Kollardaki Sır

Kollardaki Sır

Her yöne kıvrılabilen vantuzlu ahtapot kolları neden birbirine yapışıp dolanmıyor? Üstelik beyinden bağımsız hareket edebildikleri halde…

Ahtapotun çok esnek olan sekiz kolu o kadar ilginç ki… Her birinde hemen hemen tüm yüzeylere yapışan yüzden fazla vantuz olan bu kollar beyinden bağımsız da hareket edebiliyor. Geçtiğimiz yıl eylül ayında, Journal of Experimental Marine Biology and Ecology adlı akademik dergide yayımlanan bir araştırma şaşırtıcı sonuçlar ortaya koymuştu. Bilim insanları, bedenden ayrılan ahtapot kollarının bir saat sonra bile uyaranlara tepki verdiğini tespit etmişti.

Kolların beyinden bağımsız hareket edebilme özelliğinin zarar görmemeleri açısından önemli olduğu ifade ediliyor. Ahtopotlar kollarını çok defa kayaların altına, yarıkların içine sokuyor. Böyle durumlarda, hayvanın görüş alanının dışında oldukları için keskin mercanlardan, ya da canlıların dişlerinden zarar görebilecekleri dile getiriliyor. Kolların kopması durumda ise yerlerine yenileri büyüyor.

259ATyer_octopus02

Kamuflaj ustası ahtapot, renkli bir mercan sahnesine veya bir yosun kümesine dönüşebilir. Hatta deniz salyangozu kabuğu şekline bile girebilir.

Ahtapot kollarındaki vantuzlar yüzeylere refleks olarak yapışıyor. Üstelik, kaygan yüzeylere, engebeli yüzeylere bile çok sıkı tutunuyorlar. Bu kadar sıkı yapışan vantuzları olan, beyinden bağımsız da hareket edebilen kollar neden ahtapotlar için problem oluşturmuyor? Bir başka deyişle, neden birbirine dolanmış kollarla uğraşmak zorunda kalmıyorlar? Hebrew Üniversitesi’nden Dr. Guy Levy ve meslektaşlarının yeni araştırmasına göre, ahtapot derisinde vantuzların yapışma refleksini, dolayısıyla da kolların birbirine dolanmasını engelleyen kimyasallar var! Hebrew Üniversitesi’nden yapılan basın açıklamasında, Dr. Levy’nin çok karmaşık olabilecek bir problemin basit ve harikulade çözümü karşısında hayrete düştüklerini ifade ettiği naklediliyor. Levy ve ekibinin deneylerinde, vücuttan ayrılmış fakat hâlâ aktif olan kollar refleks olarak balık derisine, plastik kaba yapışıyor, ancak ahtapot derisine yapışmıyordu!

Bir ahtapot gözlerinizin önünde renkli bir mercan sahnesine veya bir yosun kümesine dönüşebilir. Ahtapotlar, çok kısa sürede renk, desen, parlaklık, şekil, hatta doku değiştirerek kamufle olabiliyor. Öyle ki, kamufle olurken vücutlarında tümsekler ya da dikensi yapılar bile oluşabiliyor. Birkaç yıl önce, aralarında deniz biyolojisi ve ekolojisi alanında dünyanın önde gelen araştırma enstitülerinden Stazione Zoologica’dan bilim insanlarının da bulunduğu bir araştırma grubu şaşırtıcı sonuçlara ulaştı. Ahtapotların mercan, taş, deniz salyangozu kabuğu gibi çevrelerinde bulunan bir nesneyi seçip, bu nesnenin önemli özelliklerini taklit ederek de kamufle oldukları anlaşıldı. Araştırma ekibinden doktora öğrencisi Noam Josef, bütün alan çalışmalarının ahtapotların kamufle oldukları zaman, çevreleriyle tam bir renk uyumu içinde olduğu gerçeğini desteklediğini, bununla beraber, çok sayıda araştırmanın bu hayvanların renkleri göremediklerini gösterdiğini söylüyor!

Yakın tarihte yapılan bilimsel çalışmalar, derilerinde bulunan opsin adındaki hücrelerin renkleri algılayabileceğine işaret ediyor. Ahtapot derisinde hızlı kamuflaj sağlayan üç katmanlı bir sistem var. En üstte büzüşüp genişleyen, pigment (renk maddesi) içeren keseler, ortada metalik renkler oluşturan hücreler, daha da altta hayvanın ortamdaki ışığın rengiyle uyumlu olmasını sağlayan hücreler bulunuyor.

YAZI: SELCEN PİRGE

FOTOĞRAFLAR: EREN LEVI / WIKIMEDIA COMMONS, PSEUDOPANAX (EN ÜSTTE)

ATLAS EKİM 2014 / SAYI 259

Paylaş: