Analiz; Türkiye’nin Çevre Karnesi

Analiz; Türkiye’nin Çevre Karnesi

Amerikan Yale Üniversitesi, “Dünya Çevre Performansı Endeksi”ni açıkladı. Türkiye için tablo oldukça vahim. Türkiye son iki yılda 33 sıra gerileyerek 180 ülke arasında 177’nci oldu. Ancak Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın itirazı var.

Yazı: Serkan Ocak / Fotoğraf: Turgut Tarhan

ABD’nin saygın kurumlarından Yale Üniversitesi iki yılda bir “Dünya Çevre Performansı Endeksi” adı altında bir rapor yayınlıyor. Geçen ay açıklanan 62 sayfalık rapor, Türkiye’nin özellikle doğa koruma alanında dünyadaki yerini bütün açıklığıyla ortaya koyuyor.

Sarsıcı tespite göre, Türkiye son iki yılda 33 basamak birden geriledi. “Doğa ve Yaban Hayatı Koruma” (Biodiversity and Habitat) kategorisinde 100 üzerinden 22,5 puan alarak 180 ülke içinde 177’nci oldu. Yale’in çevre endeksinde dokuz farklı kategori bulunuyor. Bu kategori, Türkiye’nin en kötü olduğu alan.

Listede Afrika’nın batısındaki Gine Körfezi’nde yer alan küçük ada ülkesi São Tomé ve Principe son sırada. Onun önünde sırasıyla Somali, Afganistan, Türkiye, Haiti, Libya, Lesotho, Barbados, Suriye ve Irak bulunuyor. En iyi ülke ise Finlandiya. Ardından ikinci sırada İzlanda yer aldı. Bu iki ülkenin gelişimi yüzde 90’ın üzerindeydi. İsveç ise Doğa ve Yaban Hayatı Koruma kategorisinde üçüncü. Bu ülkeleri ilk 10’da sırasıyla Danimarka, Slovenya, İspanya, Portekiz, Estonya, Malta ve Fransa takip etti.

Doğa ve yaban hayatı korumada 10 yıl öncesine göre yüzde 23,4 geriye giden Türkiye, iç savaş ve diğer felaketlerle mücadele eden Irak, Suriye, Libya ve Haiti’nin bile gerisinde kaldı. “Dünya Çapında Önemli Türleri Koruma” (Species Protection-Global) kategorisinde ise Somali ve Afganistan’ın da gerisinde kalan Türkiye, 100 üzerinden 6,6 puan alarak 180 ülke arasında 179’uncu oldu. 177’nci olduğu milli parklar ve diğer korunan alanlar kategorisinde ise 10 yıl öncesine göre yüzde 30 geriye giden Türkiye, iklim değişikliği ve küresel ısınmayı artıran karbondioksit emisyonlarındaki hızlı artış yüzünden de bu kategoride 164’üncü oldu. Balıklar daha fazla ürüyor.

Son 10 yılda gerileme kaydettiğimiz diğer ana kategorilerse “Çevresel Sağlık Sorunları” ve “Ormanlar” oldu. Türkiye’nin en yukarıda yer aldığı kategori ise 10 yıl öncesine göre yüzde 43 ilerleme kaydederek 35’inci sırada yer aldığı “Balık Üremesi” oldu. Türkiye, “hava” ve “su temizliği” kategorilerinde de 10 yıl öncesine göre ilerleme kaydetti. Yine de hava ve su kirliliğindeki iyileşme yeterli değil. Nüfusun artışı ve dengesiz dağılımının da etkisiyle, çevresel sağlık sorunlarının son 10 yılda arttığı tespit edildi.

Yale Üniversitesi, Türkiye’nin son yıllarda hızla kötüleşen çevre performansıyla yaban hayatı ve doğal alanların yok edilmesine dair kaleme aldığı “Rakamların Ardındaki Türkiye” başlıklı yazısında, zaten çok az olan koruma altındaki alanların da imara açılması, çevre kanunlarının içinin boşaltılması, akarsuların HES’lerle yok edilmesi, Gezi Parkı protestoları, doğa koruma verilerinin güvenilir olmaması ve rant-yolsuzluk-çevre tahribatı ilişkisine vurgu yaptı.

“Yale’in raporu izaha muhtaç”
Orman ve Su İşleri Bakanlığı ise, Yale’in raporunu eleştirdi ve kendi dönemlerinde yapılan çalışmaları geniş bir basın açıklamasıyla duyurdu. Yaban hayatının mevzuatlarla koruma altında olduğu belirtilen açıklamada 81 adet yaban hayatı sahası olduğu anlatıldı. Bakanlık çalışmalarını madde madde açıkladı.

Bazıları şöyle: “81 sahada izin verilen faaliyet sayısı (HES, maden ) 34 civarında. 761 yaban hayvanı türü bulunan ülkemizde sadece 33 türün avı belli mevsim ve sayılarda yapılabilmekte diğerlerinin tamamı korunmakta. Her yıl ortalama 6 bin kişiye usulsüz avcılıktan ceza kesilmekte, bakanlığımızca denetimler her hal ve şartta devam etmekte. Kış aylarında yaban hayvanları için gerekli yem takviyesi yapılmakta. Yılda ortalama 70 bin keklik ve sülün doğaya salınmakta. Üçüncü köprü bağlantı yollarına altı tane yaban hayatı geçiş köprüsü planlanmıştır. Ankara-İstanbul otobanının yaban hayatı geçirgenliği yönünden değerlendirmesi çalışmalarına başlanmış 250 fotokapanla üç yıl sürecek çalışma devam etmektedir. 2002’den bugüne korunan alan sayısı 952’den 2 bin 742’ye, korunan alan miktarı ise 3,4 milyon hektardan 5,7 milyon hektara yükselmiştir. 2003’te 33 olan Milli Park sayısı 40’a, 17 olan tabiat parkı sayısı 204’e yükselmiştir…” Açıklamanın sonunda da Yale Üniversitesi’nin raporunun hangi kriterlere göre hazırladığının anlaşılmadığı vurgulanarak raporun izaha muhtaç olduğu belirtildi.

Bakanlık bunları söylerken bazı gerçekleri görmezden geliyor. Herkes tarafından rahatlıkla internet ortamında bulunabilen Yale raporunda her bilgi tüm detaylarıyla gösteriliyor. Kullanılan veri setleri hem ülkelerin verdiği, hem de küresel bilimsel veriler. Eğer hakemli bilimsel dergide yayımlanmış küresel veriler varsa, onu kullanıyorlar.

Örneğin “ormanlar” kategorisinin dayanağını şu adres bulmak mümkün: www.globalforestwatch.org/country/TUR. Bu bilimsel verilerle bakanlığın verileri arasında büyük uçurum var. Uydu verileri, 14 yılda 178 bin hektar alanın ormanlaştığını, 333 bin hektarın orman kaybettiğini gösteriyor. Ayrıca bakanlığın sitesinde yeni ağaçlandırılmış yerlerle ilgili veriler varken ormansızlaşan alanlardan hiç bahsedilmiyor.

Son bir nokta daha. Bakanlık, Türkiye’nin listede insan hayatının dahi risk altında olduğu Suriye ve Irak’tan daha geride olmasının tartışmaya açık olduğu kanısında. Ne ki bilimsel verilere bakıldığında savaşların tarih boyunca yaban hayata hep olumlu etkileri olduğu gözlenmiş. Çünkü savaşlar başlayınca insanlar göç ediyor, yaban hayat artıyor. Üstelik Suriye’nin koruması gereken endemik tür sayısı 243, Türkiye’nin ise 3 bin…

Fotoğraf: Yukarı Kavron Yaylası, Doğu Karadeniz’i bir baştan öbür başa kat edecek “Yeşil Yol” projesinin tehdidi altındaki pek çok yerden biri.

Paylaş: