Antarktika: Kutuplar Isınırken

Antarktika: Kutuplar Isınırken

Japon Kutup Araştırmaları Enstitüsü’yle Antarktika’ya giden Prof. Bayram Öztürk, deniz canlılarının olası iklim değişikliğine nasıl tepki vereceğini araştırıyor.

Yazı ve Fotoğraflar: Bayram Öztürk

Antarktika ve Güney Okyanusu’nda yaşayan canlılar küresel ısınmayla ve doğal ortamın değişmesiyle nasıl baş edecek? Özellikle foklar, penguenler ve kuşların olası iklim değişikliklerine vereceği tepki nasıl olacak? Bu sorun şimdiden başlıca araştırma konuları içinde. Çünkü ısınmayla birlikte gelişen erime birçok türün yaşam alanını daraltıyor ve tehdit ediyor.

Güney Okyanusu’nda su sıcaklıkları 0 ile eksi 2 derece arasında değişir. Deniz buzu eksi 1.8 derecede donar ve bu birçok balığın donma noktasından 1 derece daha düşüktür. Dünya deniz ve okyanuslarında 20 bin balık türü bilinirken Antarktika ve Güney Okyanusu’nda 200 balık türü biliniyor. Antarktika’da yaşayan balıklar düşük sıcaklık derecelerine uyum gösterir. Birçok tür vücutta sodyum, potasyum ve klor biriktirerek vücudun donma derecesini düşürür. Bazı balık türleriyse donmaya karşı vücutta glikoprotein üreterek buz kristallerinin büyümesini önler. Başka bir hayret verici uyum şekli ise hemoglobin bulunmayan Antarktik buz balığında görülür. Bilindiği gibi hemoglobin kanda kırmızı renkli pigment taşır ve görevi oksijeni bütün vücuda taşımaktır. Bu özellik, oksijenin düşük su sıcaklığında yüksek oranda çözünebilir olması nedeniyle oldukça başarılı bir uyum mekanizmasıdır. Bu sayede kan daha incelir ve metabolizmanın yavaşlamasına neden olur ki bu da vücutta enerji tasarrufu demektir.

Antarktik buz balığı oldukça etkili bir enzim sistemine de sahip. Bu sayede, 0 derecedeki enzim aktivitesi, örneğin 20 derecede de aynı kalır. Bu balıkların fizyolojik uyumla birlikte vücutlarında yağ depoladığı da bilinir. Çoğunda gözler ve yüzgeçler küçüktür. Antarktika ve Güney Okyanusu’nda yaşayan Chaenicthyids familyasına ait bu balıklar, aşırı şartlarda yaşayan organizmalardır ve soğuk ortama uyum göstermiştir.

İklime uyum ve soğuğa karşı kuşlar ve penguenlerin adaptasyonları ise daha farklı. Bu türlerde üst üste gelen vücut tüyleri, yuvarlak hale gelip küçülen vücut, deri altında sağlam yağ tabakaları uyuma en iyi örnekler.

Fokların uyumda daha çok zorlandığı biliniyor. Çünkü erimeyle birlikte oluşan yarıklar bir yandan bu hayvanlara kolayca yeni besin bulma imkânı sağlarken diğer yandan da yaşam ortamlarının daralmasına neden oluyor.

Buzullardaki erimeden bahsederken buzullar hakkında bazı bilgiler verelim. Güney Okyanusu ve Antarktika’ya gidenler birçok değişik formlarda buzullar görür. Bu buzdağlarının veya parçaların çoğunun rengi beyazdır. Fakat içinde hava kabarcığı kalmamışsa siyah, yeşilimsi veya maviye çalan görünüşte de olurlar. Mavi renkli buz dağlarının sırrı budur.

Buzullar kalıcı karların zamanla sıkışıp sertleşmesiyle oluşur. Buz dağları da uzun süre birikmiş buzu temsil eder. Bu kıtadaki buz örtüsünün derinliği 2 bin 160 metre. En fazla kalınlık ise 4 bin metre. Buz örtüsü 25 milyon yıl önce oluşmaya başladı. Ancak bu kadar kar ve buza rağmen Antarktika çok kurudur. Yıllık düşen yağış miktarı sadece 15 santimetredir.

Fotoğraf: Erimeye yüz tutmuş buzullar genellikle suda sürükleniyor, Güney Okyanusu’nda Antarktika’ya ilerlerken ilk görülen buzullar onlar oluyor.

Atlas Mart 2015 / Sayı 264

Paylaş: