Yoldan Çıkaran Levhalar: İstanbul-Çanakkale-İzmir

Kitap

Bozcaada İskelesi’nden çıkınca, Dalyan’a doğru giden yola girildikten yaklaşık 12 kilometre sonra Alexandria Troas kentinin ilk kalıntılarıyla karşılaşılıyor. Kent yaklaşık 120 hektarlık bir alana yayılmış durumda ve neredeyse tümü henüz toprak altında. Büyük İskender anısına İÖ 310 yılında kurulmuş ve kısa süre içinde bölgedeki ekonomik önemi olan kentler arasında ilk sıraya yerleşmiş. Kentin çevresinde bulunan yedi kentin nüfusu buraya yerleştirilmiş ve genişleyen kentin kalıntılarının çok küçük bir kısmı günümüze ulaşmayı başarmış. Kent 8 kilometrelik bir sur ile çevrilmiş. Kentin, Avrupa ve Asya kıtalarının bağlantı noktasında olması nedeniyle bir ara Roma İmparatorluğu’nun başkenti olması bile gündeme gelmiş. Kurulduktan sonra kısa sürede görkemli bir yerleşim yeri haline gelen Alexandria Troas, ikinci güçlü dönemini İÖ 1. yüzyılda Roma İmparatoru Agustus zamanında yaşamış. Agustus emekli Roma askerleri için bir koloni kurdurtmuş, kentin bir Roma metrolopolisi haline gelmesi için çaba sarf etmiştir. St. Paul İS 52 yılında kenti ziyaret etmiş, buradan Avrupa’ya geçmiştir.  Kent İS 200 yılında da büyük bir atak yapmış ve yine bölgedeki egemen güç haline gelmiştir. Bölgedeki birçok kent gibi Alexandria Troas da bir deprem sonrası büyük bir yıkıma uğramış ve bir daha eski günlerine geri dönememiştir. Kentin kalıntılarından tiyatro, agora tapınağı, doğu kapısı, Herodes Atticus Hamamı ve liman görülmeye değer durumdaydı. Atinalı olan Herodes Atticus’un Kaz Dağları’ndan kente kadar inşa ettirdiği suyolu kentin bir altın çağ daha yaşamasına neden olmuş. 

Daha önce Kestanbol Kaplıcası yolu üzerindeki hamam kalıntısından ibaret olan kentte,  son birkaç yıldır Ankara Üniversitesi tarafından yapılan kazılar sonucunda çok önemli buluntular çıkarılarak sergilenmeye başlanmış. Üzeri kabartmalarla dolu lahit kapakları, limana kadar uzanan taş döşeli ve diğer birçok yerleşim yeri ve tapınak yavaş yavaş ortaya çıkarılmaya başlanmış. Kazıların çok değil birkaç yıl daha devam etmesi halinde Batı Anadolu’nun en görkemli kentlerinden birinin ana parçalarının gün yüzüne çıkması hiç de sürpriz olmayacak.