Merzifon Mahalleleri Canlanıyor

Merzifon Mahalleleri Canlanıyor

Türkiye’nin doğal, tarihsel ve kültürel varlıklarını korumak amacıyla 1990 yılında kurulan ÇEKÜL Vakfı, “Kent Çalışmaları” kapsamındaki projeleriyle, kültürel dokunun korunarak geleceğe aktarılmasını amaçlıyor. ÇEKÜL Kent Çalışmaları Koordinatörü Mimar Alp Arısoy ile mahalle canlandırma kavramını konuştuk.

 

ÇEKÜL, “kent” denince ne anlıyor ve nasıl bir yaklaşım sergiliyor? Bu bağlamda “bütüncül koruma” kavramını da gündeme getiren ÇEKÜL, bu yaklaşımla nasıl bir kazanımı hedefliyor?

25 yıldır Anadolu’da koruma odaklı bir kentsel değişime öncülük eden ÇEKÜL Vakfı,  tüm faaliyetlerini, odağa yörenin insanını; mahalleliyi, kentliyi koyarak düzenliyor. Bu yaklaşımla ortaya çıkan “bütüncül koruma”, ÇEKÜL için çok önemli bir kavram. Doğal mirası ve kır dokusundan çarşısına, mahallesinden yaşam kültürüne kadar, kentleri bir bütün olarak ele alıyoruz. Kentleri çizilmiş siyasi sınırlar çerçevesinde değil, doğal eşikler ve kültür havzalarını düşünerek inceliyoruz. Kent Çalışmaları biriminin etkinlik gösterdiği alanlar ve ÇEKÜL’ün yürüttüğü çalışmalar somut adım atma olarak da adlandırılabilir.

 

ÇEKÜL bünyesinde, kentsel ölçekteki bilgi, deneyim ve çalışmalarınızı “Kent Çalışmaları” başlığı altında topladığınızı biliyoruz. Kent Çalışmaları biriminizi bize tanıtabilir misiniz?

ÇEKÜL’ün “Kent Çalışmaları” birimi, ilk planlı koruma programından bugüne uzanan birikimden yararlanıyor. Yerel yönetimlerle de paylaştığımız bu birikim, sözünü ettiğimiz amaçlar doğrultusunda hedef belirleme, planlama ve uygulama aşamalarında yol gösterici oluyor.

 

Kent Çalışmaları birimi ne tür etkinlikler gerçekleştiriyor?

Kent Çalışmaları birimi, düzenlediği çalıştaylarla; kendi insanları tarafından korunan kentlere doğru atılan adımları, yerel yönetimlerin gündemine sokuyor. Günümüzde sürekli değişim ve devinim içinde olan Anadolu kentlerinin, kültür odaklı stratejiler üretmelerine öncülük etmeye çalışıyoruz. Anadolu kentlerinin geleceklerinin kültür odaklı planlanmasını hedefleyen “stratejik yol haritaları”, “doğa ve kültür öncelikli rotalar” gibi başlıklar altında yerel yönetimlerin, her türlü uygulamada yararlanabilecekleri bazı ilkeler belirliyoruz. O kentin tüm şartlarını dikkate alıyoruz ve bu amaçla katılımcı halk çalıştayları düzenliyoruz. Sonrasında bölgede gerçekleştirdiğimiz çalıştaylar ile hem halkın beklentilerini, hem de bölgenin sorunlarını detaylı bir şekilde öğrenerek yol haritamızı belirliyoruz. Bu çalıştaylarda çarşı esnafı, kentin ekonomisine yön veren sanayiciler, muhtarlar, kentin kanaat önderleri, sivil toplum örgütleri ve halk bir araya gelerek bölgenin sorunlarını tartışıyor.

Özellikle son birkaç yıldır Kadıköy, Merzifon, Osmaniye, Payas başta olmak üzere çeşitli kentlerde bütüncül bakış açısıyla çeşitli çalışmalar yürütüyoruz.  Bu merkezler için kentsel koruma stratejileri farklı ölçeklerde raporlandı ve yerel yönetimlere teslim edildi.

 

Merzifon’da önemli çalışmalara imza attığınızı biliyoruz. Süreç, Merzifon’da böyle mi işledi?

Yerel yönetimlerin, kentlerinde yapılacak koruma çalışmaları konusunda istekli olması en önemli etken. Merzifon’da da, kente bütüncül bakarak, yerel yöneticilerle kentin sorunlarını ve çözüm önerilerini hep birlikte tartışarak işe başladık.

Kentin coğrafi ve kültürel dokusuna uygun öneriler geliştirerek 2014’te Merzifon Belediyesiyle yola çıktık.  “Merzifon Canlandırma Projesi”ni oluşturduk. Merzifon’da da temel ilke; kültürel mirası ve kimliği koruyarak, bütüncül bakışla sürdürülebilir uygulamalar gerçekleştirmek oldu. Bu proje, Merzifon için yapılan eylem planının ilk ayağı olarak belirlendi.

 

Merzifon halkı da kentlerinde yaşanan bu değişim ve yeniden canlandırma çalışmalarına dâhil oluyor mu?

ÇEKÜL Vakfının girişimleriyle başlatılan koruma hareketi bugün küçük, büyük tüm kentlerde bir koruma seferberliğine dönüşmüş durumda. Merzifon halkı da bu seferberliğe gönüllü olarak katıldı.

 

Söyleşinin başında da vurguladığınız gibi, insan odaklı hareket ediyorsunuz. Canlandırma projesinin alt başlığı olarak, Merzifon’da halkın da desteğiyle insan odaklı, önemli bir projeye imza attınız: 4 Mahalle 1 Yaşam… Bize bu projeden söz edebilir misiniz?

Merzifon Belediyesi ve ÇEKÜL Vakfı işbirliğiyle 2015 yılı Mart ayından bu yana yürütülen “4 Mahalle 1 Yaşam” projesiyle, kentin geleneksel kalbi olarak tanımlayabileceğimiz 4 tarihi mahalleyi; Naccar, Eski Cami, Hoca Süleyman ve Hacıbalı’nın canlandırılmasını amaçlıyorduk. Kültürel miras odaklı canlandırma programı kapsamındaki proje, Yaşamın Kalbi, Yeşeren Mahallem, Komşu Dayanışması başlıklarından oluşuyordu. Beş pilot noktada çalışmalar yürütüldü. Bu pilot noktaların çevresinde yaşayanlarla toplantılar yapıldı ve onların ihtiyaçları, öncelikleri belirlendi. Bu pilot noktalardaki çalışmalar kapsamında üç kent bahçesi oluşturuldu, bir etkinlik alanı ve bir de çocuk oyun alanı düzenlendi. 1980’lerden sonra yaşanan hızlı kentsel dönüşüm sonucu kaderine terkedilen geleneksel merkez, ÇEKÜL Vakfının benimsediği gibi “yumuşak yenileme” yaklaşımıyla canlandırıldı. Bunu özünde kentin dokusunu korurken, o binalarda yaşayan insanların sosyal ve ekonomik faaliyetlerini de canlandırmak yatıyor. Böylece, sürdürülebilir bir ilerleme ve kendi kendini koruyan bir kent dokusu hedefleniyor.

 

Tarihi dokuyu canlandırarak ekonomik faaliyetlerin insan odaklı olarak arttığı yerlere örnek olarak nereleri verebiliriz?

Hep söylediğimiz gibi, ekonomik hareket insan odaklı düşünülmelidir. Canlanma, yapılaşma ile değil, insan hareketinin artmasıyla olur. Merzifon’da da kentin kalbi tarihi bölgesinde yer alan Yokuşbaşı Caddesi’nde canlandırma amaçlı uygulamalar yapıldı. Mahalli esnafın olduğu, eskiden en prestijli caddelerden olsa da önemini yitirmiş olan Yokuşbaşı Caddesi, aslında kentin omurgası olarak kabul edilmesi gereken yerlerdendi. Araç trafiği azaltılarak insanların orada zaman geçirmesi sağlandı.

 

Merzifon’da bu düzenlemelerin sosyal yaşama katkısı ne oldu?

Proje kapsamında kent bahçeleri de tasarlandı ve uygulamaya geçildi. Üç kent bahçesi,  bir etkinlik alanı ve bir çocuk oyun alanı mahalleliler tarafından aktif olarak kullanıldığından, özellikle yaz akşamları mahallelinin ‘semaver kaynattığı’, kamusal buluşma noktası oldu. Atıl alanlar mahalleliyle birlikte düzenlendi. ÇEKÜL Kent Çalışmaları ve Herkes İçin Mimarlık Derneği ekipleri Hacıbalı Mahallesi’nde, atık malzemeleri kullanarak bir oturma alanı tasarladı. Mahallelinin de katılımıyla, atık malzemelerle bu atıl alanlarda yapılan çalışmalar, halka yeni mekânlar kazandırdı.

 

Merzifon, bir “Kendini Koruyan Kent”. ÇEKÜL bir kenti; kültürü, değeri ve insanıyla, kendine özgü kimliğiyle geleceğe taşımak istiyor. Merzifon buna güzel bir örnek diyebilir miyiz?

Kentleri kent yapan, var oldukları coğrafyadan beslenerek ürettikleri kültürleridir. Bütün bu değerleri geleceğe taşıyamazsak, kimliksiz ve birbirine benzeyen kentler inşa etmiş oluruz. “Kendini Koruyan Kent” kavramının altında “bizi biz yapan değerler” ve kentlerimizin özgün kimliklerini koruyarak yaşatmak yatıyor.

Bir kentin sağlıklı kent tanımına girebilmesi için yürütülen belediyecilik faaliyetlerinin yaşamı kolaylaştırması gerekiyor. Sağlıklı kent; yaşlısı, çocuğu, engellisiyle yaya haklarına saygılı, aydınlatma donatıları ve kamusal alan düzenlemeleri gibi birçok uygulamayla yaşamı kolaylaştıran bir yapıya sahip olmalıdır. Bu uygulamalar, kültürel mirası koruma çalışmalarıyla bütünleştiğinde, sürdürülebilir bir canlılık kaçınılmazdır. Merzifon Canlandırma Projesi’nde de hedefimiz bu canlanmanın ve artan yaşam kalitesinin sürdürülebilir olmasını sağlamaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Paylaş: