İzmir, Nükleer Çöplüğümüz

İzmir, Nükleer Çöplüğümüz

Türkiye’nin en büyük çevre felaketlerinden biri İzmir Gaziemir’de yaşanıyor. Kurşun üreten bir fabrika yıllarca zehirlerini kendi arazisine gömdü. Toprak bir süre sonra zehri kusmaya ve için için yanmaya başladı. Şu anda metruk haldeki fabrikanın bulunduğu ve zararlı maddelerin gömüldüğü araziden insanlar her gün geçiyor, çocuklar oynuyor. Türkiye Atom Enerji Kurumu, burada 2007’de radyoaktif kirlilik de tespit etti. Kurumlar arasında yıllarca yazışmalar sürdü. Ancak kılını kıpırdatan olmadı.

Tesis, 1940’lı yıllardan sonra uzun süre Gaziemir’de hurda akü ve kurşunlardan külçe kurşun üretti. Yeni kurşunlar da ağırlıklı olarak akü ve silah fabrikalarında kullanıldı. Fabrikanın yaklaşık 70 dönüm arazisi var. Dışarıdan bakıldığında çoğu boş görünüyor. Ancak üzerinde neredeyse tek bir ot dahi yok. Bir bölümünde ise şu anda kaderine terk edilmiş makineler, araçlar, depolar, asit havuzları, araçlar var. Fabrika birkaç yıl önce fiili olarak kapandı.

Belgelere göre, sahiplerinin neden fabrikayı terk ettiğini anlamak güç değil. Sadece gömülü olmayan atıkları bertaraf etmenin maliyeti 12 milyon TL civarında. Yönetmeliklere göre, tehlikeli atıklar altı aydan fazla depolanamıyor. Depolanabilecek miktar ise sadece 6 ton. Fabrikanın içinde binlerce ton atık bekliyor. Gömülü atıkların ise 100-150 bin ton olabileceği sadece iyimser bir tahmin. Kurşun fabrikası işletme sürecinde zaman zaman zehirli atıklarını bertaraf da ettirdi; 2007’de o dönemin tek zehirli atık bertaraf tesisi İZAYDAŞ’a gönderilen bir parti atıkta radyasyon tespit edildi. Bu saatten sonra devreye Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) girdi.

TAEK, 2007 ve sonrasında yaptığı incelemelerde fabrikanın gömdüğü atıklarda radyoaktivite tespit etti. Üstelik bu radyoaktif kirlenmenin kaynağının da Türkiye’de bulunmayan ve sadece nükleer santrallarda kullanılan “Europium 152” adlı atom izotopu olduğunu belirledi. TAEK, ayrıca radyasyonlu atıkların bulunduğu 90x90x12 metrelik bir alanın da çevre ve insan sağlığı açısından tehlikeli olacağı gerekçesiyle karantinaya alınmasını istedi. Başta İzmir Valiliği olmak üzere tüm ilgili bakanlık ve yerel idarelere durum bildirildi. Bir kısım radyasyonlu atıklar Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi’ne götürüldü. Aradan yıllar geçti. İzmir İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’nün o dönem 321 bin TL’lik “atıkların doğru bertaraf edilmediği” gerekçesiyle kestiği cezanın dışında işlem yapılmadı. Bu para da halen tahsil edilemedi.

Olayın ortaya çıkmasının ardından TAEK, fabrikada incelemede bulundu ve dört ayrı açıklama yaptı. Sivil toplum örgütleri, bilim insanları, siyasi partiler, milletvekilleri de konuya ilgi gösterdi. Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Yarman, yaptığı açıklamalarda, “Europium 152” izotopunun neden izinin sürülmediğini, neden savcılığa suç duyurusunda bulunulmadığını ve neden MİT’e bu durumun bildirilmediğini sordu.

Arazi tel örgülerle çevrilmiş, ancak tel örgülerin çoğu parçalanmış durumda. Karantinaya alınması gereken yerlerde uyarı levhaları sökülmüş. Toprak, atıkları kusmaya başlamış, için için yanma sonucunda dumanlar çıkıyor, kokudan durulmuyor. Fabrika sahipleri ise yine benzer bir işletmeyi Torbalı’ya kurdu. Kurşun üretmek için gün sayıyor…

Haber: Serkan Ocak / Atlas Ocak 2013 / Sayı: 238

Paylaş: