Boz Ayılar Ormanın Bereketi

Boz Ayılar Ormanın Bereketi

Türkiye’deki tek ayı türü olan boz ayıların yaşam alanları giderek daralıyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nce avlanmasına izin verilen yabani hayvan türlerinden sadece biri olan boz ayıların nüfusu sanılanın aksine her geçen gün azalıyor. Yaban hayatı koruma alanında çalışan veteriner hekim Ahmet Kütükçü, Atlas okurları için boz ayıları ve onların doğa için önemini anlattı.

Günümüzde sağlıklı bir ayı nüfusunun varlığı, yüksek kalitede bir ormanın ve böylece kereste, mantar, çilek ve çeşitli avların mevcudiyetinin göstergesidir. Varlıklarıyla doğaya pek çok katkıda bulunan ayılar, her şeyden önce bitkilerle beslendiği için önemli bir tohum dağıtıcıdır. Geniş bölgelerde yayılım gösterdiklerinden, sindiremedikleri tohumları dışkıyla çıkararak uzak bölgelere taşırlar. Aynı zamanda leş yiyici olan ayılar, doğanın temizlenip yenilenmesine yardımcı olurlar. Ölü hayvan veya leş miktarını azaltarak geriye kalan leşin doğa tarafından ayrıştırılabilmesini kolaylaştırırlar. Yırtıcı olmalarından ötürü de doğal seleksiyona yardımcı olup zayıf hayvanları ayıklarlar.

Ayılar, yaşamak için geniş ve rahatsız edilmeyecekleri alanlara ihtiyaç duyar. Bu geniş bölgeler diğer türlere habitat olduğundan, ayılar “şemsiye tür” olarak nitelendirilir. Şemsiye türlerin varlığı ve sağlıklı bir popülasyona sahip olmaları, kullandıkları yaşam alanlarındaki diğer birçok türün popülasyonunun sağlıklı olduğunun göstergesidir. Ayı, leopar ve kurt gibi hayvanlar, o habitatta yaşayan türlerle beslendiğinden onlara bağımlıdır. Bu türlerin varlığı, avladıkları geyik, karaca ve yaban keçisi gibi türlerin de varlığının işaretidir. Ayılar hem etçil hem otçul olduğundan, varlıkları bu besin çeşitliliğine bağlıdır.

Ülkemizde sadece bir ayı türü yaşıyor ve bu tür, Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya’da da dağılış gösteren boz ayı (Ursus arctos). Topraklarımızda boz ayının iki alt türü var. Bunlar daha çok kuzey bölgelerimizde yaşayan Avrasya boz ayısı (Ursus arctos arctos) ve güney bölgelerimizde dağılış gösteren, nispeten daha küçük yapılı ve daha açık renkli Suriye boz ayısıdır (Ursus arctos syriacus).

Doğada en fazla 30 yıl yaşayan boz ayılar, yaklaşık beş yaşında üreme olgunluğuna ulaşırlar. Mayıs-haziran aylarında gerçekleşen çiftleşmeden yaklaşık sekiz ay sonra, ocak ya da şubat civarı, genellikle ikiz yavru dünyaya getirirler. Doğum, inlerinde gerçekleşir. Ayıların gebelik süreci doğada çok az canlıda görülen bir özelliğe sahiptir. Bu, gecikmeli gebelik olarak tanımlanır. Gerçek gebelik süreleri 60 günken, yavruların inden çıkışını yiyeceğin en bol olduğu bahar aylarına denk getirmek için bu süreyi altı ay daha uzatırlar. Yavrular doğada yaşamalarına yetecek tüm verilere sahip olarak doğarlar. Bir buçuk yaşında sütten kesilirler, fakat anneleri kendilerini savunacak büyüklüğe gelene kadar onları korur. Bu da üç yıl kadar sürebilir. Kardeşler genellikle annelerinden ayrıldıktan sonra bir-iki sene daha birlikteliklerini devam ettirirler. Genç erkekler annelerinden ayrıldıktan sonra 100 kilometreden daha uzağa açılabilir, dişi yavrularsa annelerinin bölgesine daha yakın kalır. Boz ayılar yavrularını asla yalnız bırakmaz, o nedenle doğada yalnız bir yavru ayı görüldüğünde ona yaklaşılmamalıdır.

Boz ayılar yaşam alanı olarak karışık ormanlar, açık otlak alanlar ve dağ yamaçlarını tercih ederler ve çoğunlukla gececildirler. Ancak yoğun bitki örtüsüne sahip ıssız ve erişimi zor ormanlarda gündüz de aktif olurlar. Gündüz saatlerini doğal inler, mağaralar, taş araları ya da güvenli ağaç altlarında geçirirler. Kış uykusuna yatmak için sonbaharda birden fazla bölgede in yapabilirler. Bu in veya mağaraların girişleri genelde çalı, kuru bitki ve yosunlarla kaplıdır. Boz ayılar, genel kanının aksine, yarasa, kirpi ve bazı kemirgen türleri gibi tam bir kış uykusuna (hibernasyon) yatmazlar. Dolayısıyla vücut ısıları ve kalp atım sayılarında bu hayvanlarda olduğu gibi ciddi bir düşüş yaşanmaz. Daha çok derin bir uyku halinden söz edebiliriz. Bu nedenle ses ve sıcaklık değişimlerinde çabuk uyanırlar. Kış uykusu sırasında uykuya yattıkları in ya da mağarayı değiştirebilir, hatta yakınlarındaki leş gibi yiyecek kaynaklarından beslenebilirler. Dişi ayılar kış uykusundan çıktıkları mart ve nisan aylarında, açlığın da etkisiyle saldırgan davranışlar sergileyebilir. Bu dönemlerde ayıların yaşaması olası alanlarda dolaşırken dikkatli olmak gerekir. Yavrularıyla gezen dişileri saymazsak, boz ayılar yalnız yaşar. Bunun dışında erkek bireyler üreme döneminde iki haftalığına dişilere katılır. Ayrıca çöplük gibi toplu beslenme alanlarında da kalabalıklar oluştururlar.

İnsan-ayı çatışması
Boz ayıların doğada çok az düşmanı vardır. Yaşam alanlarını kaplan ve kurtlarla paylaştıkları yerler dışında tek tehdidin insan olduğu söylenebilir. Yasadışı avcılık, ölüm nedenlerinin başında geliyor. 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’nca oluşturulan Merkez Av Komisyonu’nun belirlediği “avlanacak av hayvanı türleri” arasında boz ayı yer almamakta ve koruma altına alınan türler arasında listelenmektedir. Türkiye, taraf olduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’yle boz ayıların korunmasını taahhüt etmiştir. Ayrıca boz ayılar, Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme (CITES) kapsamındaki türler arasındadır. Ancak sayılarının arttığı savıyla verilen bu avlanma izni bu taahhütlerle çelişmektedir.

İnsan ve ayı çatışmasının nedenlerinin başında insan baskısına bağlı olarak yaşam alanlarının daralması ve doğal gıda kaynakları azaldığından insan kaynaklı gıdalara yönelmeleri sayılabilir. Bu gıdaların başında arı kovanları, meyve ve sebze bahçeleri, çiftlik hayvanları ve çöp konteynırları geliyor. Şehirleşme ve tüketim hızındaki artış sadece insanların değil yaban hayvanlarının da yaşam biçimlerini değiştirmekte. Artan tüketimimizle beraber beslenme alışkanlıklarımızdaki değişikler de etrafımızdaki yaban hayvanlarının davranışlarını etkiliyor. Ülkemizde boz ayı popülasyonuna sahip bölgelerde ayılar, özellikle aromalı yiyeceklere düşkün oldukları için çöplüklerin müdavimi haline gelmiş halde. Bu artıklar onları şehir içlerine çekerek insanlarla karşı karşıya getiriyor.

Ayılar hakkındaki önyargılarımız ve bilgi eksikliğimiz de temel sorunlardan biri. Ayıların insan gibi tehditlerle karşılaştıklarında arka ayakları üzerine kalkmaları meydan okuma gibi anlaşılsa da, aslında görüşlerinin zayıf olmasından ötürü yaptıkları bir davranıştır. Ayağa kalkarak karşılarındakini daha net tanımlamaya çalışırlar. Ayı-insan karşılaşmalarında ayıları saldırmaya iten başlıca nedenlerin, sürpriz karşılaşmalardan, meraktan ve anne ayının yavrularını savunma içgüdüsünden kaynaklandığını aklımızdan çıkarmamalıyız.

Fotoğraf: Türkiye’de boz ayıları doğaya döndürmeye yönelik bir rehabilitasyon merkezi yok. Çoğunluğu öksüz yavru olmak üzere çeşitli nedenlerle doğadan kopmuş ayılar hayatlarının sonuna kadar Bursa-Karacabey’de bulunan Ovakorusu Ayı Barınağı’nda yaşıyorlar.

Yazı ve Fotoğraf: Ahmet Kütükçü  / Atlas Haziran 2015, Sayı 267

Paylaş: