Yoldan Çıkaran Levhalar: İstanbul-Bodrum

Kitap

Doğanbey’den sonra geldiğimiz yoldan geri dönüp Tuzburgazı köyünden güneye, Miletos’a yöneliyoruz. Kurulduğu zaman deniz kenarında olan kent, liman dolduğu için şimdi 10 kilometre kadar iç kısımda kalmış durumda. 

Miletos’un kuruluş tarihi kesin olarak bilinmiyor. Bazı araştırmacılar, Miletos’un Karialılar tarafından kurulduğuna değinir. Strabon, Miletos’un kuzeyindeki Miletos isimli bir yerden gelen Giritlilerce kurulduğunu ileri sürer. Athena Tapınağı çevresinde yapılan kazılar, İÖ 2000’in ikinci yarısına tarihlenen, Girit’te yapılmış Geç Myken keramiklerini ortaya çıkarmış. İÖ 670’den sonra Miletosluların Karadeniz, Marmara ve Akdeniz ile olan ticaretlerini geliştirdikleri, bunun için de oralarda koloniler kurdukları bilinir. 

Pers işgali sırasında yerle bir edilen Miletos, İÖ 477’de Attika-Delos deniz birliğine katılarak Spartalıların yanında yer almışsa da Pers egemenliğinden kurtulamadı. İÖ 334’te Büyük İskender’in komutanlarından Granikos ele geçirdikten sonra kent yeniden görkemli günlerine kavuştu. Miletos Helenistik dönemde Seleukos ve Pergamon krallıklarının yönetiminde kaldı, İÖ 133’te Roma egemenliğinde adeta yeniden inşa edildi. İmparator Claudius buraya İon üslûbunda stoalar ile Capitol hamamını yaptırdı. Roma döneminde Miletos’tan Didyma’ya kadar uzanan yol, anıtsal çeşme, Delpinion, Güney Agora kapısı ve Faustina hamamı gibi yapılar yapıldı. Ne var ki, İS 3. yüzyılda körfezin dolması, kıyıların bataklığa dönüşmesi Miletosluların kentten göç etmesine yol açtı. Miletos Bizans döneminde küçük bir kente dönüştü. 1261’den sonra Menteşe Beyliği yöredeki diğer kentlerle birlikte Miletos’u topraklarına kattı. 1424’de Sultan II. Murad’ın Menteşe Beyliği’ni ortadan kaldırmasıyla Miletos Osmanlı topraklarına katıldı.