Çanakkale Gezi Rehberi

Kitap

DÜZ TEPE / FOTOĞRAF: GÜRSEL AKINGÜÇ

Conkbayırı yönünde ilerlerken 180 Rakımlı Tepe’den sonra bölgedeki en önemli ikinci yükseltidir. Arıburnu Cephe hattına, deniz tarafındaki araziye ve Anafartalar Ovası’na büyük oranda hâkim, 216 metre rakımlı bir tepedir.

Arıburnu’ndan başlayıp Conk Tepesi’ne doğru uzanan ve İngilizlerin ufuk hattı için “First Ridge” (Birinci Sırt), denize uzanan yamaçları için ise “Sarı Bayır” adını verdikleri silsile üzerindeki en belirgin noktalardan biridir. Conkbayırı’na ulaşabilmek veya ulaşılmasını engellemek için mutlaka elde bulundurulması gereken bir arazi parçasıdır.

Düz Tepe; batı yamaçlarında yer alan ve sahile kadar uzanan Sazlı Dere’nin bazı kollarının, tepenin zirve noktası ve bu noktanın daha kuzeyinde Conk Tepesi’ne doğru uzanan Conkbayırı’nın neredeyse bütününe yönelik yaklaşma olanakları sağlaması nedeniyle, muharebeler sırasında önemli bir arazi kesimi olmuştur.
Düz Tepe’nin böylesine önem arz eden bir konumda olmasının gerekçesi, Sazlı Dere’nin sahil kesiminde yer alan Mahmuz Sırtı [“No 2 Outpost” (2 No’lu İleri Karakol)] ve Şapka Tepe [“No 3 Outpost” (3 No’lu İleri Karakol)] gibi yükseltilerde birer direnek noktası oluşturmuş olan Anzakların varlığıdır.

Anzakların elinde olan bu noktalardan başlatacakları baskın tarzındaki bir taarruz ile derinlikte uzanan arazideki tepecikler üzerinde dağınık durumda tertiplenmiş Türk ileri karakollarını aşmaları halinde, Sazlı Dere yatağını izleyerek, bir – iki saatlik sürede Düz Tepe üzerine ulaşmaları mümkündür. Böyle bir durumun gerçekleşmesi, Arıburnu Cephesi’nin sağ kanadının geri bölgesinden kuşatılması anlamına gelmektedir. Nitekim Atatürk’ün “Anafartalar Muharebatı’na Ait Tarihçe” adlı eserinde anlattığı “Halit ve Rıza Tepesi Muharebesi” bu görüşü haklı çıkartacak bir düşman girişimidir.

28 Mayıs 1915 günü Anzakların Mahmuz Sırtı üzerinden ve Sazlı Dere içinden düzenledikleri baskın sonucu, önceki adı “Balık Tepe” olan ve sonrasında buradaki çarpışmalar sırasında şehit olan Üsteğmen Halit ile Teğmen Rıza’nın adıyla “Halit ve Rıza Tepesi” olarak anılan tepe, bir süre de olsa Anzakların eline geçmiştir. 30 Mayıs günü geri alınan tepe, güneyindeki Sazlı Dere ile kuzeyindeki Çatlak Dere bölgesi üzerindeki Türk kontrolünün devamını sağlamıştır.

Ancak bu olay, Arıburnu Cephesi Sağ Kanat Komutanı olarak görev yapan Mustafa Kemal’i bir hayli kaygılandırmış ve 180 Rakımlı Tepe’nin güneyinde bulunan karargâhını, 4 Haziran 1915 günü Düz Tepe’yi Conkbayırı’ndan ayıran dereye taşımasına neden olmuştur. O güne kadar herhangi bir isimle anılmayan bu dere, sonraları Kemal Dere olarak tanımlanmıştır.

Atatürk’ün Çanakkale Cephesi’nde çekilmiş olan o çok bilinen fotoğrafı ise, Kurmay Binbaşı Haydar Mehmet Bey (E. Alb. Alganer) tarafından, 17 Haziran 1915 günü Kemal Dere yatağındaki karargâhının yakınlarında, Düz Tepe üzerindeki bir siperin içinde çekilmiştir. (Bkz. sayfa 70.) 

Atatürk, vatan müdafaası yolundaki görevinin 83 günlük kısmını, “Anafartalar Grubu Komutanlığı” görevine atandığı 8 Ağustos 1915 tarihine kadar, gerek 180 Rakımlı Tepe güneyinde, gerekse Düz Tepe civarında yer alan 19. Tümen Karargâhı’nda sürdürmüştür. Mustafa Kemal’in Çanakkale’de; muhtelif tepeler, sırtlar ve dere yatakları içinde sürdürdüğü görevi sırasında, komutası altındaki Mehmetçiği sevk ve idare etmede gösterdiği üstün başarılar, onun şahsında Türk milletinin var olma direncini, bağımsızlık azmini ve İstiklal Savaşı ruhunu ortaya çıkartmıştır.

Onun 1921’de söylediği şu sözler Türk milletinin bu topraklara akıttığı kanların karşılığında kazandıklarının anlamlı bir ifadesidir: “Bu milletin evlatlarının fedakârlıkları, kahramanlıkları için ölçü bulunamaz. Böyle evlatlara ve böyle evlatlardan oluşan ordulara sahip Türk milleti, elbette hakkını ve bağımsızlığını tam anlamıyla korumakta başarılı olacaktır. Böyle bir milleti bağımsızlığından yoksun bırakmaya kalkışmak, hayal ile uğraşmaktır.” (Atatürk’ün Görüş ve Direktifleri, Milli Eğitim Basımevi, 1988, s. 209)
Düz Tepe’nin hemen kuzeyinde, Düz Tepe ile 261 Rakımlı Tepe’yi birbirinden ayıran ve Dik Dere’nin küçük bir kolu olan dere yatağına verilmiş isimdir. Conk Tepesi’ne doğru giderken yolun sağ yanında yer alır. 4 Haziran-8 Ağustos 1915 tarihleri arasında, 65 gün süreyle Mustafa Kemal Atatürk’ün görev yaptığı 19. Tümen Karargâhı bu dere içinde yer almıştır. Haydar Mehmet Alganer’in anılarında, karargâhın bir çadırdan ibaret olduğu anlatılmaktadır.

İçindekiler