Antartika Yolunda

Antartika Yolunda

Japonya’ya ait Shirase adlı gemiyle bilimsel çalışmalar için Antarktika’ya hareket eden Prof. Dr. Bayram Öztürk, Atlas’a araştırmalarıyla ilgili bilgi verdi. 

Türkiye’den Prof. Dr. Bayram Öztürk’ün de yer aldığı, Japonya’ya ait Shirase adlı gemi 26 Kasım 2014’te Antarktika’ya hareket etti. Derginin hazırlandığı günlerde hâlâ yolda olan gemideki bilim insanları deniz çevresinin korunması ve balıkçılık üzerine çalışmalar yapacak. Ayrıca bölgedeki balina, yunus ve foklar tespit edilecek ve kirlenme baskısıyla buzullarda meydana gelen erime oşinografik yollarla ölçülerek incelenecek. Prof. Dr. Öztürk gemiden, Atlas okurlarına araştırmalarla ilgili bilgi verdi:

“Son zamanlarda Güney Kutbu (Antarktika) ve Kuzey Kutbu (Arktik), kamuoyunda daha çok konuşulmaya ve ilgi görmeye başladı. Buzulların erimesi ve iklim değişikliği, buna bağlı olarak akıntıların özelliklerinin değişmesi, denizel canlı kaynakların sürdürülebilirliği ve koruma alanları konusu Türkiye’de de tartışılıyor.

Japon Kutup Araştırmaları Enstitüsü’nün 2014 yılındaki 56. seferine misafir araştırmacı olarak davet edildim. Araştırma seferi, Avustralya’nın Fremantle şehrinden başlayıp Güney Okyanusu kıyılarından Antarktika’yı da kapsayacak şekilde dört ayda tamamlanmak üzere planlandı. Bu sırada Japonlara ait Syowa araştırma üssünde kalarak hem deniz çalışmalarına katılıyorum, hem de araştırmalar için gereken lojistik ve planlamalarla ilgili tecrübe ediniyorum. Avustralya, Güney Okyanusu ve Antarktika arasındaki ölçümleri ve çalışmaları 30 Mart 2015’e kadar bitireceğiz. Japon Deniz Kuvvetleri’ne ait askeri bir gemideyiz, adı Shirase olan gemide 247 kişiyiz, bunların 71’i ise araştırmacı. Japon üssü Syowa’ya da gideceğiz ve orada kara araştırması yapacağız. Ölçümlerde Güney Okyanusu’nda 220 metre ila 2 bin 500 metredeki soğuk su akıntısının değişimini araştırıyor ve dünyadaki diğer akıntı sistemlerini, dolayısıyla küresel iklimi etkileyip etkilemediğine bakıyoruz.

Çalışmalar önümüzdeki aylarda Antarktika’daki Japon üssü Syowa’da devam edecek. Gemideki bilim insanları arasında Prof. Dr. Bayram Öztürk de yer alıyor.

Çalışmalar önümüzdeki aylarda Antarktika’daki Japon üssü Syowa’da devam edecek. Gemideki bilim insanları arasında Prof. Dr. Bayram Öztürk de yer alıyor.

Antarktika ile 60 derece güney enlemleri arasındaki hat artık beşinci okyanus, Güney Okyanusu sayılıyor. Antarktika, 1959’da 12 ülke tarafından imzalanan Antarktika Sözleşmesi’ne göre yönetilmekte. Türkiye, imzacılar arasında olmamakla birlikte “istişari olmayan ülke” statüsüyle antlaşmaya taraf. Antarktika Sözleşmesi’nin bir eki olan Madrid Protokolü, bilimsel araştırma dışında petrol veya mineral çıkarmayı yasaklıyor ve bu durum 2048’e kadar devam edecek. Bundan sonrasının ne olacağı ise yeni gelişmelere bağlı.

Antarktika, dünyadaki hiçbir yere benzemiyor. Burada kurulan üsler dışında sürekli bir yerleşim yok. Ama kıta sadece penguen ve buzdan ibaret de değil. Yazları 3 bin kadar araştırmacı ile 30 bin kadar turist geliyor.

Deyim yerindeyse Antarktika bir aşırılıklar kıtası. Öyle ki, en soğuk, en kuru, en rüzgârlı, en yüksek gibi bütün sıfatları hak ediyor. Üstelik dünyadaki tatlı suyun yüzde 90’ının Antarktika’daki buzulun içinde olduğunu hatırlatmak isterim. Bilim insanları, şirketler hatta devletler, eriyen veya erimeyen bu buzulların tatlı su açığı olan kıtalara taşınması için birçok proje üretiyor. Güney Okyanusu ayrıca büyük balıkçılık yataklarına sahip ve birçok devletin gözü bu nedenle de burada.

Ama buradaki stoklar için bile sürdürülebilirlik bir soru işareti. Mesela bu bölgede yaşayan buz balıkları ile morinalar acaba iklim değişikliğinden nasıl etkilenecek? Yumurtlamak için soğuk suyu seven bu tür, sıcaklık değişimlerine çok duyarlı. Bu soruları kıta ekosisteminin temel taşı sayılan ve bir tür karides olan kril için de sorabiliriz. Bu tür, Güney Okyanusu ekosistemi için hayati önem taşıyor, çünkü balıklardan kalamarlara, penguenlerden foklara, hatta balinalara dek, hepsinin besin kaynağı.

2

Shirase gemisi, Japon Kutup Araştırmaları Enstitüsü’nün Antarktika çalışmaları için 26 Kasım 2014’te yola çıktı.

Acaba su sıcaklığı ve atmosferik dolaşım kril popülasyonunu nasıl etkiliyor? Krilin büyümesiyle diyatom patlaması arasında bir ilişkisi var mı? Fitoplankton kompozisyonunun değişimi acaba çevresel faktörlerin etkisi altında mı? Bilim dünyası bu soruları daha çok tartışacak ve biz de burada Güney Okyanusu’ndaki çalışmalarımız sırasında uzun uzun konuşuyoruz.

Unutmayalım ki, Antarktika sadece buz değil; küresel okyanus döngüsü için de çok önemli. Soğuk sular dibe çökerek okyanus döngüsüne katılır, bu sayede bütün okyanuslar için ısı transferi meydana gelir. Yani dünyamızın uzun süreli iklimini kontrol eden bir etkendir. Mevsimsel olarak alanı değişen ve tüm okyanus yüzeyinin herhangi bir zamanda ortalama yüzde 7’sini kaplayan deniz buzu, küresel sıcaklık akıntısının itici gücü ve iklim sisteminin vazgeçilmez bir bileşeni. Okyanus sularının bütün gezegeni dolaşması yaklaşık 2 bin yıl alıyor. Bu arada, Antarktika’nın Amundsen Denizi kıyılarındaki buzların erimeye başladığı ve bunun deniz seviyesinde yükselmelere neden olacağını biliyoruz. Daha da önemlisi bu erimenin muhtemelen bu bölgedeki soğuk su sistemini değiştireceği iddia ediliyor. Bu durumda küresel akıntı sisteminde ve dolayısıyla iklimlerde değişimler görülebilir ki bu da bütün dünya uluslarını derinden etkileyecek bir olgu olarak karşımıza çıkıyor. İşte araştırma konularından biri bu.

Türkiye’de Antarktika ve Arktik konusunda az sayıda araştırmacı var, bunların çoğu da zaten ya ABD, ya Norveç ya da Almanya’dan seferlere katılıyor. Bilinen ilk araştırmacının Rahmetli Atok Karaali olduğu tahmin ediliyor. Buradaki başarılı araştırmalarından dolayı Antarktika’da, Marie Byrd Land’deki Matikonis Tepesi’nin 5 deniz mili (9 kilometre) doğusunda yer alan Coulter Tepelikleri’nin doğu tarafındaki küçük kayalıklara, Antarktika Yer İsimleri Danışma Kurulu (USACAN) tarafından, Plato İstasyonu’nda görevli iyonosfer fizikçisi Atok Karaali’ye ithafen “Karaali Kayalıkları” adı verilmiş (1968). Herhalde bu kıtada ismi konulan ilk Türk, rahmetli Karaali olmalı. İkincisiyse halen Koç Üniversitesi Rektörü olan Sayın Ümran İnan. Bunlar bizim için gurur vesilesi ve motivasyon nedeni.”

Fotoğraf: Ali Murat Atay 

Atlas Ocak 2015 / Sayı 262

Paylaş: