50 Simgeyle Anadolu Tarihi

Kitap

Fotoğraf / İlk Türk Matbaasının Kitabesi / Cengiz Kahraman Arşivi

Avrupa 15. yüzyılda matbaayı keşfettikten sonra, bütün kıtaya çok kısa zamanda yayıldı. Yalnızca edebiyat literatürünün zenginliği bakımından değil, ticaretin gidişatında da nitelik değişiklikleri başlamıştı. Türkiye’ye ilk matbaa İspanya’dan sürülen Yahudiler tarafından 1490’lı yıllarda getirildi. Ancak, ne imparatorluk yönetimi, ne de edebi iklim matbaanın işlemesine uygundu. Bunu, Ermenilerin 1567’de kurdukları matbaa izledi. Fakat bu da kapalı devre çalıştığı ve din kurumlarının güdümünde olduğu için, uzun ömürlü olmadı ve neredeyse 100 yıla yakın bir zaman kapalı kaldı.

İstanbul’da Osmanlı Devleti’nin izniyle kurulan ilk matbaa, onu kuran İbrahim Müteferrika’nın adıyla anılır. Müteferrika’nın 1727’de matbaayı Yavuzselim semtindeki kendi evinde kurduğu biliniyor. Ancak bugüne dek yeri saptanabilmiş değildir.

O güne dek İstanbul’a kurulan ve çalışmayan matbaalardan sonra bu matbaanın gelişi aslında o gün Osmanlı’yı belirleyen ve sonradan “Lale Devri” olarak adlandırılan ortamla yakından ilgilidir. Zira dünyanın farklı dillerinden felsefe ve edebiyat eserlerinin Osmanlı topraklarına girişi de bu dönemdir.
Müteferrika, matbaasını kurabilmek için önce Sadrazam Damat İbrahim Paşa’ya sunmak üzere bir lahiya hazırladı. Hazırladığı “Vesületü-t tıbâ a” adlı lahiyasında şunları kaydediyordu: “Kitap çoğaltmak hem halk için, hem de yüksek zümreye yararlıdır. Böylelikle basılan eserler İslam dünyasında yaygınlık kazanacaktır. Basılan eserler, düzeltme safhasından geçeceği için, hem öğrenenler, hem de öğretenler güven içinde olacaktır. El yazması eserlerin mesela nemden mürekkepleri dağılıp yayıldığı halde, matbaa baskısında mürekkep kalıcı olacaktır. Matbaa baskısı kitaplar ucuz olacağı için, ilim öğrenenlerin sayısı artacaktır. Bütün bu ve diğer birçok yararından ötürü kitap basmak ve çoğaltmak, İslamiyete hizmettir.”

İçindekiler