50 Simgeyle Anadolu Tarihi

Kitap

Fotoğraf / Fatih Özenbaş

Çorum’un Alaca ilçesine bağlı eski adı Höyük günümüzdeki adı Harmanözü olan köy yerleşiminin üst yanındaki Alacahöyük’te açığa çıkan sur duvarlarının Hititliler döneminin en gelişkin duvar şekli sayılan sandık duvar tekniğiyle yapılmış olması, buradaki yerleşimin daha derinlerinde daha özgün eserlerin bulunacağını düşündürdü. Sur duvarlarının güneyinde kurşuni porfirden ve simetrinin egemen olduğu anıtsal bir giriş kapısı açığa çıktı. Rampayla ulaşılan bu anıtsal giriş, iki yanındaki devasa sfenkslerden ötürü “Sfenksli Kapı” olarak adlandırıldı. Bunu izleyen dönemde açığa çıkan ve “Saray-Tapınak” olarak bir ikircikle adlandırılan yapı, sokakları, su kanalları ve fırınlarıyla burada harikulade bir Hitit kentinin yaşamış olduğunu ortaya koydu.

Alacahöyük’ün 3. Kültür Katı’ndaki İTÇ yerleşmesinde bulunan ve “Kral Mezarları” olarak adlandırılan mezarlardan çıkan soyut semboller, haç bezekli diskler, heykelcikler, boğa ve geyik figürinleri, altın, gümüş, elektrum ve tunçtan yapılmış parçalar gibi ölü armağanlarının arasında demirden yapılmış olanlara da rastlanması, Alacahöyük’ün demirle ilişkisinin tarihine ilişkin yeni tartışmaları da birlikte getirdi.

Başlangıçta prestijli bir malzeme olarak altınla birlikte değerlendirilen demir, günümüzden üç bin yıl kadar önce silah, alet ve gereç yapımında tuncun yerini alarak zamanla günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline geldi ve bir çağa adını verdi. Yaklaşık olarak İÖ 1000’lerin son çeyreğinde başlayan demir çağında demir metalurjisi ile ilk kez çok sayıda alet ve silah üretildi. Yerkabuğunun yüzde 5’ini oluşturan demirin oksijene karşı yüksek bir “afinitesi” (çekilim) olmasından (kolay oksidasyona uğramasından) dolayı doğada saf halde çok ender bulunur. Bu nedenle cevherden izabe yoluyla kazanılması gerekir. Bu işlem eskiden fırınlarda gerçekleştirilirdi. Toprağa açılan basit çukurlarda odunkömürü ateşinde “luppe” adı verilen ve çekiçlenebilen bir ürün elde edilirdi.

İÖ 2000’lere tarihlenen buluntular demirin Anadolu’da Hitit devri öncesinde bilindiğini gösteriyor. Günümüzde geçerliliğini koruyan genel bilimsel kanı Hititlilerin uzun süre demir izabesini tekellerinde bulundurdukları yolundadır. Ancak bu sav arkeolojik açıdan kesin değildir.

Bu konudaki yazılı kaynakların İÖ 1000’lerde yoğun olarak arttığı gözlenir. Kültepe metinlerinden demirin İÖ 1000’lerde değerli bir maden olduğunu öğrenmekteyiz. Hitit imparatorluk devrinde demirle ilgili yazılı kaynak sayısı giderek artar ve böylece demir yapım teknolojisiyle ilgili daha çok veriye ulaşılır. Demirin yoğun olarak kullanılması ise İÖ 1. binyılda gerçekleşir. Kültepe’de bulunan metinlerden demirin İÖ 1000’lerin ilk yarısında, Asur Ticaret Kolonileri döneminde değerli bir metal olduğu anlaşılır. Bir metinde demirin altın ve gümüş karşılığı satılması gerektiğinden, bakırla değiş tokuş edilemeyeceği söylenir. Erken Hitit metinlerinde ise demir kral ve kraliçe ile özdeşleştirilen son derece değerli bir malzeme olarak geçer. Bu bağlamda demir olasılıkla yasallık, güç ve hükümranlık hakkını simgelemektedir. Alacahöyük silahları arasındaki altın kabzalı demir hançer, buradaki işçiliğin, kudret birikiminin de simgesi oluyor. Alacahöyük’ün arkeolojik buluntularının önemli kısmı Ankara ‘daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde, bir kısmı da Harmanözü’ndeki yerel müzede sergileniyor.

İçindekiler