Fıstık Yurdu

Fıstık Yurdu

“Fıstığımız Bol Olsun” etkinliği, 14-15 Eylül 2013 tarihlerinde Gaziantep’te gerçekleşti. Atlasçılar antepfıstığı hasadına katıldı, üretimi hakkında bilgi aldı, yörenin doğa ve kültür değerlerini ziyaret etti.

Yazı: Yıldırım Güngör / Fotoğraf: Kerem Yücel

Geçmişi binlerce yıl geriye giden Dülük’ün (Doliche) antik yollarında yürüyoruz. Yaklaşık 150 kişilik Atlas okurlarına köyden Mikail adlı 12 yaşlarındaki çocuk rehberlik yapıyor. Gaziantep’in Şehitkamil ilçesine bağlı ve antik bir kentin üzerine kurulmuş köyün gizemli sokaklarında yürüyenlerin suları kısa sürede tükeniyor. Çünkü hava sıcak mı sıcak! Fakat Mikail, sanki rehberlik yeteneği doğuştan geliyormuşçasına gezginlerin sorununu anlıyor, çözümü de anında buluveriyor. Hemen bir eve giriyor ve bir bardak ve bir şişe soğuk suyla çıkarak geçenlere su dağıtmaya başlıyor. Bir yandan da grubun dağılmaması için kendisine yardım eden arkadaşlarını uyarıyor. Şişedeki su bitince başka bir eve dalıp aynı işlemi tekrarlıyor. Susuzluklarını gideren gezginler de Dülük’ün incir ağaçlarıyla süslü tepelerinde kaya mezarlarını gezmeye devam ediyor.

Nestlé DAMAK, TEMA Vakfı ve Atlas dergisinin düzenlediği “Fıstığımız Bol Olsun” etkinliğinin ikincisi için 14-15 Eylül 2013 tarihlerinde yine Gaziantep’teydik. Katılımı 100 kişiyle sınırlamamıza rağmen bölgeden gelenlerle birlikte yaklaşık 150 kişiyi bulmuştuk. Okurlarımız akın akın gelmişlerdi.

Cumartesi sabah erkenden Antepfıstığı Araştırma İstasyonu Müdürlüğü’nde buluşmuş, kısa bir bilgilendirmenin ardından otobüslere binmiş ve üretim alanlarından birine, Gökçepayam köyüne doğru yola koyulmuştuk. Yaklaşık bir buçuk saatlik yolculuktan sonra örnek bahçeye vardık. Burada Nestlé Türkiye Çikolata ve Şekerleme Grubu Genel Müdürü Oben Akyol ile TEMA Vakfı Genel Müdürü M. Serdar Sarıgül okurlara projeye ilişkin detaylı bilgiler verdi.

Gaziantep ve Şanlıurfa’da üç yıl önce eşzamanlı başlatılan “Fıstığımız Bol Olsun” projesi kapsamına giren bahçelerde verimlilik yüzde 30 artmıştı; köylüler memnundu. Proje, yaklaşık 210 bin kişinin geçimini sağladığı antepfıstığı üretiminde kalite ve verimi artırmayı, ayrıca sürdürülebilir bir üretimle bölgedeki ekonomik refaha katkı yapmayı hedefliyor. Proje Gaziantep’in Araban ilçesinin Gökçepayam ve Yaylacık köyleri, Yavuzeli ilçesinin Sülaymanoba köyü ile Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinin Yukarı İncirli köyünde bulunan 367 dekarlık bir arazide uygulanıyor. Bu arada okurlarla köylüler tanışıp kaynaşmıştı. Fıstık hasadı yaklaşık bir saat sürmüş ve Nestlé ’nin sürprizi olan mangal partisiyle sonlandırılmıştı.

Şimdi sırada Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi vardı. Üç kattan ve muhteşem salonlardan oluşan müze binasında sergilenen Roma ve geç antik döneme ait mozaiklere hayran kalmamak elde değil. İnsan onları saatlerce izleyebilirdi. Mozaiklere yine aynı döneme ait çeşmeler, sütunlar, heykeller ve çeşitli mimari parçalar eşlik ediyordu. Bunların hepsi de olağanüstü bir çaba ve itinayla Zeugma antik kentinden taşınarak getirilmişti.

Katılımcılar, Batalhöyük’teki kamp yerinde konakladı.

Katılımcılar, Batalhöyük’teki kamp yerinde konakladı.

Müzeden sonraki hedefimiz kamp kuracağımız Batalhöyük oldu. Belediyenin bir tesisinin de bulunduğu ağaçlarla örtülü tepedeki kamp yerimiz kısa süre içinde rengârenk çadırlarla doldu. Yaşamında ilk kez çadır kuran birçok okurumuz uygulamalı çadır kurma eğitimi bile aldı. Uyku tulumu ve matlar yerleştirildi. Artık yemek saatiydi. Belediye tesisisin rahat ortamında ve Gaziantep manzarası eşliğinde yemekler keyifle yendi ve kısa bir dinlenmenin ardından da davul zurna eşliğinde halaylar çekildi. Gece yarısına doğru da herkes yavaş yavaş çadırına çekildi.

Sabah erkenden kalkmıştık. Kahvaltımızı yine tesiste, Gaziantep manzarası eşliğinde yaptık ve çadırlarımızı toplayıp otobüslere yerleştik. Saat 10:00 civarında antik Dülük köyüne doğru yola çıktık. Köyün meydanında, bir gün önce tanıştığımız Mikail, arkadaşlarıyla birlikte bizi bekliyordu. Kısa bir dinlenmenin ardından köyün sokaklarını arşınlamak için toplanıp küçük rehberimizin peşine takıldık. Kısa bir yürüyüşle köydeki ilk kaya mezarına vardık. Tabanda su bulunduğu ve giriş dar olduğu için küçük gruplar halinde kaya mezarının içine girdik; tek odalıydı ve kabartmalarla süslenmişti.

Dülük antik kenti Gaziantep il merkezinin 12 kilometre kuzeyinde yer alıyor. Antik dönemde dört önemli ticaret güzergâhının kesiştiği bir noktaya kurulmuştu. Asurlular zamanında Mezopotamya’dan Kilikia’ya uzanan, Helenistik ve Roma dönemlerinde ise Antakya’dan Zeugma’ya giden İpek Yolu’nun üzerinde yer alması, kentin önemini epey artırmıştı. Hakkında çok fazla bilgi bulunmamasına rağmen yörede ilk yerleşim Paleolitik döneme kadar gidiyor. Yaklaşık 600 bin yıl öncesine tarihlenen malzemeler, kenti dünyanın en eski yerleşimlerinden biri yapıyor. Hititlerden beri dini bir merkez olan Dülük bu özelliğini hep korumuş. Bir dönem de Mitra inancı egemen olmuş.

Mikail ve arkadaşlarının köy içindeki iki saatlik rehberliği sonrasında belediye tarafından düzenlenmiş olan mağaralara giderek buradaki oluşumları da inceledik. Ne yazık ki mağaralar hakkında en küçük bir bilgi veya broşür yoktu.
Mağaranın serinliğinden yeterince yararlandıktan sonra otobüslere binerek tekrar Gaziantep’e döndük. Bir dahaki etkinlikte görüşmek üzere sözleşip okurlarımızdan ayrıldık. Hep merak etmişimdir: Okurların sanki sahibiymiş gibi davrandığı Atlas’tan başka bir yayın organı var mıydı? Bence Atlas farkı bu olsa gerek.

ATLAS EKİM 2013/SAYI:247

Foto Galeri

Paylaş: