Güvedeki Nanoteknoloji

Güvedeki Nanoteknoloji

Güvelerin parlamayan gözleri, çok düşük yoğunluktaki kokuları bile algılayan antenleri, yüksek frekanslı sesleri işiten kulakları bilim insanlarına nanoteknoloji konusunda yeni ufuklar açıyor.

Kısa süre önce, Irvine Kaliforniya Üniversitesi’nden Prof. Robert Corn ve ekibinin güvelerin gözlerindeki nano yapıları taklit ederek altının bile parlamasını önleyen kaplama malzemesi ürettiği açıklandı. Yansımayı engelleyen bu malzemenin cep telefonu ekranlarında, güneş panellerinde, askeri silahlarda kullanılabileceği ifade ediliyor. Güve gözleri, yansımayı gideren nano yapılarla kaplı. Bu yapılar, geceleri uçan güvelerin büyük gözlerinin parlamasını önleyerek onları avlanmaktan koruyor ve daha iyi gece görüşü sağlıyor. Yakın bir geçmişte, fizikçi Doçent Yasha Yi ve ekibi de güve gözünü örnek alarak tıbbi görüntüleme cihazlarının daha az radyasyon yayıp daha net görüntü vermesini sağlayabilecek bir malzeme üretmişti.

Saint Louis Fransız-Alman Araştırma Enstitüsü’nden Denis Spitzer, erkek ipekböceği güvelerinin antenini örnek alarak patlayıcı madde tespiti yapan çok hassas bir dedektör yaptı. Güvelerin koklama duyusu çok hassas. Her güve türünün dişileri ve erkekleri birbirlerini kokularından tanıyor. Koku molekülleri, antenlerindeki yağlı tabakayla kaplı nano tünellerde ilerliyor ve koku algılayıcılarına ulaşıyor. Amerika’nın Montana Üniversitesi’nden böcekbilimci Dr. Kevin Wanner, dişi güvelerin yalnızca birkaç nanogram koku saldığını (bir nanogram 0,000000001 gram), yaklaşık yüz metre mesafedeki erkeklerin antenlerindeki algılayıcılarla bu kokuyu algıladığını belirtiyor. Bir başka deyişle, futbol sahasının bir ucundaki güve, sahanın diğer ucundaki dişinin kokusunu alabiliyor!

İsveç’in Lund Üniversitesi’nden araştırmacıların Ostrinia nubilalis türü güvelerle yaptığı, sonuçları BMC Biology’de yayımlanan araştırmasına göre, dişi güveler erkek güvelerin yaydıkları kokudan yaşlarını bile anlayabiliyor. Daha önceki yıllarda, Spodoptera litura türü erkek güvelerle yapılan araştırmalar da, bu güvelerin 10 mililitrelik hava içinde yalnızca beş molekül yoğunluğa sahip kokuları bile algıladığını göstermişti. Max Plank Enstitüsü’nden Prof. Bill Hansson’a göre bu, orta boydaki bir göle atılan bir küp şekeri algılamak gibi bir şey. Sonuçlar o kadar şaşırtıcıydı ki, bilim insanları emin olmak amacıyla deneylerini üç kez tekrar etti.

Karanlıkta uçan yarasalar, nabız atmasına benzer şekilde, arka arkaya yüksek frekanslı sesler çıkararak avlanıyor. Çevrelerindeki nesnelere çarpıp geri yansıyan seslerini dinleyerek nesnelerin üçboyutlu “görüntüsünü” elde ediyorlar. Çok sayıda güve türü yarasaların çıkardığı, insan kulağının işitemediği yüksek frekanslı sesleri duyabiliyor. Yaklaşık bir yıl önce, İngiltere’nin Strathclyde Üniversitesi Ultrasonik Mühendislik Merkezi’nden Dr. James Windmill ve ekibinin araştırması, büyük mum güvesinin (Galleria mellonella) 300 bin Hz frekanslı sesleri algıladığını ortaya çıkardı. (İnsanlar en fazla 20 bin Hz civarındaki sesleri duyuyor.) Büyük mum güvesinin yalnızca 0.5 milimetre çapı olan minik kulağının cep telefonundan işitme cihazına mikrofon teknolojisinde köklü değişime yol açabileceği belirtiliyor.

Haber: Selcen Pirge / Fotoğraf: Chris Burke
Atlas Mayıs 2014 / Sayı 254

Paylaş: