Bir Taşocağı Eksikti…

Bir Taşocağı Eksikti…

İstanbul trafiğine çözüm olacağı ileri sürülerek planlanan üçüncü Boğaz köprüsünün inşaatı hızla ilerliyor.

Haber ve Fotoğraf: Serkan Ocak
ATLAS EKİM 2013/SAYI:247

Köprünün temeli 29 Mayıs 2013’te görkemli bir törenle atıldı. Çok değil, birkaç ay içinde de yüz binlerce ağaç kesildi. Resmi verilere göre, kesilen ağaç sayısı yaklaşık 250 bin. Ağaçların bir kısmının sökülerek başka noktaya dikeleceği belirtilse de şu ana kadar sökülüp başka bir yere dikilen ağaç yok. Ağaçlar taşınmadığı gibi eski taşocağı alanlarında rehabilite amaçlı dikilen genç ağaçların bir kısmı da köprü inşaatına kurban gitti.

İstanbul’un kuzey ormanlarındaki tüm bu tahribat son sürat devam ederken yeni bir ayrıntı gün yüzüne çıktı. İnşaatı üstlenen ICA (İçdaş-Astaldi) grubunun planlarına göre, köprü güzergâhı içinde taşocağı, kırma eleme ve asfalt istasyonu gibi 28 yeni tesis kurulacak; yedi adet taşocağı, yedi adet kırma eleme tesisi, 10 adet beton santralı, dört adet de asfalt plant (asfaltı serime hazır hale getiren sabit ya da mobil tesisler) yapılacak. Yeni tesislerin nerelere yapılacağı haritalar üzerinde tek tek belirlendi.

Yetkililerin verdiği bilgilere göre, tesislerin yapılacağı ormanlık alanlar Karayolları Genel Müdürlüğü’ne tahsisli. Planlara göre de tesisler köprü inşaatı bitene kadar kalacak. Orman içine yapılacak bu yeni tesislerle ilgili izin başvuruları ihaleyi alan ICA tarafından yapıldı. Şimdi yanıt bekleniyor. Ömerli’deki bir taşocağı dışındaki tesislerin tamamı için yeni ruhsat verilmesi gündemde. Ancak çevre örgütleri duruma tepkili. Çünkü orman içine yapılacak tesislerin yeni tahribatlara yol açması kaçınılmaz bir gerçek.

Doğa Savaşçıları Çevre Örgütü Başkanı Zafer Murat Çetintaş, İstanbul’da halihazırda taşocakları varken yenilerini açmanın mantıksız olduğunu söylüyor.
“Karayolları’na tahsis edilecekse neden onlar ruhsat için başvurmuyor” diye soran Çetintaş, başka bir tehlikeyi de şöyle hatırlatıyor: “Ruhsat başvuruları iki yıl için yapılmış, iki yıl için yapacakları yatırım ile satın alacakları malzeme ekonomik olarak aynı. O zaman bunca yatırım yapmanın anlamı ne? Bize göre, bunun sebebi köprünün hemen ardından yapılacak üçüncü havalimanına yönelik tasarlanmış bir proje. ‘Kuzey İstanbul’ gibi yapılacak alanların inşaatı için de buradan hammadde sağlanacak. Yoksa iki yıllık bunca yatırımın anlamı yok. Zaten yeteri kadar tahribat var. Yeni bir tahribat olacak. Sadece köprü projesinde yollar için 4 bin hektardan fazla alan tahrip edilecek. Taşocakları ve diğer tesislerin ilavesi ile bu tahribata 2 bin hektar daha eklenerek 7 bin hektara yaklaşacak. Taşocaklarına izin verilmemeli.”

TEMA Vakfı da köprü inşaatı için yapılacak yeni tesisler konusunda şunları söyledi: “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği’nin geçici 3. maddesi, Danıştay tarafından iki kere iptal edilmesine rağmen, kapsamı genişletilerek Çevre Kanunu’na eklendi. Böylece, 1997 yılından önce yatırım programına alınmış projeler ÇED sürecinden muaf tutuldu. Üstelik artık yalnızca köprü değil, köprü inşası için yapılacak tüm yapı ve tesisler de çevresel etkilerine bakılmadan yapılacak. Bu durum da 3. köprü ve bağlantı yollarının yaratacağı çevresel tahribatı kat kat arttıracak.”

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bir süre önce denetimsiz taşocaklarının çevreye verdiği zarar üzerine harekete geçmişti. Bir yandan yapılan denetimlerle ocaklara para ve kapatma cezaları verilirken, diğer yandan üçüncü köprü nedeniyle yeni taşocakları için başvuralar yapılması düşündürücü.

Paylaş: