Yoldan Çıkaran Levhalar: İstanbul-Bodrum

Kitap

Bandırma-Balıkesir karayolunun 15. kilometresinden güneye sapan 3 kilometrelik yol, ziyaretçileri Türkiye’nin en çarpıcı doğa harikalarından birine ulaştırıyor. Evrensel boyuttaki kimliği ile tüm dünyanın ilgi duyduğu Kuş Gölü’nün (Daskylitis Gölü)  kuzeydoğusunda yer alan Kuş Cenneti aynı zamanda antik dünyanın Paradeisos diye anılan en eski, resmi parklarından biri. İÖ 546 yılında Anadolu’yu yöneten Pers satrapları tarafından resmi park olarak kurulan, 1939 yılında Curt Kosswick ve eşi Leonore Kosswick tarafından Kuş Cenneti diye adlandırılan alan, 1959 yılında milli park ilan edildi. 1976 yılında da Avrupa Konseyi tarafından A sınıfı diploma verildi. 

Sığ bir göl olan Manyas’ın Kuş Cenneti kesiminde çok zengin bir doğal bitki ve hayvan varlığı görülür. Kuş Cenneti bir bölümü sürekli olarak burada yaşayan, bir bölümü de göç sırasında konaklayan kuşlar için barınma, beslenme ve üreme alanıdır. Sık bitki örtüsü ve kış aylarında suların yükselmesi kuşlar için mükemmel bir korunma ortamı oluşturur. 

Sığırcı Deresi’nin ikiye böldüğü milli park, alan olarak Türkiye’nin en küçüğü olmasına karşın en çok sayıda ziyaretçi çekiyor. Kuşların ürkmemesi için parkta piknik yapmak yasak. Zaten parka girenler, kuş seslerinin şenlendirdiği bu ortamda sessizlik içinde vakit geçirmeyi yeğleyeceklerdir. Parkta kuşları gözlemlemek üzere bir de 15 metrelik kule var. Ziyaretçiler istedikleri takdirde park görevlilerinden bir gözlem dürbünü de alabiliyorlar. Parkın girişinde ayrıca bir de müze var. Burada yaşayan kuşların doldurulmasıyla oluşturulan sergi salonu parkın kuş varlığının zenginliğine işaret ediyor. Eşsiz güzelliği ve envai çeşit kuşuyla ziyaretçileri cezbeden bu park ne yazık ki son yıllarda kirlenme tehlikesiyle karşı karşıya. Çevredeki sanayi kuruluşlarının atıkları, tarım alanlarında kullanılan tarım ilaçları gölü zehirliyor. Doğal dengenin bozulması bazı kuş türlerinin buradan göç etmesine yol açıyor.