması gereken Kolomb’un ismini, uyruğunu, cinsiyetini ve yaşadığı zamanı değiştirmek. Hapgood’un bilim adamlığı ve araştırma metodları öylesine üstünkörüydü ki, Eski Deniz Kralları’nın Haritaları (Maps of the Ancient Sea Kings) adlı kitabında aslında hiç de ciddi olmadığı, tüm bunların kendisine ait bir tür şaka veya aldatmaca olduğu bile söylendi. Hapgood’un metodunun en önemli eksiklerinden bir diğeriyse, Piri Reis’in harita üzerinde bir yere verdiği ismi, Reis’in bu yer hakkındaki düşüncesini yansıttığı gerçeğini tamamen görmezlikten gelerek, orayı kendi varsayımlarını destekleyecek bir isimle vermesiydi.
Son olarak bir şey daha eklemek istiyorum. Aslında Hapgood’un vardığı sonuç, yani Antarktika’da bir zamanlar varolmuş bir uygarlığın dünya haritaları çizdiği iddiası asla mümkün olmayacak bir şey değil. Ancak buradaki problem Hapgood’un eldeki verilerle bunu ispatlayamıyor olması. Tarihçileri Hapgood’un iddiaları konusunda, öncelikli olarak rahatsız eden şey de vardığı sonuç değil, acınası bir zayıflıktaki kanıtları.

Doğu Asya coğrafyasının, Batı Atlantik’e projeksiyonu açısından Piri Reis haritasının en dikkat çekici yönleri nelerdir?
Bu, Piri Reis haritasının en önemli yönlerinden biri, çünkü haritanın Kolomb’un haritası ile doğrudan bağlantılı olduğunu ve Piri Reis’in de Kolomb’un haritasını gerçekten kullandığını gösteriyor. Kolomb 1492’deki ilk seferinde Doğu Asya kıyısındaki adalara ulaştığını sandı. Küba boyunca ilerlediği ikinci seferinde ise Asya anakarasına, yani Çin’e ulaştığını düşündü. Piri Reis haritasında gördüğümüz Karayip Denizi’nde yer alan kara ve ada çizimleri ile isimlendirmeler, Kolomb’un 1495-66 yıllarında çizdiği harita ile tam bir uyum içerisinde. Bu da Piri’nin, Kolomb’un haritasından yararlandığını söylerken doğruyu söylediğini ispatlıyor. Bu çok heyecan verici, çünkü Kolomb’un haritalarından hiçbiri günümüze ulaşmadı. Piri’nin haritasının Kolomb’un haritalarından birisini kullanmış olması, Kolomb’un coğrafi fikirleri hakkında bizi bilgilendirmesi açısından özel bir öneme sahip.
Piri Reis’in haritasının neden iki parçaya ayrılmış olabileceği konusunda bir fikriniz var mı? Haritanın Doğu’yu gösteren kısmını bulmak için herhangi bir girişiminiz oldu mu?
Haritanın neden yırtılmış olabileceği konusunda hiçbir fikrim yok. Tabii bu istem dışı bir kaza sonucu meydana gelmiş de olabilir. Bunun nedenini hiçbir zaman öğrenemeyebiliriz. Ama şu da bilinen bir gerçek ki, son bin yılda üretilen parşömen eserlerden binlercesi; binlerce harita, kitap ve resim de kayboldu. Günümüze bu eserlerin sadece bazı küçük parçaları ulaşabildi ve ulaşanlardan bir kısmı da hasar görmüş durumda. Parşömenlerin kaybolması ve hasar görmesindeki en yaygın sebeplerin başında tahrip edilmeleri ve su tarafından aşınmış olmaları geliyor. Bir başka neden de parşömenlerin yeniden yazılmak veya kitap cildinde kullanılmak üzere başka amaçlarla tekrar kullanıma sokulmaları idi. Haritanın kayıp olan üçte ikilik kısmına, 1929 yılından beri Topkapı Sarayı’nda rastlanmaya çalışıldı ama ben bu konuyla bizzat ilgilenenler arasında değilim.

Piri Reis üzerine çalışmaya koyulurken hiç belli bir avantaja sahip olduğunuzu düşündünüz mü veya kendinizi dezavantajlı bir konumda bulduğunuz oldu mu? Eğer ikinci soruya cevabınız evet ise bunun üstesinden nasıl geldiniz?

Dezavantajım, haritanın dili olan Osmanlıcayı bilmememdi. Dezavantaj olarak gözüken bu meselenin üzerinden Delphi metodunu gayri resmi bir şekilde kullanarak geldim. İşe, söz konusu harita üzerinde çalışan ilk uzmanların, Prof. Dr. Paul Kahle’nin (1875-1964) 1933’te, Prof. Dr. Afet İnan’ın (1908-1985) ise 1954’te yaptıkları transkripsiyonları ve çevirileriyle başladım. Farklı birçok Türkçe sözlük kullanarak harita üzerindeki yazılar ve yer isimleri için alternatif okumalar tespit ettim. Sonra bu farklı okuma olasılıklarını değerlendirmek üzere Osmanlıcaya aşina olan meslektaşlara ve arkadaşlara gösterdim. Her birinin görüşlerini ve yorumlarını anonim bir şekilde birbiriyle paylaştım ve cevaplarını tekrar gözden geçirmelerini rica ettim. Bu yöntemin yinelenmesi haritadaki yer isimlerinin ve yazıların okunuşu konusunda oy birliğine varılmasını sağladı.

Siz, Piri Reis’in haritacılığı üzerine uzmansınız. Peki, Reis’in denizciliği üzerine ne düşünüyorsunuz?

Denizciliği mükemmel olmalı, sonuç olarak boğulmadı (gülüyor). Şaka bir yana, Piris Reis’in navigasyon ve gemi hâkimiyeti olağanüstü olmalıydı. 75 sene boyunca savaş, fırtına, kayalıklar ve rüzgâr yokluğu gibi akla gelebilecek her türlü koşulda ve tehlike altında denizcilik yaptı. Bu çok uzun bir süre. Ayrıca imparatorluk donanmasında en yüksek mevkilerden birine terfi etmesi de onun denizcilikte ne kadar iyi olduğunun en önemli ispatı. Seyir kılavuzu olarak çizdiği ve hazırladığı Kitab-ı Bahriye’si ise Akdeniz’e dair deneyim ve bilgi birikiminin ne derece üstün nitelikte olduğunu gösteren bir eser.

Son yıllarda, Batı haritacılığının ve denizciliğinin gelişmesinde Arap ve İslam dünyasının katkılarını dile getirme konusunda giderek artan bir eğilim var. Bu görüşü savunanlar arasında en başta, Frankfurt Goethe Üniversitesi Arap ve İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü’nden Prof. Dr. Fuat Sezgin geliyor. Sizin bu konuyla ilgili görüşlerinizi alabilir miyiz?
Bu gerçekten çok ilginç bir konu ve benim de son zamanlarda ilgimi çekiyor. Uzun zamandır, bazı kartografya tarihçilerinin, Arap ve İslami bilimlerin 13. yüzyılda İtalya’da portolan haritacılığının ortaya çıkmasını etkilediklerine dair görüş ve şüpheleri var. Portolan haritalarının kökeni kartografya tarihinin en gizemli konularından biri. Birkaç hafta önce, Arap ve İslami matematik bilimleri ile portolan haritalarının ortaya çıkışı arasında, daha önce farkına varıldığını sanmadığım bağlantılara rastladım. Şu an üzerinde çalışıyor olduğum diğer projeleri bitirebilirsem, Arap ve İslam dünyasının olası etkileri üzerine çalışacağım. Prof. Dr. Sezgin’in ismine aşinayım ancak eserlerini henüz okumadım. Eğer portolan haritalarının kökenini araştırmaya geri dönebilirsem okuyacağım ilk araştırmacılardan biri olacak.

Sizin de çok iyi bildiğiniz üzere, Avrupa ve İslam dünyasında üretilen haritalar ve metinler, Yenidünya’yı betimlerken, kökleri ortaçağ acaip literatürüne dayanan hayali ve egzotik öğelere de yer verdiler. Sizin Yenidünya’da konumlandırılması açısından özellikle dikkat çekici bulduğunuz bir figür, bitki veya ada var mı?

Sanırım benim için en şaşırtıcı şey, haritanın Güney Amerika kısmında görülen hayali hayvan tasvirleri oldu. Piri Reis haritasından önce bu türlerin bu coğrafyada konumlandırılmasına hiç rastlanmamıştı. Bu acaip yaratıklar, sizin de dediğiniz gibi, köklerini ortaçağ literatüründen ve Pliny ile Solinus gibi Eski Yunan yazarlarının eserlerinden alıyorlar. Genel olarak Asya, Afrika ve bazen de Hint Okyanusu’ndaki adalarda tasvir edildiklerini görüyoruz. Pliny türleri de olarak bilinen bu hayali hayvanlar, 1599’a kadar Güney Amerika’yı gösteren haritaların hiçbirinde karşımıza çıkmıyor. Bu da Piri’nin haritasından 86 yıl sonrası demek. Piri’nin Güney Amerika çiziminde temel aldığı Portekiz haritalarının günümüze ulaşmadığını biliyoruz. Piri, bu acayip yaratıkları Güney Amerika’ya transfer etme konusunda Portekiz haritalarını mı takip etti? Yoksa bu konumlandırma tamamen kendisine mi aitti? Bu hayali hayvanlar haritanın kaybolan Doğu parçasındaki Asya ve Afrika kıtalarında da yer alıyorlar mıydı? Bu soruların cevaplarını bilmiyoruz. 16. yüzyılda üretilmiş ama kaybolmuş bir sürü harita var ama onlar hakkında maalesef hiçbir bilgimiz yok.

Size ilgi çekici gelen başka bir Osmanlı haritası veya coğrafya eseri var mı? Herhangi bir erken modern Osmanlı eseri üzerine çalışmak, gelecekteki planlarınız arasında mı?
Evet, Piri Reis’in 1528 tarihli haritası. Bildiğiniz gibi bu da Piri Reis’in çizdiği ve Yenidünya’yı içeren başka bir Dünya haritası. 1513 tarihli haritasında olduğu gibi onun da sadece bir parçası elimizde. Bu harita üzerinde bazı çalışmalar yapılmış olmasına rağmen üzerinde hâlâ çalışılacak mevzular var. Umarım bir gün bu harita üzerinde çalışmak için zamanım olur.

ÇEVİRİ: FERAY COŞKUN – DİLARA GÜRLEYEN

ATLAS MART 2013/SAYI:240

Foto Galeri

Paylaş: