Dünya’yı Soğutmak

Dünya’yı Soğutmak

Bazı araştırmacılar güneş ışınlarını yansıtarak dünyayı soğutma planları öne sürüyor. Ancak bilimsel çalışmalara göre bu şekilde gezegenin işleyişine karışmak, yeni problemler çıkarabilir.

Haber:Selcen Pirge
ATLAS Ocak 2014/SAYI:250

Küresel ısınmaya karşı ilginç jeomühendislik projeleri öne sürülüyor. Atmosfere sülfat tanecikleri karıştırıp güneş ışınlarını yansıtarak Dünya’yı soğutmak gibi. Avustralya’nın Charles Sturt Üniversitesi’nden Prof. Clive Hamilton, The New York Times’ta yayımlanan makalesinde şöyle diyor: “Ekolojiden öğrendiğimiz bir ders varsa o da şudur: Bir ekosisteme ne kadar yakından bakarsak o kadar kompleks hale gelir. Şimdi ekosistemlerin en büyüğü ve en kompleks olanını, gezegeni manipule etmeye kalkacak teknolojileri kullanmayı ciddi olarak düşünüyoruz. Sülfat taneciklerinin püskürtülmesi sadece sıcaklığı değil, ozon tabakasını, küresel yağmur rejimlerini, biyosferi de değiştirir.” Hamilton, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden atmosfer bilimi profesörü Ronald G. Prinn’in şu sözleriyle sonlandırıyor makalesini: “Anlamadığınız bir sistemi nasıl düzenleyebilirsiniz?”

Almanya’nın Max Planck Enstitüsü’nden Dr. Axel Kleidon ve Dr. Maik Renner’ın kısa süre önce Earth System Dynamics’te yayımlanan araştırmaları, güneş ışınlarını yansıtarak sıcaklıkları azaltmanın yağışlara olumsuz etkileri olabileceğini gösterdi. Amerika’nın Ulusal Atmosfer Araştırmaları Merkezi’nden araştırmacıların başkanlığında yürütülen, birçok ülkeden çok sayıda bilim insanının katıldığı bir başka yeni araştırma da Dünya’yı “gölgelemenin” ortalama yağışı önemli ölçüde azaltabileceğine işaret ediyor.

İklim değişimine karşı jeomühendisliğin kullanılabileceği fikrini savunan bilim insanları arasında Harvard Üniversitesi’nden Prof. David Keith de var. Keith, bilimsel araştırmalardan umut verici sonuçlar çıkarsa atmosfere kademeli olarak sülfat karıştırmayı öneriyor; 2020 yılından başlayarak elli yıl boyunca azar azar sülfat salınabileceğini, 2070 yılı civarında diğer iklim değişimini önleme stratejilerinden olumlu sonuçlar alınmasıyla projenin yavaş yavaş sonlandırılabilineceğini belirtiyor.

“Kuşkusuz önemli riskler var” diyen Prof. Keith, sülfürün zamanla atmosferin aşağılarına ineceğini ve hava kirliliğine neden olacağını söylüyor. Stratosfere (stratosfer yaklaşık 10 kilometre yükseklikten başlayarak 50 kilometre yüksekliğe kadar uzanıyor) sülfat salmanın canlıları morötesi ışınlardan koruyan ozon tabakasının incelmesini hızlandırabileceğini, fakat bir yandan da morötesi ışınları dağıtacağını belirtiyor. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden atmosfer kimyası uzmanı Doçent Dan Cziczo da atmosferin alt kısımlarına inen taneciklerin bulut oluşumuna çeşitli etkileri olabileceğini söylüyor.

Bu yöntem Dünya’nın soğumasına neden olsa bile, atmosferdeki karbondioksit miktarının artışından dolayı okyanus sularının daha asitli hale gelmesine çare olamayacağı ifade ediliyor. Amerika’nın Rutgers Üniversitesi’nden Prof. Alan Robock, küresel ısınmaya karşı jeomühendislik yönteminin kullanılmasının iyi bir fikir olmadığını yirmi madde sıralayarak savunduğu, 2008 yılında yayımlanan makalesinde şunları yazmıştı: “Okyanus zaten endüstri devriminden önceki halinden yüzde otuz daha asitli. Asitlenmenin devam etmesi, mercan resiflerinden insanlara kadar tüm okyanus biyolojik zincirini tehdit ediyor.

Endüstri devriminden önce yüzde 0,0280 olan atmosferdeki karbondioksit oranı, bugünlerde yüzde 0,0400 civarında. Bir gazın oranındaki az bir değişimin bile önemli etkileri olabiliyorsa, gezegenin işleyişine böyle yöntemlerle müdahale etmek mantıklı mı?

Paylaş: