50 Simgeyle Anadolu Tarihi

Kitap

Fotoğraf / Hürriyet Arşivi

Sinop Milletvekili Şerif Bey meclisin en yaşlı üyesi olarak kürsüye çıktı: “Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah’ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi’ni açıyorum.” Tarih 23 Nisan 1920 ve yer Bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak hizmet veren 1. Türkiye Büyük Millet Meclisi binasıydı.

Osmanlı savaşta yenilmiş ve işgale uğramıştı. Buna karşı direnişi örgütleyenlerin başında yer alan Mustafa Kemal yeni bir meclis toplamak istiyordu, ancak bunun merkezinin Anadolu olmasını öneriyordu. Bunun temel iki nedeni vardı: Birincisi İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu tarafından kullanıldığı süre boyunca Anadolu halkına yabancılaşmanın simgelerinden biri olmuştu. İkincisi, işgal altındaki İstanbul’da meclisin tehlikede olacağını düşünüyordu. Atatürk’ün bu düşüncesine karşın İstanbul hükümetinde meclisin İstanbul’da toplanması fikri ağır bastı.

Heyet-i Temsiliye’nin başkanlığını yürüten Atatürk, kendisinin Meclis-i Mebusan’ın başkanı seçilmesini ve Anadolu’da süren hareketin yasal olarak tanınmasını istiyordu. Ancak 16 Mart 1920’de İngiliz işgal kuvvetleri Meclis-i Mebusan’daki Milli Mücadele yanlısı milletvekillerini tutukladı ve sürgüne gönderdi. Bu tutuklamalardan sonra 18 Mart 1920’de Meclis-i Mebusan kapandı.

Bu Atatürk’ün öngördüğü olumsuzlukların en çarpıcı sonuçlarından biri oldu. Bunun üzerine 21 Mart 1920’de yayınladığı bir bildiriyle, meclisin 23 Nisan 1920’de toplanacağını duyurdu ve meclis üyelerini Ankara’ya çağırdı. 23 Nisan Cuma günü Hacı Bayram Camii’nde kılınan Cuma namazının ardından dualar ile meclis açıldı. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Meclis-i Mebusan üyelerinden oluşan 324 milletvekilinin kurduğu mecliste, o güne özgü zorluklardan dolayı 115 milletvekili hazır bulunabildi. Aynı gün gerçekleşen toplantıda adı kondu: Türkiye Büyük Millet Meclisi.

Bu aslında Türkiye politika tarihinin ilk parlamentosu değildi. Osmanlı döneminde İstanbul’da 19 Mart 1877’de açılan ilk meclisin adı, Kanuni Esasi’ye göre Meclis-i Umumi’ydi. “Ayan meclisi” ve “Meclis-i Mebusan” olmak üzere iki kısımdan oluşuyordu. Bu meclis aynı dönemde başlayan Osmanlı-Rus Harbi nedeniyle dağıldı. Daha sonra yapılan ikinci genel seçimlerin ardından 18 Aralık 1877’de yeniden açılan meclis, Kanuni Esasi’nin verdiği yetkiyle padişah II. Abdülhamit tarafından 14 Şubat 1878’de feshedildi ve II. Meşrutiyet’e kadar kapalı kaldı. 1908’de ilk seçim yapıldı. Seçme yaşı 25, seçilme yaşı 30 olan bu seçimde yalnızca vergi ödeyenler oy kullanabiliyordu. 1908’de yeniden açılan meclisin ömrünü, İstanbul’un işgali belirledi. Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle çıktı. Mondros Ateşkes Anlaşması, Osmanlı’nın topraklarını ve kaderini belirledi ve İstanbul İngilizler tarafından işgal edildi. Meclis resmen kapandı.

İlk meclis, padişah ve akrabalarının her koşulda hâkimiyet gösterdiği devlet yönetme biçimini, bütün kurumları ve değerleriyle niteliksel olarak değiştirdi. Artık milli egemenliğe dayalı bir biçim benimsenmişti. Devletin yönetimi ve niteliği değişmiş ancak, savaş koşulları sürdüğü için yeni yönetim biçiminin adı konmamıştı. Çok tartışılan bu sorun 29 Ekim 1923’e dek devam etti. 28 Ekim gecesi Atatürk’ün isteğiyle yapılan bir toplantının ardında devletin niteliksel adı kondu: Türkiye Cumhuriyeti.

İçindekiler