Erciyes Dağı; Sisli Zirve

Erciyes Dağı; Sisli Zirve

Atlas, Mitsubishi L200 ile bu kez Kayseri’de, Anadolu’nun en ihtişamlı doruklarından Erciyes’teydi. Sisin kapladığı dağın 3 bin 916 metrelik zirvesi sanki yaklaştıkça uzaklaşıyordu.

Yazı ve Fotoğraflar: Yıldırım Güngör

Bir bilinmeyene doğru ilerliyorum. Sisin içinde neredeyse kendi ayaklarımı bile görmekte zorlanıyorum. Yoğun sis koca Erciyes Dağı’nı saklamış, görünmez yapmış. Tur kayaklarıyla önden giderek zemini kontrol eden Adem’i görmem mümkün değil. Yukarı doğru çıkan kayak izlerinden ayrılmadan yavaş yavaş yükseliyorum. Ortada ne bir dağ var, ne de çıkılacak bir zirve. Neyse ki rotayı ve zirveye giden yolu çok iyi biliyorum, kaybolmamız mümkün değil.

Mitsubishi L200’le geldiğimiz dağın sisi yetmezmiş gibi, önce dolu atıştırıyor, ardından sağanak yağmur başlıyor. Dizime kadar batıyorum, ayağımın ulaştığı derinlik ise yer yer buz. Yağmurun yağması ve rüzgârın sıcak esmesi, karı iyice yumuşatarak çığ riskini arttırıyor. Şeytan Boğazı’na girmeden önce mola verdiğimiz, tırmanışın en zorlu etabı için beslenerek sıvı aldığımız noktada yine mola veriyoruz, ama birkaç dakikadan fazla durmak olanak dışı.

Üşümeye başlıyoruz. Bir bardak sıcak kahve içip yola devam ediyoruz. Yükseldikçe kar biraz daha sertleşiyor. En azından bu etapta çığ riski yok. Boğazın en dar yerinde, sağdaki kayalıkların dibinden yavaş ve temkinli şekilde yükseliyoruz. Adem beş metre gerimde olmasına rağmen onu göremiyorum, sesi bile çok az geliyor.

İlk etabı başarıyla tamamlayıp sağa doğru dönerek Hörgüç Kaya’dan düşecek taşların yaratacağı tehlikeden kurtuluyoruz. Şeytan Boğazı’nın tam üstündeki bu devasa kayalıktan her zaman, ama özellikle mayıs ayında çok fazla taş düşmeye başlar. Bunun nedeni, donma-çözülme olayı. Gece donan su tüm çatlakları doldurarak büyük bir basınç uygular, güneş vurmaya başlayınca da erir. Sürekli tekrarlayan bu donma-çözülme olayı günün ilk saatlerinde taş parçalarını kopararak aşağıya gönderir. Misket büyüklüğündeki bir taş parçası bile yaşamsal risk yaratabilir.

Kafamızda kask olduğu için sorun yaşamayız, ama yine de temkinli olmak gerek. Yükseldikçe zirveyle aramızdaki mesafe azalıyor ama bir sis denizinin içinde ilerlediğimiz için nerede olduğumuzu bilmiyoruz. Zirveyle aramızda artık en fazla iki saat var. Biraz daha yükseliyoruz. Aniden sislerin arasından bir ışık huzmesi, güçlü bir şimşek parlıyor. Yukarıda elektrik var. Cep telefonlarını ve GPS cihazlarını kapatıyoruz hemen…

Şeytan Boğazı’ndan Zirveye
Gecenin geç bir vaktinde Mitsubishi L200’e atlayarak Kayseri’ye doğru yola çıktığımızda bu kadar kötü hava koşullarıyla karşılaşacağımızı hiç düşünmemiştik. Güzel bir günün sabahında varmıştık Kayseri’ye. Önce Hisarcık’a geçerek tırmanış için alışverişimizi yaptık ve ardından Tekir Yaylası’na doğru yola çıktık. Adı “yayla” ama burası şimdi birçok dinlenme tesisinin bulunduğu bir otel bölgesi görünümünde.

zirve2
Erciyes kraterinin kenarında kalan düzlükler, kayak pisti açmak amacıyla tahrip edilmiş. Tur kayağıyla rahat ilerleyebilmek için mümkün olduğu kadar karlı alanlardan yürümek gerek.

Kayseri il sınırlarındaki Erciyes Dağı, 3 bin 916 metre yüksekliğinde. Mevsim ne olursa olsun Tekir Yaylası’ndan sonra her türlü hava koşuluna hazır olmalı. Mayıs ayında bile bir anda tipi ve fırtınayla karşılaşmak burada yaşayanları şaşırtmaz. Jandarmaya uğrayarak gerekli bilgileri veriyoruz. Telesiyej 200 metre ilerideki istasyona kadar çalışıyor. “Oraya kadar telesiyejle gidin, oradan yürürsünüz” önerisine, “biz L200 ile çıkacağız” yanıtını veriyoruz. Gülüyorlar, “çok fazla ilerleyemezsiniz, ATV’ler bile zorlanıyor” diyorlar. Ama biz araca atlayıp yolu izi belli olmayan arazide yukarı doğru çıkmaya başlıyoruz. Üst istasyon yaklaşık 2 bin 800 metrede. Amacımız oraya kadar varmak. Bu arada yeni tesisler ve pistlerle dağın ne yazık ki tahrip olduğu göze çarpıyor. L200 hedefe hiç zorlanmadan varıyor. Kısa bir süre sonra aracı 4×4’e alıyor ve asıl konforu o zaman yaşıyoruz. Hiç zorlanmadan 2 bin 650 metreye kadar geliyoruz. Üst istasyona mesafe olarak 150 metre var ama önümüzde de büyük bir kanal duruyor. Aslında uğraşsak burayı da çıkarız, ama dağa off-road yapmaya gelmedik. Aracı uygun bir yere bırakıyoruz, çantaları sırtlanıp yola koyulduktan yarım saat sonra üst istasyona varıyoruz.

İşte Erciyes Dağı karşımızda. Hava biraz bulutlu ve rüzgârlı. Dağa çıkmak için en uzun ve en sıkıcı rota olan sırt rotasında rüzgârın kaldırdığı karları görebiliyoruz. Buradan sırt boyunca yükselerek sadece yürünür. Yaz aylarında bu yürüyüş sırasında hafif bir rüzgâr güzel bir serinlik verir. Aynı rotada kış aylarındaysa bazen ayakta durmak imkânsız gibidir. Ortalama kondisyona sahip bir grup üç-dört saatte sırtın dibinden Hörgüç Kaya’ya varabilir. Hörgüç Kaya’da iki seçenek vardır. Birincisinde kayanın dibinden geçilerek Şeytan Boğazı’na girilir ve sonra hafif sola yükselerek sırta çıkılır, buradan zirveye yürünür. İkinci seçenekteyse Hörgüç Kaya’ya çıkılır, tepedeki emniyet noktasından iple sırta inilir. Sırttan yürünerek zirve yarım saat sürer.

Şeytan Boğazı rotasındaysa tırmanış, 3 bin metredeki kamp yeri Çoban İni mevkiinde başlar. Bu rotanın en riskli yeri Şeytan Boğazı’nın girişi, çünkü tırmanışın en dar ve en dik kısmı. Buradan her mevsimde sabahın erken saatlerinde, hava ısınmaya başlamadan geçmeli. Eğer geç kalınırsa yukarıdan mermi gibi taş yağabilir. Bizim rotamız da Şeytan Boğazı rotası.

Fakat yağmur rotayı rota olmaktan çıkarmıştı. Hava bir ara açar gibi oluyor ama sadece aşağıları görebiliyoruz, zirve kısmı kendini göstermiyor. Kısa bir mola vererek ıslak giysilerimizi değiştiriyoruz. Kuru giyecekler bizi biraz kendimize getiriyor. Devam ediyoruz. Altındaki kayalık bloku dolanarak zirveye yaklaşıyoruz ve nihayet Erciyes Dağı’nın 3 bin 916 metrelik zirvesini görüyoruz…

Dönerken geri baktığımda Erciyes üzerindeki kaotik havanın hâlâ devam ettiğini görüyordum. O zor koşulları bile özlemeye başladım şimdiden. Türkiye’de dağcılık ve kayak sporunun gelişmesine büyük emek veren üç kişiden biri olan Muvaffak Uyanık’ın dediği gibi: “Zirveler yaklaştıkça uzaklaşan, uzaklaştıkça yaklaşan sevgili gibidir.” Biz de bu sevgiliye veda ederken diğer sevgiliye, Aladağlar’a yapacağımız tırmanışların planını düşünmeye başlamıştık bile.

ERCİYES’İN ROTALARI
Ulaşım: Erciyes Dağı’na gitmek için Kayseri-Hisarcık-Develi yolunu takip etmek gerek. Yol tamamen asfalt. Hisarcık’tan 20 kilometre sonra 2 bin 150 metre yüksekliğindeki Tekir Yaylası’na varılıyor.

Ne Yapmalı: Erciyes Dağı’na tırmanmak kış aylarında oldukça zor. Bunun en büyük nedeni çığ riski. Yaz ve ilkbahar aylarında da yukarıdan gelen taşlar tehlike yaratıyor. Bu nedenle dağa tırmanamayanlar için bir önerimiz olacak. Birincisi bölgeyi bilen biriyle Erciyes’in doğusunda bulunan 2 bin 628 metre yüksekliğe sahip Koç Dağı’na yürümek ve oradan Erciyes’in muhteşem manzarasını izlemek. Dikkatli baktığınızda volkan çanağının Tekir Yaylası’na doğru bakan kesiminin koparak aşağıya aktığını görebilirsiniz. Kayak pistleri bu akıntının üzerinde bulunuyor.

Rotalar: Erciyes’e üç farklı rotadan tırmanılır. Kuzey buzulu, Şeytan Boğazı ve sırt hattı. Her birinin kendine göre avantajları ve dezavantajları var. Şeytan Boğazı ve kuzey buzulu rotalarında en büyük risk taş düşmesi. Sırt rotası ise daha güvenli ama çok uzun, rüzgâr şiddetli olduğu zaman rota çekilmez hale geliyor. En önemli nokta şu: İyi bir teknik donanımı ve dağcılık eğitimi olmayanların kesinlikle zirveye çıkmayı düşünmemesi gerekiyor.

Konaklama: Yörede birkaç gün kalmak isteyenler çadır dışında Tekir Yaylası’ndaki tesisleri de kullanabilir.

zirvelogo

Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInPin on PinterestShare on VK

Paylaş: