Adım Adım Gelibolu Ateş ve Kurtuluş Meydanı

Kitap

Fotoğraf / Gürsel Akıngüç Arşivi

1453’teki fetihten sonra İstanbul’un güvenliğinin Çanakkale Boğazı’nın yabancı donanmalara kapatılmasından geçtiğini gören Sultan II. Mehmet (Fatih), 1462-1464 yıllarında, Çanakkale Boğazı’nın en dar yerine, karşılıklı olarak iki kale yaptırmıştır. Mimar Murat Ağa tarafından planlanıp yapıldığı tahmin edilen bu kalelerden Anadolu yakasında yer alanına “Kala-i Sultaniye” (Sultan Kalesi), Rumeli yakasındakine de “Kilid-ül Bahir” (Denizin Kilidi) adları verilmiştir. Kilid-ül Bahir Kalesi, Sultan I. Süleyman (Kanuni) döneminde tamir ettirilmiş ve iki kule ile sur eklenmiştir. Kulelerden kuzeyde yer alanı yıkılmış ve yok olmuştur. Güneyde yer alanı ise halen durmakta ve “Güney Kulesi” veya daha çok “Sarı Kule” olarak bilinmektedir. Deniz tarafındaki surların ise önemli bir bölümü günümüze ulaşmamıştır. İç kale, yedi katlı olup, genelde kalede görev yapan askerlerin barınma yeri olarak kullanılmıştır. Duvarlar düzgün moloz taştan yapılmıştır. Kilitbahir köyünün bulunduğu bölgenin tarihte bilinen ilk adının, “Kynossema” (Köpek Mezarı) olduğu tespit edilmiştir. Bu isim; mitolojide geçen bir öyküye dayanmaktadır. Söz konusu öyküde, Troia Savaşı’nda bütün ailesini kaybeden Troia Kraliçesi Hekuba’nın, üzüntüsünden dişi bir köpeğe dönüştüğü ve burada öldüğü anlatılmaktadır. İÖ 4. yüzyıl ortalarında basıldığı tespit edilen Madytos sikkelerinin arka yüzünde bulunan köpek motifi, Kynossema’yı simgelemektedir. Kalenin inşa edilmesi ile birlikte bir kıyı yerleşimi olarak gelişen Kilitbahir köyünün kapladığı alan içinde Fatih Camii, Cahidi Sultan Camii, Tabip Hasan Camii, yıkılmış olan Kırklar Camii, Uşşaki Dergâhı (Ahmed Talibi Tekkesi), çok sayıda çeşme, geleneksel konutlar, iki hamam kalıntısı ve Cahidi Sultan Camii çevresindeki mezar taşları dikkat çekicidir.

İçindekiler