Esrarlı Bulutlar, Esrarlı Kayalar

Esrarlı Bulutlar, Esrarlı Kayalar

Avustralya’nın Carpentaria Körfezi’nde görülen rulo bulutlar nasıl meydana geliyor? Kaliforniya’nın Ölüm Vadisi’ndeki ağır kayalar düz zeminde nasıl metrelerce ilerliyor?

Hiç böyle bir bulut gördünüz mü? Dünyanın yalnızca tek yerinde düzenli olarak rastlanıyor bu hayret verici bulutlara. Avustralya’nın kuzeyinde, Carpentaria Körfezi’nde. Her yıl eylül ekim gibi ortaya çıkan bu rulo bulutlar kilometrelerce uzunluğunda olabiliyor. Çok defa da diziler halinde oluşuyorlar. Sabahın ilk saatlerinde ortaya çıkıyor, kısa sürede gözden kaybolabiliyorlar.
Carpentaria Körfezi’nin bitişiğindeki Cape York Yarımadası’nın şeklinin, büyüklüğünün ve konumunun bu bulutların meydana gelmesinde rol oynadığı belirtiliyor. Kaliforniya Üniversitesi’nin açıklamasında, yarımadanın doğusunda bulunan Mercan Denizi’nden esen meltem ile batısındaki Carpentaria Körfezi’nden esen meltemin, yarımadanın üstünde karşılaşmasıyla bir bulut hattının oluştuğu ifade ediliyor.

Münih Üniversitesi’nden Prof. Roger Smith ve meslektaşlarının, geçtiğimiz eylül ayında Quarterly Journal of the Royal Meteorological Society adlı akademik dergide yayımlanan araştırmasına göre, doğudan esen rüzgârlar çok kuvvetli olduğunda bu tür bulutlar oluşmuyor. Makalede, doğu rüzgârlarının zayıf olması durumunda karşılaşan iki deniz melteminin “çarpışmasının” nispeten şiddetli olduğu, aksi halde çarpışmanın daha yumuşak olduğu belirtiliyor.

Smith şöyle söylüyor: “Bulutlara baktığınızda geriye doğru yuvarlanıyormuş gibi görünüyorlar. Aslında, ön tarafta devamlı bulut oluşurken, arkada da devamlı ‘aşınma’ oluyor. Bu, yuvarlanıyormuş gibi görünmelerine neden oluyor.” Avustralya’da morning glory (gündüz sefası) olarak bilinen bu bulutları gözlemlemek için en iyi yerin Carpentaria Körfezi yakınındaki Burketown olduğu söyleniyor. Çatıların yüz metre kadar üstünde görmek mümkün gündüz sefalarını.

Ölüm Vadisi’ndeki Gizem
Amerika’nın en sıcak, en kurak bölgesi Ölüm Vadisi’nde kurumuş bir göl yatağı olan Racetrack, yıllardır esrarı tam çözülemeyen, hareket eden kayalara ev sahipliği yapıyor. Çamur tabakasının en az 300 metre kalınlığında olduğu, yaklaşık on bin yıl önce ani bir iklim değişikliği sonucunda gölün kurumasıyla oluştuğu belirtiliyor.

Racetrack’de bulunan, bazılarının ağırlığı yaklaşık 300 kilogram olan kayaların birçoğunun arkasında tekerlek izi gibi izler var. Bazısı kısa, bazısı uzun, bazısı düz, bazısı kıvrımlı izler. Bu izler kayarak ilerlediklerini gösteriyor ama bugüne dek kayaların hareketini gören olmamış. Amerika’nın Ulusal Jeoloji Araştırmaları Kurumu’na göre, dümdüz olan kuru göl yatağında yaklaşık 880 metre ilerlemiş kaya bile bulunuyor.

Bu esrarı açıklamaya çalışan birkaç teori var. Yılın büyük bölümünde kuru olan Racetrack’te, çevredeki tepelerden akan kar suyu ve yağmurlarla çok sığ havuzlar oluşabiliyor. Johns Hopkins Üniversitesi’nden Dr. Ralph Lorenz’in, 2011’de ortaya koyduğu teoriye göre, gece hava sıcaklığının eksiye düşmesiyle buzlaşma oluyor. Kayaları yaka gibi çevreleyen buzdan “sallar”, kuvvetli rüzgârların etkisiyle koca taşları kaydırıyor. (Kayalar, buzun üstünde kaysaydı, derin izler oluşmazdı.) Lorenz, hareketlerin çok hızlı bir şekilde ve genelde birkaç yılda bir meydana geleceğini söylüyor. Bundan dolayı insanların, kayaların hareketini görmemesinin normal olduğunu düşünüyor.

Yazı: Selcen pirge
Atlas Haziran 2013 / Sayı: 243

Paylaş: