Yoldan Çıkaran Levhalar: İstanbul-Çanakkale-İzmir

Kitap

Ege’nin yakıcı sıcağından bunalanlar için serin mi serin bir kaçış noktası Kaz Dağları. Öyle ki temmuz ortasında bile dağın yüksek kesimlerinde üşüyebilirsiniz.  Milli parkı keşif sırasında kanyonlarından akan sularında serinleyebilir, 1400 metre rakımlı Kapıdağ Yangın İstasyonu’ndan Edremit Körfezi’ne kuşbakışı bakabilir, Yörük köylerinde hoş vakit geçirebilirsiniz. Kaz Dağları doğal güzelliğinin yanı sıra mitolojik öyküleri, efsaneleriyle de ünlü. Troia Savaşı’nın baş aktörlerinden Paris bu dağda çobanlık yaparmış. Üç Tanrıça ile güzellik konusunda yapmış olduğu seçim halkını büyük bir felakete sürüklemiş. Dünyanın ilk güzellik yarışmasının da bu bölgede yapıldığı söylenir.  Sarıkız efsanesi ise bugün bile dilden dile dolaşıyor. Yürüyüşleriniz sırasında sahilden yukarı doğru tırmandığınızda Kaz Dağları’nın kendine özgü mikroklimatik özelliğinin hızla kendini gösterdiğini göreceksiniz. Sahilin sıcaklığı yerini serin ve nemli bir havaya bırakıyor.  Bu iklim sayesinde bölgede, dünyanın başka hiçbir yerinde yetişmeyen bitkilere rastlayabilirsiniz. Sarıkız zirvesi bile bölgedeki 32 endemik bitkiden 12’sini barındırıyor. Toplam bitki türü sayısı ise 800 civarında. Bu bitki çeşitliliği sayesinde Kaz Dağları’nın Alpler’den sonra dünyanın en yüksek oksijen oranına sahip dağları arasında olduğu söyleniyor. Şahinderesi Kanyonu ve Hasanboğuldu mutlaka görülmesi gereken yerler.