Çanakkale Gezi Rehberi

Kitap

Alçıtepe

Gelibolu Yarımadası’nın güney ucunda yer alan Seddülbahir bölgesi ile Çanakkale Boğazı’nın Adalar Denizi (Ege Denizi) ile birleştiği bölgeye bütünüyle, boğazın Anadolu kıyılarına ise kısmen ancak önemli ölçüde hâkim olan bu tepenin deniz seviyesinden yüksekliği, yaklaşık olarak 219 metredir.

Bu özelliği ile Alçıtepe, Çanakkale Boğazı’na taarruz etmek ve bu suretle boğazı geçerek İstanbul’a ulaşmayı “stratejik hedef” olarak planlayanlar için çok önemli bir “taktik hedef” olarak değerlendirilmiştir. Çünkü boğaz savunmasını düşürebilmek için ele geçirilmesi gerekli asıl hedef olan Kilitbahir Platosu’na doğru geliştirilecek her türlü ileri harekâta olanak sağlayan bir konumdadır.

18 Mart 1915 günü donanma ile boğazın merkez tabyalarını susturmayı ve bu tabyaların koruduğu mayın hatları içinde bir geçit açmayı, dolayısıyla Türk tarafının asıl savunma sistemini çökertmeyi amaçlayan harekât sırasında ağır zayiat vererek geri çekilen İngiliz ve Fransız kuvvetleri, bu kez karaya asker çıkarmak suretiyle hedeflerine ulaşmak istediler.

Bu doğrultuda yaptıkları saldırı planı, 25 Nisan 1915 sabahı başlayan çıkarmanın sıklet merkezinin, Alçıtepe’nin tamamen hâkim olduğu Seddülbahir bölgesi olmasını öngörmekteydi.

“Amfibi harekât” niteliğindeki taarruz planı ile öngörülen amaç, ilk 24 saat içinde Alçıtepe’yi almak ve Gelibolu Yarımadası’nın güney ucunda, kuzeybatı-güneydoğu çizgisinde, bir yanı boğaz tarafındaki Üç Tepeler’e, diğer yanı ise Adalar Denizi tarafındaki Yassı Tepe’ye dayalı bir hattı işgal etmekti.

Kuzeyde, Arıburnu sahillerine çıkacak Anzak kuvvetlerinin de ilk 24 saat içinde, sol yanlarını Conkbayırı-Kocaçimen Tepesi bloğuna dayamak suretiyle sağlam bir kıyı başı tesis etmelerinin ardından, hem kuzey hem de güney yönünden taarruzlarla Kilitbahir Platosu ele geçirilecekti.

İtilaf kuvvetleri için Kilitbahir Platosu’nun ele geçirilmesi demek, boğaz savunmasının düşürülmesi anlamına gelmekteydi ki bu durumda Çanakkale Boğazı, İtilaf donanmasının geçişine açık bir hale gelecekti. Sonrasında ise İstanbul’a gidilecek ve Osmanlı Devleti teslim alınacaktı. İşte bu planlar doğrultusunda başlayan çıkarmalar ve ardından 259 gün süren kara muharebeleri boyunca, İtilaf Devletlerinin orduları ne Alçıtepe’yi ne de kuzeydeki Conkbayırı-Kocaçimen Tepesi bloğunu almayı başarabildi.

Alçıtepe’nin güneye bakan yamacına, “bakı terası” olarak nitelendirilen noktaya geldiğinizde, önünüzde uzanan araziye bakarsanız, İngiliz ve Fransızların bu tepeyi almak, Türklerin ise vermemek yolunda sürdürdükleri kanlı mücadelelerin yaşandığı Seddülbahir Cephesi’ni bütünüyle görebilirsiniz.

Alçıtepe’nin yamacından gördüğünüz bu arazi, belki bugün size pek bir şey ifade etmeyebilir. Ancak unutmayınız ki bugün sessiz ve sükûnet içinde görülen bu arazide 1915 yılında bir cehennem vardı. O cehennemi yaratanların karşısına dikilen Mehmetçik, Alçıtepe’den Seddülbahir’e doğru uzanan bu yamaçlarda, tepelerde, vadilerde, kısacası gözünüzle görebildiğiniz her alanda bedenini vatana siper ederek toprağa on binlerce karışmış ve karşılığında bu toprakları gelecek kuşaklara, yani bizlere emanet bırakmıştır.

İçindekiler