Yoldan Çıkaran Levhalar: İstanbul-Bodrum

Kitap

Manisa’daki tarihi ve doğal değerlerin sadece bir kısmını ziyaret ettikten sonra yeniden İzmir yolundayız. Ancak İzmir’e girmeden yola devam ediyoruz. İzmir’in kahverengi tabelaları, bir başka rotanın, Çanakkale üzerinden sahil yolunu izleyecek İstanbul-İzmir rotasının parçası olacak. O yüzden İzmir trafiğine hiç girmeden Selçuk-Aydın tabelalarını izliyoruz. Bir süre sonra İzmir’in dışındayız ve işte ilk kahverengi tabela: Metropolis. İzmir’den yaklaşık 45 kilometre sonra, yolun sol tarafını işaret eden tabela bizi Yeniköy ve Özbey köyleri arasında Küçük Menderes Ovası’na hâkim bir tepeye çıkarıyor. Bu tepeye yayalın antik kent, Efes’e de 30 kilometre uzaklıkta.  

Metropolis’in ilk yerleşimi, günümüzden 5000 yıl önce Erken Tunç Çağı’nda kurulmuş. Kentin akropolisinde yürütülen arkeolojik kazı çalışmaları sırasında burada Erken Tunç Çağı ve Orta Tunç Çağı’na ait bazı seramik parçaları ile taş baltalar ve Hitit dönemi ile çağdaş bir mühür bulunmuş. Helenlere ait yerleşim İÖ 9. yüzyıldan sonra akropolis üzerinde kurulmuş fakat kent asıl gelişimini İÖ 3. yüzyılda göstermiş. Pergamon Krallığı’nın himayesinde hızla büyümüş, tiyatro, bouleuterion ve stoa gibi anıtsal yapılarla donanmış. Roma devrinde de önemini koruyan kent, İzmir-Efes yolu üzerinde olmasından dolayı bir ticaret merkezi haline gelmiş. Bu dönemde, özellikle kentin doğu yamaçlarında, imparatorluk geleneğine uygun zengin evleri, atölyeler, dükkânlar, hamam ve spor kompleksleri yapılmış.