Validebağ’a Sadakat, Kentteki Doğa

Validebağ’a Sadakat, Kentteki Doğa

İstanbul’un Anadolu Yakası’ndaki en büyük yeşil alanlarından Validebağ Korusu; 118 kuş ve 26 kelebek türüyle, sincapları ve kirpileriyle önemli bir doğa sığınağı. Ancak o da kentin acımasız beton baskısıyla yüz yüze.

Yazı: Serkan Ocak

“Çocuğuma orman diye burayı bırakacağım. Cami değil, okul yapılsa da karşı çıkarım…” Bu sözler 16 yıldır Üsküdar’da yaşayan Necla Aykal’ın son haftalarda tartışma odağı haline gelen Validebağ Korusu’nun yanına yapılmak istenen camiye dair söyledikleri. Aykal gibi daha onlarcası, aynı düşüncelerle, son kalan ağaçları korumak adına korunun yanı başında, polis ablukasında nöbet tutuyor… Her şey, bir gece ansızın ağaçların sökülüp yerine betonların yükselmemesi için…

Sorun aslında yeni değil. Bundan bir buçuk yıl öncesine dayanıyor. Üsküdar Belediyesi, Validebağ Korusu’na sınırı bulunan 1200 metrekarelik boş bir alanda cami yapmak istiyor. Gerekçeyse, mahalle sakinlerinin bu konudaki talepleri.

Gerçekten de bir kısım mahalle sakini cami konusunda talepte bulunmuştu. Ancak bir sorun vardı. Üsküdar Belediyesi’nin de bir açıklamasında yer aldığı gibi, cami yapılmak istenen alanda en az dört cami bulunuyordu. Bunların en yakınının cami yapılmak istenen yere uzaklığı 566 metre. Diğerleri ise 600 ila 800 metre uzaklıkta. Validebağ Korusu’na en yakın yeşil alan Fethipaşa Korusu ise yaklaşık 2 buçuk kilometre uzaklıkta.

Cami yapılmak istenen arazi Üsküdar Belediyesi’ne ait. Kentsel sit alanı sınırları dışında. Belediye önce araziye cami yapabilmek için nazım imar planında değişiklik yaptı. Yeşil alan ibadet alanına çevrildi. Bu duruma itiraz edildi. Toplam altı dava açıldı.

Bugün alanda direnenlerin savunduğu konu cami ya da herhangi bir yatırım yapılması değil, kalan son ağaçların, son yeşil alanların da uçup gitmesi… Mahkeme açılan davalardan birinde yürütmeyi durdurma kararı verdi. Ancak bu karar kaldırıldı. Mahalle sakinleri şimdi de bu karara itiraz etti… Dava süreci halen devam ediyor.

Önce erik ağaçları söküldü. Temel kazıldı. Şimdi de beton döküldü. Her aşamasında olaylar çıktı. Yaşam savunucuları ile polis karşı karşıya geldi. Direnenlere biber gazı ile müdahale edildi. Gözaltına alınanlar oldu. Nöbet çadırları yıkıldı.

Validebağ Korusu bölge sakinlerinin yeşil alan olarak kullandığı, kiminin spor yaptığı, kiminin sonbaharda mantar topladığı bir alan. İnsanlar yaz aylarında korunun anıt ağaçlarının gölgesinde serinliyor. İzciler kamp çadırı kuruyor. Genç atlet adayları antrenmanlarını Validebağ’da yapıyor. Validebağ Gönüllüleri adıyla 1998’de bir sivil inisiyatif kuruldu, 2001’de dernekleşti. Derneğin başkanı Arif Belgin’in verdiği bilgilere göre Validebağ Korusu, Anadolu Yakası’nın ikinci büyük yeşil alanı. İlki Karacaahmet Mezarlığı. Ancak orası ölümü temsil ediyor. Validebağ ise yaşamı…
Koşuyolu’nda 50 yıldır oturan Belgin, korudaki bitki ve hayvan çeşitliliğine dair şunları anlatıyor: “Burada 7 binden fazla ağaç var. Genç ağaçlarla birlikte bu sayı 15 bini aşıyor. Meşe, sakız, çam, çınar ve meyve ağaçları en yaygın olanlar. Alan 354 bin 76 metrekare. İstanbul Kuş Gözlem Topluluğu ile Doğa Derneği koruda kuş gözlemi yapıyor. Kuş Bankası’na 118 türün girişi yapıldı. Ağaçkakandan şahine kadar pek çok tür var, 26 kelebek türü var. Burası pek çok kurumun ağzını sulandırıyor. Yıllardır bu girişimlere karşı mücadele ediyoruz.”

Korunun etrafı şimdiden inşaat baskısıyla çevrilmiş durumda. Çamlıca’da yapılan yeni köşklerin ve dev caminin inşaatı korunun herhangi bir yerinden görülüyor. Validebağ’ın yine kuzey tarafındaki görünen vinçler yeni yapılan inşaatların ne kadar yükseleceğinin habercisi…

Aysel Yüksel 66 yaşında, 40 yıllık Üsküdarlı. Sonbahar olduğunda Validebağ’ın en çok yolunun tutanlardan. Mantar tutkunu. “Civciv” dediği bir mantarı toplarken cami tartışmalarına dair şunları anlatıyor: “Eskiden başka ağaçlık alanlar da vardı. Oralardan da mantar toplardım. Ancak şimdi bir tek burası kaldı. Umarım kalmaya da devam eder…”

Validebağ Korusu, tıpkı mantar toplayan Aysel Teyze’nin anlattığı gibi bölgenin son yeşil alanı. Altunizade, Acıbadem ve Bağlarbaşı gibi yoğun iş ve yaşam alanlarının olduğu bir yerde doğa adına son kalan kale… İçinde çay bahçeleri, okullar, spor sahaları, Hababam Sınıfı’nın beş bölümünün çekildiği okul dâhil pek çok önemli yapıyı da barındırıyor. Yüzlerce bitki çeşidi, kuşları, kelebekleri ve sincaplarıyla önemli bir yaşam alanı…

Cami yapılmak istenen Altunizade Mahallesi’nde yaşayan Necla Aykal, Validebağ’ın aynı zamanda “hayat” anlamına geldiğini söyleyerek şunları anlatıyor: “Çocuğuma orman diye burayı bırakacağım. Belgrad bize çok uzak. Biz orman diye burayı bildik. Artık başka bir yeşil alanımız kalmadı. Cami değil, okul da yapılsa buna karşı çıkacağız. Çünkü yanındaki bin metrekarelik alana bir inşaat, koruya doğru diğer inşaatların önünü açacak. Buna sonuna kadar engel olmamız gerekiyor. Bu hepimizin boynunun borcu… Burada 1200 metrekarelik bir alana yeni bir yapının yapılması demek, yanındaki 354 bin metrekarelik Validebağ’a adım atılması demek. Çünkü burası büyük bir rant alanı.”

Mikail Aker 18 yaşında, günlerdir çadır alanında nöbet tutanlardan: “Ailem cami yapılmasını destekliyor. Ancak ben istemiyorum. Bir haftadır buradayım. Buraya gelince camileri gezdik. Çok yakında camiler var. Vakit namazlarında 20 kişi bile yoktu. Buradaki asıl amaç caminin olmadığı ortada…” 72 yaşındaki Vasfi Kayay’la 67 yaşındaki Nigâr Kayay da merak edip Salacak’taki evlerinden kalkıp alana gelenler arasında. Nigar Kayay beş vakit namaz kıldığını ancak camiye de itiraz ettiğini şu sözlerle anlatıyor: “Bu alanın hemen yanında başka bir yer daha var. Orada ağaç yok. Burası durmazsa oraya da başka bir inşaat yaparlar. Olay cami değil, bunun önüne geçmemiz gerekiyor.”
Eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna, cami yapılacak alana evi en yakın olan mahalle sakinlerinden biri. Gürtuna’nın değerlendirmesi ise şöyle: “Burada yeşile karşı bir duruş hissediliyor. İnsanların genel korkusu bu. Yönetimin yanlış bir çıkışı oldu. Burada Gezi gibi olaylar başlayacak. Burası ufacık bir yer. Burada insanlar bölgenin durumuna bakıp, imarına göre ev almış. Devlete güvenmiş. Ancak sonradan ‘buranın imarını değiştiriyoruz’ diyorsunuz. Ama bu doğru değil. ‘İnsanlar camiye, yönetim yeşile karşı’ gibi bir algı oluşuyor.”

Her iki tarafın da birbirini anlamadığını, arada diyalog sorunun bulunduğunu anlatan Gürtuna, sorunu çözmek için bir süreç başlattıklarını, ancak sonuç alamadıklarını şu sözlerle anlattı: “Müzakere süreci yürüsün arzu ettim. Ancak olmadı. Yeniden tartışmalar başladı. Yapılacak olan bir hayır işiyse, camiyle herkesin rızası alınmalı. Ortada acil bir durum da yok.

Etrafta camiler var. Vakit zamanları üç, beş kişi oluyor. Kötü yönetilen bir süreç var. Halkla birlikte karar verilmeli. Üsküdar belediye başkanı ve kaymakamı ve İstanbul valisiyle konuştum. Polisin buradan gitmesini arzu ettik, polislik bir durum yok. Polis gitmediği sürece insanlar tedirgin oluyor. Yeniden inşaat başladı. Ne yapıldığını halk bilmiyor.”

Validebağ’daki 1200 metrekarelik alanda yapılmak istenen cami tartışmaları ile ilgili açılan davaların süreci henüz tamamlanmadı. Ancak “butik cami” inşaatı tüm itirazlara rağmen bölüm bölüm devam ediyor. Sonuç nereye varacak, hep birlikte göreceğiz…

Atlas Aralık 2014 / Sayı 261

Fotoğraf Galeri

Paylaş: