50 Simgeyle Anadolu Tarihi

Kitap

Fotoğraf / Gökhan Tan

Buzulların çekilip yerini ılıman ve yaşamaya uygun bir iklim kuşağına bırakmasının ardından insan türü tüm dünyaya yayıldı ve yerleşimler kurmaya başladı. İnsanların sayısı arttıkça yerleşecek yeni yerler bulmak için yapılan yolculukların da sayısı arttı, mesafeleri uzadı ve çeşitlenmeye başladı. Yolculuklar sırasında önemli olan yön bulabilmekti. Bunun için insanlar önce yıldızları izlemeyi öğrendi. Önden gidenler arkadakilerle iletişim kurabilmek umuduyla çeşitli işaretler bırakıyordu. Ne var ki bunlar, insanın coğrafya algısını soyut düzeye yükselten, çizgiye ve rakama döken ve kalıcı hale gelmesini sağlayan işler değildi. Harita insanın yaşamına bu süreçte girmeye başladı.

İşlev bakımından bütün bu göç yollarıyla ilişkili olmasa da bilinen en eski yerleşim yeri haritalarından biri Çatalhöyük’ün neolitik çağ katındaki kazılarında bulundu.
1400 yıl boyunca üst üste katmanlar halinde gelişmiş ve 376 insan kuşağına ev sahipliği yapmış olan antik kentin, günümüzden yaklaşık 9000 yıl önce kurulduğu düşünülüyor. Çatalhöyük, Anadolu’nun bilinen ilk bayındır yerleşimlerinden biri olma özelliği taşıyor.

İlk yerleşme, ilk ev mimarisi ve kutsal yapılara ait özgün buluntularıyla insanlık tarihine ışık tutan ilk merkezlerden biri Çatalhöyük’te, kutsal mekân olduğu düşünülen bir yapının kuzey ve doğu duvarlarında 1963 yılı kazıları sırasında bulunan harita, kent planı eksen alınarak yapılmış. Radyokarbon yöntemiyle yapılan tarih saptama çalışmaları haritanın günümüzden yaklaşık olarak 8200 yıl öncesinde yapıldığını gösteriyor.

Bu çizimin başlangıçta, bir leopar derisinin iç kısmından yola çıkılarak yapılmış olabilecği sanıldı ve ilk sunumlar bu tahmine yaslanarak yapıldı. Bir süre sonra, Hasan Dağı’nı da içeren bir çizim olduğu anlaşıldı. Üst kesit iki tepeli figür, yanardağ patlamasını ve fırlayan “volkan bombaları” ya da yarı katı lav parçalarını, alttaki şekillerse yerleşkeyi temsil ediyordu.
Uzunluğu yaklaşık 3 metre, yüksekliği 90 santimetre olan çizim; haritacılığa ilişkin temel tanımlardan birini de yerine getiriyor; yeryüzünün tümünün ya da bir parçasının belirli oranlarda küçültülüp işaretleştirerek bir düzlem üzerinde gösteriyor.

Çatalhöyük’te bulunan bu yapıtı “tarihin ilk haritası” sayanların temel dayanaklarından biri, tarihi yerleşmeyi bir coğrafyanın parçası olarak göstermesidir. Dahası bu coğrafyayı belirleyen doğa olaylarından birinin de bu çizimde yer alması, haritayı bütün zamanlar için kendine özgü kılıyor. Volkanik bir yapıya sahip olan Hasan Dağı’nın lav püskürtme görüntüsü, haritanın hem tarihin ilk manzara resimlerinden biri sayılmasını sağlıyor, hem de Hasan Dağı’nın lav püskürtme tarihlerinden birine ilişkin tartışmaların odağına oturtuyor. Jeologlar, dağın en son milattan önce 7500 yılında patladığını tahmin ediyor. Hasan Dağı’ndaki krater ağzı ve tabanından örnekler toplayarak inceleyen bilim adamları, dağın 640 yıllık hata payıyla 8900 yıl önce geniş bir çevreden izlenebilecek bir patlama yaptığını kanısına varıyor. İkili zirvesiyle tanınan Hasan Dağı, Çatalhöyük’ün bir toplu yerleşim merkezi olarak ortaya çıkmasından sonra patlamış.

Çatalhöyük 2012 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne eklendi; bulunan harita ise Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor.

İçindekiler