Hayvanların Sır Salgısı

Hayvanların Sır Salgısı

Kurbağalardan atlara, sümüklüböceklerden suaygırlarına birçok hayvan özel vücut salgılarıyla şaşırtıcı yetenekler sergiliyor. Doğanın bu sır maddeleri, insanlara da yeni buluşlar için ilham verebilir.

Haber: Selcen Pirge
ATLAS ARALIK 2013/SAYI:249

Ameliyat dikişleri yakın gelecekte tarihe karışabilir. Bilim insanları canlıların ürettiği yapıştırıcıları araştırıyor. Ithaca College’den Prof. Andrew Smith de güçlü bir yapıştırıcı geliştirmek amacıyla sümüklüböceklerin salgısını inceliyor. Sümüklüböceğin salgısı, hemen hemen her türlü engelin üstünden zarar görmeden geçmesini, dik yüzeylere tutunmasını, ağaç dallarından sarkmasını sağlayan, kurak yaz günlerinde su kaybetmesini önleyen, duruma göre değişen çok işlevli, üstün özellikli bir malzeme.

Nottingham Trent Üniversitesi’nden fizikçi Dr. Michael Newton’un geçtiğimiz yıl PLOS ONE’da yayımlanan makalesine göre, sümüklüböcekler teflona bile yapışıyor, hatta yeni teknoloji ürünü süper kaygan yüzeylerin hemen hepsine tutunabiliyor. Prof. Smith şöyle söylüyor: “Buna benzer bir jel mükemmel bir medikal yapıştırıcı olurdu. Islak yüzeylere yapışır ve doku ne kadar çok eğilip bükülürse bükülsün, onunla birlikte eğilip bükülürdü. Sızıntı, yara izi hiç olmazdı.” Ithaca College’den 2013’ün Ağustos ayında yapılan basın açıklamasında, salgının yapışma gücünü araştıran Smith ve meslektaşlarının demir, bakır gibi metal iyonların polimerleri bağlamada kullanıldığını belirledikleri ifade ediliyor.

Peki bu kadar çok sümük küçücük bir hayvanın bedeninde nasıl depolanıyor? Zooloji profesörü Ingrith Deyrup-Olsen’in araştırmasına göre, hücrelerinde granüller şeklinde paketli olarak duruyorlar. Zamanı gelince paketler açılıyor, granüller suya temas edince son derece hızlı bir biçimde hacimlerinin 100 katına kadar su çekebiliyor!

Sümüklüböceğin salgısı hemen hemen her türlü engelin üstünden zarar görmeden geçmesini, dik yüzeylere tutunmasını sağlıyor; ayrıca su kaybetmesini önlüyor.

Sümüklüböceğin salgısı hemen hemen her türlü engelin üstünden zarar görmeden geçmesini, dik yüzeylere tutunmasını sağlıyor; ayrıca su kaybetmesini önlüyor.

Uzun süreler boyunca koşabilen atların teri de bilim insanlarının araştırma konusu. Çalışmalarının sonuçlarını yaklaşık altı ay önce J. R. Soc. Interface’de yayımlayan Glasgow Üniversitesi’den Prof. Malcolm Kennedy ve ekibi, atların terinde bulunan “latherin” adındaki proteinin yapısal sırlarını açığa çıkardı. Araştırmalara göre bu hayvanların teri, deterjan gibi köpüren latherin sayesinde vücutlarına süratle yayılıyor. “Normalde atın kalın, sugeçirmez postu terin hızla kılların üstüne çıkıp buharlaşmasına, ki bu atın vücudunun soğuması için gerekli, engel olurdu” diyor bilim insanları.

Bu araştırmaya ilişkin basın açıklamasında şu sözlere yer veriliyor: “Biyokimyacılar bilir ki, bir protein solüsyonu köpürmeye başlamışsa bu her zaman kötü haberdir. Proteinin yapısının bozulmaya başladığını gösterir. Çok az sayıda protein doğal olarak köpürmesi için tasarlanmıştır. Bunların arasında en iyi araştırılmış olanları da kurbağaların köpük yuvalarının bileşenleridir.”

Prof. Malcolm Kennedy, atların terini incelemeden önce de kurbağaların köpük yuvalarını araştırmıştı. Birçok kurbağa türü kabukları olmayan, jölemsi bir maddeyle kaplı yumurtalarını özel bir köpüğün içine bırakıyor. Erkek kurbağa, dişinin salgıladığı sıvıyı ayaklarıyla köpürtüyor. Yumurtaları saran köpüğün dış kısmı kuruyunca koruyucu bir yuva haline geliyor. Prof. Kennedy, kurbağa köpüklerinin bozulmaya dirençli, çok stabil, yumurta ve spermle uyum içinde bir arada bulunabilen olağanüstü biyolojik malzemeler olduğunu söylüyor.

Bir de suaygırının kırmızı “güneş kremi” var. Bu hayvanın tüyleri ya da kürkü yok ama vücudunda çıplak derisini kızgın Afrika güneşinden koruyan özel bir güneş kremi üretiliyor. Derisine yayılan, önce kırmızı daha sonra kahverengi olan bu salgı aynı zamanda hem antiseptik, hem de sinek kovucu. Kaliforniya Üniversitesi’den Prof. Christopher Viney ve ekibinin Philosophical Transactions of the Royal Society A’da yayımlanan araştırması, ışığı dağıtarak deriyi koruyan mikroskopik yapılar içerdiğini ortaya çıkardı. Bu maddenin içerdiği bazı mikroskopik yapıların da, akışkanlığını artırarak hayvanın bedenine daha iyi yayılmasını sağladığı anlaşıldı. Prof. Viney ve ekibi makalelerinde, yaklaşık bir ay boyunca buzdolabında tuttukları halde suaygırının kırmızı salgısında ne mantar ne de bakteri kontaminasyonunun izine rastladıklarını belirtiyor.

Paylaş: