Anasayfa Gündem

Yazar Emre Ergül

İstanbul’un en eski yapılarından Sultanahmet’teki Binbirdirek Sarnıcı, üzerindeki kontrolsüz yapılaşma nedeniyle su alıyor.

Yazı: Hanife Şişen / habervesaire.com
ATLAS Mayıs 2014/SAYI:254

İstanbul tarihi boyunca karşılaştığı su sorununu çözmek için inşa ettiği birçok mühendislik eseri barındırıyor. Roma dönemine tarihlenen (İS 330) Binbirdirek Sarnıcı da bu yapılardan biri. Fakat tarihi yapıya, üzerinde bulunan Basın İlan Kurumu’na (BİK) ait binanın yıkılması nedeniyle yağmur suları giriyor.

Roma ve Bizans döneminde inşa edilen kapalı sarnıçlarda, yağmur sularının biriktirildiği açık sarnıçların aksine, temiz su kaynaklarından taşınan su biriktiriliyordu. Su şebekesinin inşasıyla atıl kalan tarihi birçok sarnıç, ya yıkıldı ya da depolama, atölye gibi farklı amaçlarla kullanılmaya başlandı. Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetindeki Binbirdirek Sarnıcı, restorasyonunun tamamlandığı 2000 yılından beri turistik işletme olarak hizmet veriyordu.
Sarnıcın işletmeciliğini 2005’ten beri üstlenen Baran Güneş’e göre, yıkımda kullanılan ağır iş makinelerinin neden olduğu titreşim, binanın altında bulunan tarihi yapıda hasara neden oldu. İşletmecinin uyarısıyla BİK çalışmayı durdurdu ve projeyi değiştirerek, yıkılan binanın yerine “prefabrik” bir yapı inşa etmeye karar verdi. Fakat yağışların başlamasıyla birlikte yağmur suları sarnıca dolmaya başladı. Baran Güneş “Tekrar uyardık, bir hafta içerisinde inşaat alanını bir çatıyla kapattılar. Bu iyi niyetli bir yaklaşım içerisinde olduklarını gösteriyor” diyor. Ancak yıkılan binanın yeri hâlâ boş olduğu için sızıntı devam ediyor.

BİK’in Kurumsal İletişim Müdürü Yaşar Durukan ise, projeye yasal sürece uygun olarak devam ettiğini söylüyor ve sarnıcın zarar görmemesi için işletmeci şirketle temas halinde olduklarını doğruluyor. Durukan, “Sarnıca zarar verecek ise sadece BİK binasının değil, Binbirdirek Mahallesi’ndeki birçok yapının taşınması gerektiğini” ekliyor.

Baran Güneş’e göre 2 bin 200 metrekarelik bir alana oturan sarnıcın yaklaşık 1500 metrekaresi binaların altında. Güneş, Sultanahmet’in 1950’lerden sonra imara açılmasından sonra inşa edilen bu binalarda, temel atabilmek için sarnıca ait tonozların kırıldığını ve inşaat hafriyatlarının sarnıcın üzerine boşalttığını söylüyor. Ancak sarnıcı yukarıdan tehdit eden tehlike sadece inşaat faaliyetleriyle sınırlı değil: “Fatih Belediyesi, üzerimizdeki caddede doğalgaz çalışması yaparken havalı kırıcılarla çalıştı. Dilekçemize dört ay sonra cevap verdikleri gibi, bu şekilde çalışmayı sürdürdüler. Şimdi üzerimizdeki doğalgaz hattı boyunca sarnıca su sızıyor.” Güneş, plansızca dikilen bir elektrik direğinin bile sarnıcın üzerindeki izolasyona zarar verdiğinden yakınıyor.

HaberVs’nin görüşüne başvurduğu İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nden Prof. Dr. Engin Akyürek, Roma ve Erken Bizans dönemlerinde İstanbul’da inşa edilen kapalı sarnıçlara, kanal-kemer sistemiyle kent dışından su taşındığını söylüyor. Akyürek’e göre sarnıca su taşıyan sistem bozulduktan sonra içeriye su girmesi olası değil. Sanat tarihçisi, “Örneğin bugün Yerebatan Sarnıcı’ndaki su, sarnıcın aktif olarak kullanıldığı dönemdeki seviyenin çok altındadır. Bu su, zeminden ya da küçük bir kaynaktan geliyor olabilir. Ancak bir kapalı sarnıç dışarından su almaya başlamış ise bu yeni ve beklenmedik bir durumdur” diyor.

Benzer Yazılar

Yorum bırak

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz. Tamam