Fethiye, Kaş, Finike, Göcek; Mavi Lykia

Mür kokulu Demre, yitik liman Patara, taştan tarih Kekova, unutulmuş Aperlae, zamanın durduğu Kaya köy, merdivenler boyunca Kaleköy… Lykia’dan kalan tarih, hem Akdeniz’in mavi sularında hem dağların üzerinde yaşıyor.

Yazı Tevfik Taş

Lykia’dayım. İpini koparmış uçurtma, palamarı çözmüş gemiyim. Göcek’te, Fethiye Körfezi’ne bakan yaklaşık 10 kilometrelik alanda, bir duvarı andırırcasına sıralanmış 10’a yakın irili ufaklı adayla bakışıyoruz… Domuz, Tershane, Zeytinli, Yılanlı, Göcek adaları. Bir de Yassıcalar var. Buna denizi çevreleyen tepelerdeki sedir, kızılçam, karaçam, fıstık çamı, zeytinlikler, çınar, meşe ve dere yataklarında geniş öbekler oluşturan okaliptus ve bölgenin endemik günlük-sığladan oluşan ağaçlık alanları da eklenince Göcek’i kapalı bir deniz görünümüne büründürüyor.

İrili ufaklı, yassı, sivri birçok ada ve adacık, “Yassıca Adaları” adı altında Göcek Koyu’nda toplanmış. Göcek Limanı’na en yakın bağlama yeri olan bu doğa harikası, yaz aylarında Göcek ve Fethiye’den gelen tur teknelerinin uğrak yeri. Fotoğraf: Cüneyt Oğuztüzün

İrili ufaklı, yassı, sivri birçok ada ve adacık, “Yassıca Adaları” adı altında Göcek Koyu’nda toplanmış. Göcek Limanı’na en yakın bağlama yeri olan bu doğa harikası, yaz aylarında Göcek ve Fethiye’den gelen tur teknelerinin uğrak yeri. Fotoğraf: Cüneyt Oğuztüzün

Her gidişimde sanki daha önce hiç uğramamışçasına dolaşırım Göcek’in koylarını: Göbün, Merdivenli Koy, Bedri Rahmi (Taşyaka), Yavansu, Kuyrucak, Hamam, Manastır, Sarsala koyları; Hurmalı, Sıralı, Boynuz ve At adlı bükler gibi 20’ye yakın Ege ve Akdeniz’de eşine az rastlanır güzellikte koy ve bük… Ne var ki benim için Sarsala ayrı bir yabanlık, haritalarda Taşyaka olarak geçen, buraları bilen herkesin Bedri Rahmi Koyu dediği koy ayrı bir lezzet, bir yaşama sevinci kaynağı oluyor. Bedri Rahmi Koyu’nda, onun 70’li yıllarda, bir mavi yolculuk sırasında kayalara çizdiği ünlü balık deseniyle, Azra Erhat’ın Göcek’e hediye ettiği mozaik kaplamaya baktım. Ne diyordu Bedri Rahmi: “Mavi gezi bir ağaçtır/ Dalları deniz/ Mavi gezi bir bahçedir/ Gülleri deniz.” Bu dizeler ağzımda kalkıp Fethiye’ye gidiyorum. Antik adı Telmessos olan bu deniz kasabası insana şunu söyletiyor: Doğduğu, yaşadığı topraklarda, kelebeklerin yurt tuttuğu vadiler varsa, o insan daima göğe, uzağa, geleceğe bakar.

Ölüdeniz, Karacaören Koyu ve Gemiler Adası, Babadağ’dan yamaç paraşütüyle uçanların manzarasını süslüyor. Lykialılar antikçağda Ölüdeniz’e ışık ve güneş diyarı diyorlardı. Fotoğraf: Tolga Sezgin

Ölüdeniz, Karacaören Koyu ve Gemiler Adası, Babadağ’dan yamaç paraşütüyle uçanların manzarasını süslüyor. Lykialılar antikçağda Ölüdeniz’e ışık ve güneş diyarı diyorlardı. Fotoğraf: Tolga Sezgin

Limana iniyorum. Karşımda, Paçarız Burnu ve Şövalye (Meğri) Adası’nın oluşturduğu doğal bir iç liman… Ovalara, vadilere baktıkça “Hayal melekleri kurmuş bu kenti” diyorum; “Sonra betonun istilası ve yağma gelince onlar gitmiş”.

Symbola’nın limanında, Ölüdeniz’de giriyorum denizin serin sıcağına.

Fethiye’de, Belceğiz Körfezi’nin Gemiler Koyu, çam ve zeytin ağaçlarıyla çevrili; sakin ve güzel bir denizi var. Fotoğraf: Cüneyt Oğuztüzün

Fethiye’de, Belceğiz Körfezi’nin Gemiler Koyu, çam ve zeytin ağaçlarıyla çevrili; sakin ve güzel bir denizi var. Fotoğraf: Cüneyt Oğuztüzün

Tarihin İzleri
Adliye Sarayı’nın yanındaki anıtsal mezarın önünde durdum bir zaman. Ve düşündüm: O günkü ölüler evinin, bugünkü diriler evinden daha güzel olması sadece zaman farkı olabilir mi? Kendi soruma gülümseyerek yürüdüm. Kıyıdan kilise ve İskender Bazilikası olarak adlandırılan yapı kalıntılarında dolandım bir zaman. Tarihin öteki yapıları küsmesin ama ben buradaki 6 bin kişilik tiyatronun hayranıyım.

Hamam Koyu, Dalaman ilçe sınırları içinde yer alıyor. Koyun güneybatısında batık hamam kalıntıları bulunuyor. Fotoğraf: Cüneyt Oğuztüzün

Hamam Koyu, Dalaman ilçe sınırları içinde yer alıyor. Koyun güneybatısında batık hamam kalıntıları bulunuyor. Fotoğraf: Cüneyt Oğuztüzün

Fethiye Körfezi’deki adalarda liman ve küçük yerleşmeler bulunuyor. Denizden usanmak olmaz ama Makri Adası’na gitmek gerek, zira Komnenos dönemine ait üç kale ve surlar burada. Biraz da tarihin izlerine basarak yaşamalı insan denizin tılsımlarını… Ver elini Tersane, Domuz ve Gemile (Gemiler) adaları… Kiliseler, sarnıçlar, tarihin tahıl depoları…

Bazı yerler kendiliğinden bir kutsiyet kazanır insanın aklında. Levissi, yani Kaya Köy benim için böyledir. Burası neredeyse Bizans’ın başlangıcından beri var. Burada yaşayan Rumlar, öylesine yıkılmaz, zamana dayanan bir köy yapmışlar ki, bugün de göz kamaştırıyor. Bu sularda dolaştıkça beni bırakmasın istiyorum Eyüboğlu’nun dizeleri: “Mavi gezi bir rüyadır/ görülmemiş/ Mavi gezi bir kitaptır/ yazılmamış/ Mavi gezi bir masaldır/ söylenmemiş.”

Kaynaklarda “Levissi” veya “Karmylassos”  adıyla geçen Kayaköy, Fethiye ilçe merkezinin güneyinde. Çok etkileyici bir görünümü bulunan yerleşim, Türkiye ile Yunanistan arasındaki nüfus mübadelesi sonucu terk edilmiş. Kayaköy’de büyük ve küçük kilise ile birlikte 14 şapel bulunuyor. Fotoğraf: Tolga Sezgin

Kaynaklarda “Levissi” veya “Karmylassos”  adıyla geçen Kayaköy, Fethiye ilçe merkezinin güneyinde. Çok etkileyici bir görünümü bulunan yerleşim, Türkiye ile Yunanistan arasındaki nüfus mübadelesi sonucu terk edilmiş. Kayaköy’de büyük ve küçük kilise ile birlikte 14 şapel bulunuyor. Fotoğraf: Tolga Sezgin

Patara Limanı ve antik kentini deniz örtmüş kumlarıyla, biz göremiyoruz. Bir zamanlar Lykia’nın gözdelerinden biri olan bu limanın yukarısında yükseliyor Roma devrinden kalma o anıtsal kapı. Patara antik kentine bu kapıdan giriyorum. Lahitler, hamam mı, küçük bir tersane mi olduğuna bilimcilerin henüz karar veremediği yapı, Apollon’a ya da başka bir kutsalın adına yapılmış tapınak burada… Ama ben buradaki tiyatroya da vurgunum; dahası sahnesinden, koltuğundan çok konumuna hayranım. Sahneyle deniz handiyse karşı karşıya… Düşünüyorum da İS 100 yılı dolaylarında yaşayan bir Pataralı ya da Xanthuslu olsaydım, burada, denizin oyunları bırakır mıydı beni, sahnedeki oyuna vereyim dikkatimi? Üzüm asmalarının, portakal bahçelerinin, frenk yemişlerinin arasından baktım Patara denizine. Şafak denize giriyordu.

Ben bir başka limana yolcuyum. Yaşlı Plinius, “Habesos” diye yazmış, tarih sayfalarının çoğunda “Phellos” ve onun limanı “Antiphellos” deniyor. Tedavüldeki adı Kaş. Kaş’ta kıyıda oyalanmak daima zora sokuyor beni. Ben açıklarını, o açıkların da dibini seviyorum. Orası başka evren, lisan-ı ül ezhâr / çiçeklerin lisanı… Denizle haşır neşir olduktan sonra keşfedilecek ilk yer antik Phellos’un tarihi; yani, İÖ 4. yüzyıldan Roma’ya, Bizans’a, Selçuklu ve Osmanlı’ya kadar liman olan Antiphellos… Göz eriminde yazın buğusu içinde Meis Adası…

Telmessos akropolünün doğu yüzünde bulunan, kentin her tarafından görülen ve görkemli görüntüsüyle dikkat çeken Amyntas’ın mezarı adeta Fethiye’nin simgesi gibi. Cephesinde iki sütunu olan İon Tapınağı tarzındaki bu kaya mezarı, Hermepias’ın oğlu Amyntas’a ait olup İÖ 4. yüzyılda yapılmış. Fotoğraf: Cüneyt Oğuztüzün

Telmessos akropolünün doğu yüzünde bulunan, kentin her tarafından görülen ve görkemli görüntüsüyle dikkat çeken Amyntas’ın mezarı adeta Fethiye’nin simgesi gibi. Cephesinde iki sütunu olan İon Tapınağı tarzındaki bu kaya mezarı, Hermepias’ın oğlu Amyntas’a ait olup İÖ 4. yüzyılda yapılmış. Fotoğraf: Cüneyt Oğuztüzün

Hilmi Yavuz demişti: “Yollar yakut uzaklıklardır.” Bir dize ki bu kadar uyar Kekova yoluna. Burada tarih, hem denizin içinde hem dağların, patikaların üstünde yaşıyor. Bir denizde değil, evrenin harikulade bir akvaryumunda yüzüyor insan. Yüzlerce renkte, onlarca tür balık eşlik ediyor her kulaca, her kıvrımına bedeninin.

Teimiussa (Tristomon) yani Üçağız’dan Hulisi Sarısoy’un patpatıyla açıldık. Denizi, adaları bu sularda yıllar yılı dümen ve ağ sallamış birinden dinlemenin o doyulmaz keyfi sarıp sarmalıyor beni. Şurası Kaplan Adası, Aperlae’ye doğru soldaki Papaz Adası. Gözlerinizi yumun ve denizin içinde kara parçalarının oluşturduğu bir ters “T” düşünün; işte o “T”nin içinden geçiyoruz. O, dar uzun körfezin başlangıcı Aperlae’dir. Bu küçük kara parçasına ne zaman ayak bassam hep aynı sessizliğin de sessizliği karşılıyor beni. Sonra patikayı izleyerek içeri, adanın öteki ucuna yürüdüğümde her biri başka bir devrin anılarıyla yüklü tarih kalıntılarıyla buluşuyorum. Unutulmuşluk kavramı ender olarak güzel görünür insana; ben buradaki küçük yapı kalıntılarına, lahitlere baktıkça; değmesin, derim değmesin bu çağın eli; böyle kalsın bu yapılar, böyle kendileri olarak…

Kaleköy’e girmeden çıkılmaz bu denizden. Oraya kırıyoruz dümeni. Simena… Ahların en güzeli… Eteğinden zirvesine dek merdiven… Karşıda Kekova (Dolichiste) kayaların içinde, taştan tarih… Bilinebilen tarihiyle İÖ 5. yüzyıldan beri yaşıyor.

Kaptan Francis Beaufort’un keşif defterindeki notta şunlar yazılı: “Kakava Adası’nın iç kıyısında koy boyunca yarım millik alana yayılmış, ancak herhangi bir yol ya da sokak ile bağlantısı bulunmayan büyük bir mahallenin kalıntıları bulunuyor.”

Noel Baba’nın Kenti
Myra’ya ne zaman, niçin Demre demişiz bulamadım. Ama Myra denmesinin yaşamsal, güzel, hatıralı bir yanı var. Myra bu tarihsel adı kendi doğasında yetişen mür bitkisinden almış. Mersin ağacının bir türü olarak nitelenen mür veya commiphora myrrha, kente özgü kokulu yağ üretiminde kullanılmış. Arkeolog Nevzat Çevik, kazılarda bulunan mür şişelerini anımsatıyor ve “kilisenin kuzeyinde rastlanan mür yağı kutsama odasına ‘Myrophylon’ ve mür yağı saklama odasına ‘Myrophylakion’” dendiğine dikkat çekiyor.

Antalya Kemer’e bağlı Çıralı, Akdeniz’in en güzel kumsallarından birine sahip ve uzunluğu üç kilometreyi aşan sahiliyle kaplumbağaların doğal üreme alanlarından biri. Ayrıca Çıralı sahilinden yürüyerek Olympos antik kentine ulaşabilirsiniz. Fotoğraf: Tolga Sezgin

Antalya Kemer’e bağlı Çıralı, Akdeniz’in en güzel kumsallarından birine sahip ve uzunluğu üç kilometreyi aşan sahiliyle kaplumbağaların doğal üreme alanlarından biri. Ayrıca Çıralı sahilinden yürüyerek Olympos antik kentine ulaşabilirsiniz. Fotoğraf: Tolga Sezgin

Burası bir de Noel Baba’nın kenti. Ancak bu biraz karışık: Burada tarihe geçen ve Nikolaos adını taşıyan çok sayıdaki din adamı arasında Myralı Nikolaos (4. yüzyıl) ile Sionlu Aziz Nikolaos, Myra ve Andriake’nin kutsallaşmasında başı çekmiş… Özellikle 6. yüzyılın ortalarında yaşamış olan Sionlu Nikolaos…

Öykü şöyle: Aziz Nikolaos, Askalon’dan dönerken bir Rodos gemisine biniyor. Lykia’ya gelince, ters esen rüzgarın etkisiyle gemi Fenike, Andriake ve Tristomon (Üçağız) limanlarına yanaşamıyor. Aziz Nikolaos’un dualarıyla Andriake Limanı’na zorlukla yanaşan gemi, azizi burada bırakıyor. Aziz de Kutsal Sion Manastırı’na gidiyor. O günden sonra Nikolaos denizcilerin koruyucusu sayılıyor. Tüccarlar tarafından da saygı görüyor. Her yıl 100 altın veya ürünlerinin bir bölümünü bağışlayanlar, fırtınaları dindirmesi için dua edenler eksik olmuyor.

Ben bir yandan tarihin bu enfes öykülerini düşünüp öte yandan buradaki tiyatroyu geziyorum. Demre Açıkhava Tiyatrosu’nun önündeki tiyatro maskları, başlı başına bir çalışmanın konusu olsun istiyorum. Her mask yüzlerce öykü, yüzlerce farklı ufuk…

Limyra, Finike Limanı’nın yüksekteki yerleşimidir. Arap coğrafyacı İdrisi defterine 12. yüzyılda bu akarsuyu “Fineqa” diye yazmış. Phoenix adı kullanılmadan önce akarsu bütünüyle Limyros adını taşıyormuş.

Kalkan’dan Kaş istikametine doğru giden, dağların dik yamaçları altında bulunan Kaputaş Plajı türkuvaz rengi denizi ve altın rengi kumsalının güzelliğiyle dillere destan. Sadece denize ulaşmak için 187 basamağı inmeyi göze almanıza değer. Fotoğraf: Umut Kaçar

Kalkan’dan Kaş istikametine doğru giden, dağların dik yamaçları altında bulunan Kaputaş Plajı türkuvaz rengi denizi ve altın rengi kumsalının güzelliğiyle dillere destan. Sadece denize ulaşmak için 187 basamağı inmeyi göze almanıza değer. Fotoğraf: Umut Kaçar

Aysun Çobanoğlu’nun derlemesinden buranın “Lykia dilindeki adının Zemu(ri)” olduğunu anlıyoruz. “Hitit kaynaklarında Zumarri” diyor Nevzat Çevik. Ortaçağ denizcilik haritalarında Finica…

Spratt ve Forbes, 19. yüzyılda bölgeye geldiklerinde “Finike küçük bir köy görünümünde” diye kaydetmişler. Şimdi kıyıları hâlâ çok güzel ama ilçe bir köy-şehir…

Kıyıları ay basmış. Pervanelerin ışıkları yurt tuttuğu bir gece vakti ılgın ağaçlarının arasından, hepten köpüğe kesmiş kıyıdan Elmalı’nın yükseklerine bakarak, kendi ışıklarında pervane olan, sema eden Bektaşileri düşündüm… Zira bu bölgede yaşayan Bektaşiler, büyük erenlerden biri olan Abdal Musa’nın buradaki Bektaşi Türbesi’nde yattığına inanır ve her yıl onun için şenlik kurar, sema eder.

Finike güzel ama ben yolcuyum
Olympos’ta gece. Denizinin kendine özgü bir kokusu var. Gelidonya Burnu’nun doğusunda, Adrasan Burnu’nun kuzeyindeki Tahtalı Dağı ’nın (Olympos-Klimax) gölgesi her an Olympos’un üzerindedir.

Yaz aylarında bile soğuk akan Olympos Çayı antik kenti ikiye ayırıyor. Akarsuyun iki yakasındaki yamaçlarda Roma Tapınağı, tiyatro, hamam ve Bizans devri kiliselerini gezerken dinlendiriyor insanı. Olympos antik kentinin kuzeyindeki yamaçta Hephaistos kutsal alanı yer alıyor. Sonra sahilden Chimaera’ya (Yanartaş) yürüyüyorum.

Dönüp dönüp kıyıdaki kayaya yazılmış o şiiri okuyorum; kıç bordasında Aprodithe kabartması olan yelkensiz, direksiz, küreksiz gemisiyle, Kaptan Eudemos’a yazılan şiirden söz ediyorum:

“Son limana girdi demirledi gemi çıkmamak üzere
Çünkü ne rüzgârdan ne de gün ışığından medet var artık
Işık taşıyan şafağı terk ettikten sonra Kaptan Eudemos
Oraya gömüldü gün misali kısa ömürlü gemisi kırılmış bir dalga gibi.”

O eski öyküde deniyor ki, bir zamanların usta kaptanları seferlerini, denizin akıntı yollarını, sırrına herkesin eremediği gelgitlerini ve deniz melekleriyle şeytanlarının konumlarını hesaplayarak kurarlarmış. Onların elleri kürek, gözleri pusulaymış ve çıktıkları her seferde ayrı bir aşk varmış…

Phaselis’te deniz çok eski, belki neandertalce, belki daha da eski bir dille konuşuyor. Deniz çünkü az sayıda ve aynı sözcüklerin sesleriyle sayısız duygu anlatıyor. Her sözcüğün içinde binlerce başka sözcük, her fısıltıda binlerce kapı var.

Üç tarafı dağlarla çevrili Tekirova da Antalya’nın Kemer ilçesine bağlı. Tekirova kıyıları mavi bayrak sahibi. Civarında ise Phaselis, Olympos ve Yanartaş antik kentleri bulunuyor. Fotoğraf: Kerem Yüücel

Üç tarafı dağlarla çevrili Tekirova da Antalya’nın Kemer ilçesine bağlı. Tekirova kıyıları mavi bayrak sahibi. Civarında ise Phaselis, Olympos ve Yanartaş antik kentleri bulunuyor. Fotoğraf: Kerem Yüücel

Phaselis antik kentinin sınırlarını kuzeyde Gökdere Vadisi, güneyde Üç Adalar’dan Tahtalı Dağı’na uzanan hat belirliyor. Ve kent batıda Çandır Vadisi boyunca devam ediyor.

Phaselis antik kenti Roma’nın son dönemiyle, Bizans dönemi yapı kalıntılarından oluşuyor. Bu yapılardan en dikkat çekici olan yöre halkının “Büyük Kilise” ya da “Manastır” dediği kiliselerden biridir. Sahiden büyük yapı… Apsisi düzgün kesme taşlarla inşa edilmiş. İç mekândaki sütunları oluşturan granit bloklar, kilise yapımı için ithal edilmiş. Öteki kilise, geniş narteksli, üç nefli bir bazilika ve olasılıkla 5. veya 6. yüzyıldan kalma.

Phaselis’te irili ufaklı çam korularına bakarken, inşaatçı sektörünün serdengeçtileri buraları ne zaman yakacaklar, diye düşünüyordum ki. Balıklar fısıldadı: “Başladılar. Hem de antik kentin üstüne kurmak istiyorlar otellerini.”

Neyse ki gecenin rüzgârına karışan çam, toprak, deniz kokusu kurtarıyor beni karabasandan. Gece ah! İnadına neolitik.

Plinius, Phaselis “Pamphylia kıyısındaki son yer, son liman kenttir” demiş. Anladım ki bu, yolcu için de öyleymiş.

Ayrılma vakti gelmiş. İlhan Berk, o buraların çocuğu olan ince şairin dizeleriyle gidelim: “Hava döndü, lodos bunun arkası, diyorlar / Hep birlikte denizdeki teknelerine dikip gözlerini / Okur gibi rüzgârları bir kitaptan / bin sayfalık.” Tan yeri ağarıyor, ışıkların en güzeli. Evrenin renklerinin ince tülsü dansıyla açılıyor yol.

REHBER / FETHİYE, KAŞ, FİNİKE, GÖCEK

LYKİA YOLU
Fethiye ile Antalya arasında kalan Lykia Yolu, dünyanın en iyi uzun mesafe yürüyüşlerinden biri olarak gösteriliyor. Fethiye, Hisarönü’den başlayan yol Babadağ’ın eteklerinden geçerek Uzunyurt ve Kabak üzerinden Boğaziçi’ne kadar uzanıyor. Yol burada ikiye ayrılarak ileride tekrar birleşiyor. Biri sahile yakın, diğeri ise daha yukarılardan Dodurga yakınlarındaki Sidyma antik kentinden geçiyor. Bir sonraki antik kent durağı ise Pydnae. Buradan itibaren kuzeye yönelen yol Eşen Çayı’nı geçerek Kumluova ve Letoon’dan sonra tekrar doğuya dönüyor. Ksanthos ve muhteşem bir sahile sahip Patara da bu yolun önemli kentleri arasında. Üzümlü’den sonra güneye yönelen yol Kalkan’a varıyor.

Buradan itibaren Bezirgan ve Sarıbelen’den geçip Asar Dağı’nı aşarak Kaş’taki Antiphellos kentine ulaşıyor. Apollonia, Aperlai, Temiusa, Simena, Myra’dan sonra tekrar kuzeye dönen yol, Asarönü’den Finike’ye varıyor. Limyra’dan geçen yol Kumluca civarındaki Korydalla’ya da uğruyor. Buradan sahili takip eden yol Olympos ve Yanartaş’a uzanıyor. Buradan itibaren ikiye ayrılan yolun biri Tahtalı Dağı’ndan öteki de Phaselis kentinden geçerek Ovacık’ta birleşiyor. Yol, Beldibi ve Belbaşı’dan sonra Hisarçandır’da sona eriyor.

TATLykiaLykiaOLYMPOS_J13A2572

Lykia Yolu’nun en güzel sahillerinden Olympos, günübirlik tekne turlarının da uğrak yerlerinden biri. Fotoğraf:Kerem Yücel

PHASELİS
Antalya-Finike sahil yolunun 50. kilometresinde yer alan Phaselis antik kenti, İÖ 690’da Rodoslu kolonistler tarafından kuruldu. Ana liman, kuzey ve güney olmak üzere üç limanı var. Phaselis’te toprak üstünde görülen kalıntıların hepsi Roma devri ve sonrasına ait. Özel aracı olmayanlar antik kente ulaşmak için anayoldan Finike yönüne giden dolmuşlara binmeli. Dolmuşlar antik kentin kapısında duruyor. Buradan çam ağaçlarıyla kaplı bir yoldan 15-20 dakikalık bir yürüyüşle antik kente varıyorsunuz. Tarihi kalıntıları gezdikten sonra adeta bir akvaryumu andıran denize girip serinleyebilirsiniz. Dönüşte Ulupınar’da yemek molası verebilirsiniz.

OLYMPOS
Kemer ile Adrasan arasında yer alan Olympos’a ulaşmak için öncelikle Antalya’ya gelmek gerekiyor. Antalya’dan hareket edildiğinde, Ulupınar’a kadar sahil yolu izleniyor.Ulupınar’dan güneydoğu yol ayrımında Olympos levhası karşınıza çıkar. Özel aracınız yoksa Antalya Otogarı’ndan Finike, Kumluca, Kaş yönüne giden minibüsler sizi Olympos sapağında indirir. Buradan vadiye inmek için minibüse binmeniz gerekiyor. Bu noktada bir çay bahçesi bulunuyor. Olympos ile Çıralı aynı sahili paylaşıyor. Minibüsle vadiye inerken yol boyunca sağlı sollu ağaç evlerin ve bungalovların yer aldığı işletmeler var. Limon ve portakal ağaçları arasındaki işletmeler çadır kurmaya izin veriyor.

Akdere’yi izleyen yolun iki tarafı da Olympos antik kentinin kalıntılarıyla çevrili. Kentin kuzeybatısında uzanan bataklığa dönüşmüş gölün güney kıyısında, 5 metre yüksekliğinde, tapınağa ait olduğu sanılan anıtsal bir kapı bulunuyor. Çayın güneyinde Helenistik devir özelliği gösteren bir rıhtım kalıntısı var. Kentin tiyatrosu çayın güneyinde, anıtsal kapının tam karşısındaki tepenin yamacında. Deniz kıyısı yakınlarında bir ortaçağ kalesinin kalıntıları görülebilir. Lykia tipi mezarlardan farklılık gösteren çok yazıtlı mezarlar çayın güney kesimindeki bir yamaçta.

Fethiye ilçe merkezinin güneydoğusundaki Babadağ, yamaç paraşütü tutkunlarının gözde adreslerinden. Fotoğraf: Kerem Yücel

Fethiye ilçe merkezinin güneydoğusundaki Babadağ, yamaç paraşütü tutkunlarının gözde adreslerinden. Fotoğraf: Kerem Yücel

Tatilciler arasında en popüler yer Yanartaş ya da Çıralı adıyla bilinen Khimaira. Burada yeraltı gazlarının buldukları çatlaklardan yeryüzüne çıkmasıyla doğal meşaleler oluşuyor. Ateşin bulunduğu yer antikçağda Olympos’un baş tanrısı Hephaistos’un kutsal alanıydı. Özellikle akşamları ve gün batımı gitmek gerekiyor. Buraya işletme sahipleri hemen hemen her akşam tur düzenliyor. Yanınıza el feneri almayı unutmayın. Özel araçla gitmek isteyenler Olympos’tan ana yola çıkıp Çıralı sapağından sapıp, Yanartaş tabelalarını izlemeli. Buraya 30 dakikalık dik bir patika yürüyüşle ulaşılıyor.
Teleferikle 2.365 metredeki Tahtalı Dağı’na da çıkabilirsiniz. Olympos teleferik alt istasyonu Çamyuva ve Tekirova arasında bulunuyor.

GÖCEK
Göcek, Fethiye ile Dalyan arasındaki eski bir köy olan Kalimche üzerine kurulu. Göcek koyları ve adaları deniz turizmiyle ünlü. Tekne turu düzenleyenlerin “On İki Adalar” diye adlandırdıkları adaların sayısı gerçekte daha fazla. Fethiye ve Göcek’ten, Fethiye Körfezi’nde yer alan adalara günübirlik tekne ve yat turları düzenleniyor. Tur boyunca Yassıca Adaları, Kurşunlu Koyu, Bedri Rahmi Koyu, Tersane Adası, Merdivenli Koy, Boynuzbükü, Göcek Adası, Domuz Adası, Zeytin Adası, Kızıl Ada’ya uğranıyor.

FİNİKE
Finike, Antalya’ya yaklaşık 120 kilometre mesafede yer alıyor. Finike’ye Antalya’dan kalkan otobüslerle ulaşabilirsiniz. Portakallarıyla ünlü Finike sakin bir tatil geçirilebilecek, tertemiz bir belde. Batı Akdeniz’in en güney ucu Finike, deniz meraklısına yaklaşık 18 kilometre uzunluğa varan kumsal ve birbirinden güzel koylar armağan eder. Demre yönündeki bu koylar, yüzenler kadar yerli ve yabancı yatları da ağırlar. Finike’nin içinden geçen çayın kenarı, yemek ve çay molası için sakin bir seçenek. Finike’de, Bey Dağları’nın eşsiz yamaçlarında gizli 4 bin yıllık antik Arykanda, görkemli kalıntılarıyla mutlaka ziyaret edilmeli.

DEMRE
Finike’den batıya doğru ilerleyen kıyı yolunu takip ederek Demre’ye ulaşabilirsiniz. İki ilçe arası 30 kilometre. Antalya ve Fethiye’den de Demre’ye otobüs kalkıyor. Demre’de ilk durağınız Myra antik kenti olmalı. Lykia Birliği’nin metropolisi Myra, İS 2. yüzyılda büyük bir atılım göstermiş, kent birçok yapıyla donatılmıştı. Anıtsal tiyatrosuyla göz dolduran kentin ünlü kaya mezarları iki nekropolde toplanıyordu. Aziz Nikolaos’ın piskoposluk yaptığı kent ortaçağ boyunca ününü korudu.

KEKOVA
Kaleköy’e ulaşım Kaş Limanı’ndan ya da Demre’den teknelerle sağlanıyor. Kekova-Demre arası 20 kilometre. Kale mevkiinde ufak pansiyon ve butik otellerde konaklayabilirsiniz. Gökkaya ve Karalos koylarına Üçağız’dan kiralanan teknelerle ulaşılıyor. Aynı şekilde Kekova’ya ve batık şehre de Üçağız’dan kalkan tekne turlarıyla gidiliyor. Kekova çok popüler bir turistik uğrak noktası iken, tekneyle yarım saat uzaklıktaki Sıçak Yarımadası ve üzerinde barındırdığı Aperlai antik kenti pek bilinmez. Karayolu bağlantısı olmadığından, Kaş veya Üçağız’dan tekneyle ulaşım sağlanıyor. Bir diğer ulaşım seçeneği ise Kaş-Üçağız yolundaki Kılınçlı çıkışında kırmızı-beyaz çizgilerle işaretlenmiş Lykia Yolu’nun yaklaşık yedi kilometrelik parkurunu yürümek.

KAŞ
Fethiye ve Antalya’dan Kaş’a minibüs veya otobüslerle ulaşılabiliyor. Kaş’a büyük şehirlerden direkt otobüs seferleri de mevcut. Lykia bölgesinin küçük ama önemli liman beldesi. Antik kent Antiphellos’un en güzel kalıntılarından biri olan tiyatro ve kaya mezarları ile sokaklarında çok sayıda kafe, restoran ve eğlence merkezi barındırıyor. İlçede dolaşırken birçok kaya mezarı ve lahitle karşılaşırsınız. Bunlardan en ünlüsü Kaş’ın simgesi haline gelen Uzun Çarşı’nın sonundaki lahit. Kente 10 dakika yürüme mesafesinde, ilçenin üzerine kurulduğu Antiphellos antik kentinin tiyatrosuna ulaşırsınız.

Tiyatroya giderken limanın batısında antik döneme ait kentin sur kalıntıları görülüyor. Yürüyerek ulaşabileceğiniz Akçagerme, batıda Büyükçakıl, Küçükçakıl, güneydoğuda Bayındır Liman, İnceboğaz ve Limanağzı, Kaş’ın plajları.
Kaş’ın Hidayet Koyu yakınlarında kurulan sualtı arkeoloji parkı var. Körfezin içinde 70 kadar dalış noktası mevcut. Dalgıçları sualtının zenginliği kadar batıklar da bu bölgeye çekiyor.

FETHİYE
Fethiye, Dalaman Havaalanı’na 40 kilometre mesafede. Fethiye, Ölüdeniz, Karagözler, Hisarönü, Ovacık, Belcekız, Faralya, Göcek, Çalış, Üzümlü gibi birçok merkezde kalacak tatil köyü, otel, pansiyon bulunuyor. Antikçağda adı Telmessos olan Fethiye, mavi yolculuk teknelerinin en sık uğradığı limanlardan. Fethiye’nin çevresindeki koyları mavi yolculuğun yanı sıra yürüyerek de dolaşabilirsiniz.

Paylaş: