Zürafalar Bayılmaz

Zürafalar Bayılmaz

Zürafalar başlarını yere indirdikten sonra, bir iki saniye içinde metrelerce yukarı kaldırıyor ama ne başları dönüyor, ne de bayılıyorlar. Uzun, ince bacakları muazzam ağırlıkları altında çökmüyor. Peki bu dev hayvanların sırrı ne?

Zürafaların uzun, ince bacakları bin kilodan fazla ağırlığı nasıl taşıyor? Erkek zürafaların ağırlığı 1950 kiloya, dişi zürafalarınki ise 1200 kiloya varabiliyor. İngiltere’deki Royal Veterinary College’den Christ Basu, “Bacak kemikleri bu boyutlardaki bir hayvan için anormal biçimde sıska” diyor. Temmuz ayında, Basu ve meslektaşlarının zürafanın bacak kemiklerindeki oluklarda, bacaklarının hayvanın muazzam ağırlığı altında çökmesine engel olduğu düşünülen özel bağ dokuları belirledikleri açıklandı. Pasif destek sağlayan bu yapılar fazla kas gücü kullanmadan, dolayısıyla fazla yorulmadan dev cüsselerini taşımalarını sağlıyor.

Biz aniden ayağa kalksak, beynimize giden kanın azalmasıyla başımız dönebilir. Zürafalar su içmek için başlarını yere indirdikten sonra, bir iki saniye içinde metrelerce yukarı kaldırıyor. Ama ne başları dönüyor, ne de bayılıyorlar. (Erkek zürafaların boyu beş buçuk metreye ulaşabiliyor, dişilerinki beş metreye yaklaşabiliyor.) Amerika’nın Wyoming Üniversitesi’nden Prof. Graham Mitchell ve Güney Afrika’nın Pretoria Üniversitesi’nden Prof. John Skinner, 2009 yılında Comparative Biochemistry and Physiology adlı akademik dergide yayımlanan makalelerinde şu sözlere yer vermişti: “Zürafaların uzun boyunları ve bacakları karşısında, fizyologların çoğu zürafa anatomisinin dolaşım sistemine yüklediği fizyolojik problemlerden dolayı şaşkınlık geçirir. Bu problemler arasında şunlar da var: Kan başa nasıl ulaşıyor? Bayılma ve ödem (vücutta sıvı birikimi) nasıl önleniyor? Kafadaki kan akımı, toplardamarlarla kanın ayaklar ve kafadan kalbe dönüşü nasıl düzenleniyor?”

Prof. Mitchell ve ekibinin araştırmasına göre güçlü bir kalp, yüksek tansiyon (yüksek kan basıncı) zürafaları bayılma nöbetlerinden koruyor. Kalpleri büyük değil ama kalp çeperleri çok kalın. Beyinleri kalplerinden iki metre kadar yüksekte olduğu halde kan beyinlerine rahatlıkla ulaşıyor. Bu arada şunu da belirtelim, zürafalar doğduklarında boyunlarının vücutlarına kıyasla uzunluğu yetişkinlerinkine göre bariz daha kısa. Büyüme aşamasında boyun kemikleri vücutlarının diğer kısımlarından daha hızlı gelişiyor.

Mitchell ve Skinner makalelerinde, doğduklarında kan basınçlarının yüksek olmadığını, boyunları uzadıkça kanın başlarına ulaşması için gereken tansiyon artışının kademeli olarak ortaya çıktığını ifade ediyor. Araştırmacılar, zürafaların yüksek tansiyondan zarar görmediğini ifade ediyor. Prof. Mitchell, zürafanın bedeninde (boyun uzadıkça damar duvarlarının kalınlaşması gibi) yüksek tansiyonun etkilerinden koruyan mekanizmalar bulunduğunu dile getiriyor ve sözlerinin devamında, “Zürafalar kan damarlarını daraltıp genişleterek kardiyovasküler sistemlerinin hacmini çok etkin biçimde değiştirebiliyor” diyor.

Kanada’nın Waterloo Üniversitesi’nden Dr. Anne Dagg, 2014’te yayımlanan Giraffe Biology, Behaviour and Conservation (Zürafa Biyolojisi, Davranışı ve Korunması) adlı kitabında, zürafanın boynundaki atardamarların beyne varmadan hemen önce bölünerek bir damar ağı meydana getirdiğini, esnek olan bu damar ağının hayvan başını aşağıya indirdiğinde şişip kanı tutarak beynin kanla dolmasını önlediğini belirtiyor. Boynundaki toplardamarlarda bulunan kapakçıklar da başı aşağıdayken kanın beyne geri dönmesine engel oluyor.

Peki nasıl oluyor da zürafanın uzun bacaklarında kan birikmiyor, ödem oluşmuyor? Hayvan hareketsizken ayaklarındaki kan kalbe nasıl dönüyor? Dr. Anne Dagg, zürafaların boyun ve bacaklarındaki deri katmanlarında esnek olmayan kollajen lifler bulunduğunu söylüyor ve bunları varis çoraplarına, savaş uçağı pilotlarının giydiği, kan akışını sağlamak için tasarlanmış “anti-g suitlere” benzetiyor. Bu lifler toplardamarları sıkıştırıyor; zürafa hareketsiz olsa bile kan bacaklarından yukarıya çıkabiliyor. Dr. Dagg, sözlerinin devamında derisinin zürafanın hareketlerini kısıtlamadığını, oynak eklem yerlerinde esnek liflerin bulunduğunu belirtiyor.

Prof. Graham Mitchell ve Prof. John Skinner, 2011 yılında Comparative Biochemistry and Physiology’de yayımlanan, zürafaların akciğerlerine ilişkin makalelerinde zürafaların kardiyovasküler sisteminin, sinir sisteminin, iskeletinin ve solunum sisteminin uzun, ince vücut yapılarına uygun olduğunu vurguluyorlar.

Yazı: Selcen Pirge
Atlas Ağustos 2014 / Sayı 257

 

Paylaş: