Leopar Hedefte

Leopar Hedefte

Diyarbakır’ın Çınar ilçesine bağlı Solmaz köyünde 3 Kasım 2013 tarihinde iki üç yaşlarında olduğu tahmin edilen erkek bir leopar öldürüldü.

Haber: Ferdi Akarsu
ATLAS ARALIK 2013/SAYI:249

Leopara, koyun otlatan çobanlar tarafından kendilerine saldırdığı gerekçesiyle ateş edildi. Otopside leoparın ayağında eski bir olaya ait kurşun çekirdeği de tespit edildi. Bu, leoparın daha önceden de görülüp vurulduğunu gösteriyor. Leoparın Anadolu ya da İran-Kafkas alttürlerinden hangisine ait olduğunu belirlemek için TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi, MAM Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü tarafından mitokondiryel DNA incelemesi yapıldı.

İnceleme sonucunda öldürülen leoparın İran-Kafkas alttürüne (Panthera pardus saxicolor) ait olduğu belirlendi.

Leopar, Anadolu’da yaşayan büyük kedigiller ailesine (Felidae) mensup bir birey. Günümüze değin Panthera pardus saxicolor (İran Leoparı-Parsı) ve Panthera pardus tulliana (Anadolu Parsı) olmak üzere iki farklı alttürün varlığı kabul ediliyordu. Bununla birlikte Anadolu parsı hakkındaki veriler çok az ve bu konuda bir genetik çalışma henüz yapılmış değil; bu nedenle iki alttürün bilimsel olarak gerçekten iki farklı alttür olup olmadığı konusu günümüzde halen tartışılmakta.
Günümüze değin leopara yönelik yapılan araştırmalara baktığımızda, Doğal Hayatı Koruma Derneği ve proje ortakları tarafından 2001-2003 arasında Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde gerçekleştirilen “GAP Biyolojik Çeşitlilik Araştırma Projesi”ni ve WWF Türkiye tarafından Kafkaslar’da gerçekleştirilen çalışmaya dayanan bilimsel makaleleri görüyoruz. Bu çalışmalarda uzmanlar Kafkaslar’ın, Doğu Karadeniz’in ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin bazı alanlarında leopar bulunması olasılığından bahsetmişti. Fakat Batı Anadolu’daki leopar varlığına yönelik olarak güncel ve kabul edilmiş güvenilir bir kayıt bulunmuyor. Yaklaşık 10 sene önce GAP Biyolojik Çeşitlilik Araştırma Projesi kapsamında elde edilen bilgiler sonucunda Güneydoğu’daki leopar varlığından söz eden Oxford Üniversitesi Zooloji Bölümü’nden Dr. Özgün Emre Can’a bu son olay hakkındaki görüşünü sorduk.

Dr. Can, Diyarbakır’da vurulan leoparın Bitlis-Siirt-Şırnak-Hakkari bölgesinden gelmesi ihtimalinin, Irak veya İran’dan gelmesinden çok daha güçlü olduğunu, bölgede başka bireylerin de görülmesinin beklenmesi gerektiğini belirtti. Dr. Can son 14 yıldır leoparın bölgedeki varlığına dikkat çekmeye çalıştığını, bu noktada önemli olanın bundan sonra görülecek bireylerin öldürülmemesini sağlayacak tedbirlerin alınması olduğunu belirtti.

Diyarbakır’da vurulan leopar aslında bir eksikliği de ortaya çıkardı. Leopara ait neredeyse tüm bilgimiz öldürülen bireylere ait. Anadolu’da bu eşsiz canlı hakkında yaşayan bireyler üzerinden öğrenilmiş fazla bilgimiz yok. Leoparın Anadolu’da hâlâ bulunduğuna dair en güncel kayıtlar 2010’da Bitlis’te, 2006’da Ağrı Dağı’nda ve 2000’de Artvin Yusufeli’de vurulan bireylere ait. Leoparın Kuzeydoğu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da günümüzde de varlığını devam ettirdiğini gerek yaşanan son olay gerekse geçmiş yıllara ait bilimsel araştırmalar gösteriyor.

Önümüzdeki süreçte ivedilikle ulusal ve uluslararası leopar uzmanlarının katılımıyla Kuzeydoğu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da geniş kapsamlı bir araştırma çalışması başlatılmalı. Bu araştırmalar akabinde leopar için belirlenen önemli alanlarda algı oluşturma ve koruma faaliyetleri yapılmalı. Aksi takdirde leoparların varlığını bugüne kadar olduğu gibi öldürüldükten sonra fark ederiz. Ta ki son leopar vurulana dek.

Paylaş: