Doğuştan Doktorlar

Doğuştan Doktorlar

Araştırmalar, çoğu hayvanın öğrenerek değil, doğuştan gelen tepkilerle şifalı bitkilerden faydalandığını ortaya koyuyor.

Uzun zamandan beri, şempanze ve bazı başka hayvanların bitkilerden tıbbi amaçla faydalandıkları biliniyordu. Ancak son yıllarda tedaviye yönelik davranışların hayvanlar aleminde sanıldığından da yaygın olduğu ortaya çıktı. Toplu iğne başı kadar beyinleri olan hayvanlar bile hastalıklar karşısında ne yapmaları gerektiğini biliyor. Mesela, kral kelebekleri kendilerine parazit bulaşması durumunda, yumurtalarını içlerinden çıkacak larvalara ilaç olacak belirli bir tür ipekotunun üstüne bırakıyor.

Michigan Üniversitesi’nde kral kelebekleri üzerine araştırma yapan Prof. Mark Hunter, “Karşılaştığımız belki de en büyük sürpriz, meyve sineği ve kelebek gibi hayvanların hastalığın sonraki nesil üzerindeki etkilerini en aza indirecek besinleri seçebilmeleriydi” diyor. Aynı araştırma grubunda bulunan Dr. Thierry Lefevre ve Doç.  Jaap de Roode’un Science dergisi için Prof. Hunter ile birlikte  kaleme aldıkları makalede, çoğu hayvanın öğrenerek değil, doğuştan gelen tepkilerle “ilaç” kullandığı belirtiliyor.

ABD’deki Emory Üniversitesi’nden Dr. Todd Schlenke ve ekibinin sonuçları 2013 yılında Science dergisinde yayımlanan araştırmaları, çevrede parazitoid arı gören meyve sineklerinin yumurtalarını çürümekte olan meyveler gibi yüksek oranda alkol içeren besinlere bırakmayı tercih ettiğini gösterdi. Parazitoid arılar, yumurtalarını meyve sineği larvalarına enjekte edip larvaların ölmesine neden olabiliyor. Schlenke ve ekibinin deneylerine göre, parazitoid arılar yumurtalarını yüksek alkollü besinlere bırakılan larvalara enjekte etse bile, bu yumurtalar alkolün toksik etkisine maruz kalıyor.

İşin ilginç yanı, Schlenke ve meslektaşlarının deneylerde kullandıkları sinekler laboratuvarda yetişmiş, kendileri de, yüzlerce kuşak boyunca ataları da hiç parazitoid arı görmemiş meyve sinekleriydi. Buna rağmen, deneyler sırasında kafesteki parazitoid arıları tanıdılar ve yumurtalarını yüksek oranda alkol içeren besinlerin üstüne bıraktılar. Deneyler, dişi ve erkek parazitoid arıları görünüşlerinden tanıdıklarını, farklı parazitoid arı türlerini bile  ayırt ettiklerini gösterdi.

Almanya’daki Martin Luther Üniversitesi’nden Dr. Silvio Erler ve meslektaşlarının 2014’ün Kasım ayında Behavioral Ecology and Sociobiology adlı akademik dergide yayımlanan araştırmaları da ilginç sonuçlar ortaya koyuyordu. Araştırmalar sırasında, bağırsak paraziti bulaşmış balarılarına antibiyotik özelliği olan dört çeşit bal sunuldu. Beyaz çiçekli yalancı akasya nektarından, ayçiçeği nektarından, ıhlamur ağacı nektarından yapılmış ballar ve  bir de bazı böceklerin salgılarından oluşan farklı bir bal bulunuyordu. Vücutlarındaki parazit enfeksiyonu daha fazla olan arılar daha çok en güçlü antibiyotik özelliğe sahip ayçiçeği balından yemeyi tercih etti!

Şifalı bitkilerden faydalanan hayvanlara ilişkin şaşırtıcı örnekler:

  • Alaska boz ayıları, Ligusticum cinsinden bitkilerin köklerini çiğneyip postlarının üzerine sürüyor. Brezilya’daki Feira de Santana Eyalet Üniversitesi’nden Prof. Eraldo Costa, Ligusticum cinsinden bitkilerde kumarin gibi pek çok aktif bileşik bulunduğunu ve bunların sürüldüğünde böcekleri uzak tutabileceğini belirtiyor. Amerika yerlileri bu bitkiyi çeşitli hastalıklar için kullanmış ve adını da “ayı ilacı” koymuşlardı.
  • Doğal Hayatı Koruma Derneği (WWF)  araştırmacılarından Dr. Holly Dublin, bir yıldan uzun süre Kenya’da dişi bir fili gözlemledi. Dişi fil, hamileliğinin sonlarına yaklaştığı günlerden birinde yaklaşık otuz kilometre yol kat etmiş ve bulduğu Boraginaceae ailesinden bir ağacın hem yapraklarını hem de gövdesini yemişti. Dört gün sonra da doğum yaptı. Kenyalı kadınların doğumu başlatmak için bu ağacın yapraklarından çay yapıp içtiğini öğrenen Dr. Dublin, hamile filin ağacı özellikle arayıp bulduğu sonucuna vardı.
  • Biyolog Sudhim Senegupta başkanlığındaki bir araştırma ekibi, sıtma salgınının olduğu 90’ların sonunda, Kalküta’da bulunan serçe yuvalarının Caesalpinia pulcherrima adlı ağacın, sıtma tedavisinde kullanılan kinin maddesi yönünden zengin olan yapraklarıyla kaplı olduğunu tespit etti. Serçelerin bu yaprakları yediklerini de belirlediler. Bu ağaçların, serçe yuvalarının bulunduğu bölgede olmaması yaprakların özellikle seçildiğini gösteriyordu.

Fotoğraf: Kral kelebekleri, kendilerine parazit bulaşması durumunda yumurtalarını içlerinden çıkacak larvalara ilaç olacak özel bir tür ipekotunun üstüne bırakıyor.

Yazı: Selcen Pirge

Atlas Şubat 2015 / Sayı 263

Paylaş: