Knidos / Datça - Muğla

Picture 25 of 25

Tarihin sayfalarındaki adı Knidos olan Datça’yı tarihçi Strabon şöyle tanımlıyor: “Kıyıdan tepeye (Akropol) doğru yükselen bir tiyatrodur.” İç ve dış limanı ayıran yarımada, iç limanın üzerinden akropole kadar hafif bir eğimle yükseliyor. Setlerle teraslanmış yamaçlar doğu batı yönünde 10 metre genişliğindeki dört ana caddeye bölünmüş. Bu yamaçta ve caddelerde hem eski çağların konut mimarisi, hem de kamu binalarının bugün de göreni kendine bağlayan kalıntıları bulunuyor. Caddeleri birbirine dikey bağlayan yollar merdivenlerden oluşuyor. İşte size, vakti zamanında on binlerce izleyici kapasiteli iki tiyatrosu olan (ki bugün Ticari Liman denen bölgedeki yaklaşık 20 bin kişilik) ama aslında kendisi tiyatro olan bir masal yerleşim.

Knidos’u Lakedaimonialılar diye bilinen yerel bir halk topluluğunun kurduğu biliniyor. İÖ 7. yüzyılda Dorlar geliyor ve Datça’yı Heksapolis’in merkezi yapıyor. Knidos’un kurgusu, kentte yaşayanların bilim, mimarlık ve sanatta oldukça ileri bir düzeyde olduğunun çok sayıda göstergesini barındırıyor. Dünya matematikçilerinin bugün de büyük önem verdiği Eudoksos buralıdır.

Deniz fenerlerinin en ünlüsü olan ve Dünyanın Yedi Harikası arasında sayılan Alexandria / İskenderiye Feneri’nin (Pharos) mimarının Knidoslu Sostratos olduğu konusunda pek çok kaynak ortaklaşıyor.

Knidos’ta, bugün ülkemizde çok az sayıda bulunan güneş saatlerinden birini görmenin yanı sıra Apollon Tapınağı, tiyatronun üzerindeki Korint Tapınağı, Dor tapınaklarından birinin yerine yapılan kilise, mozaiklerle kaplı zeminler gibi eserlerle de gezenleri zaman tüneline götürebiliyor. Kentte yapılan kurtarma kazılarından çıkarılan arkeolojik öğelerin bir kısmı ören yerindeki küçük müzede görülebiliyor.

Eski adı Alaki olan Datça merkezinden başlayarak hem Knidos’a kadar olan bütün koylar, hem de ondan ötesi; bizim büyük şairimiz Can Baba’nın (Yücel) deyimiyle “Datça Denizi’nin” her kıyısı bugün de denize girmek için güvenli ve güzeldir.

Fotoğraf: Halim Diker