50 Simgeyle Anadolu Tarihi

Kitap

Fotoğraf / Kanuni Sultan Süleyman'ın Tuğrası

Selçuklu Devleti zamanında kurulan “Tuğra Divanı” devlete bağlı eyaletler ve kentlerin yöneticileriyle sultanın ilişkilerini düzenliyordu. Aralarındaki haberleşmeler, eyaletlere berat, nişan ve menşur verilmesini sağlardı. Divanın başkanına “Sahibi Tuğra,” ya da “Tuğraî” denirdi. Tuğranın Selçuklulardaki bu biçimi, sözcüğün yüksek itibarını gösteriyor. Tuğranın Oğuzlardaki anlamlarından biri de “hükümdarın basılmış imzası” demekti. Anadolu Selçuklularında, Anadolu beyliklerinde, Memlûklularda tuğra bir gelenek olarak sürdü. Oğuz lehçesinde “tuğrağ” olarak gelen sözcüğün değişimi ve görsel sanatsal bir içerik kazanması Osmanlı döneminde oldu diyebiliriz. Osmanlıda tuğranın, padişahın ismi ve lakabı bulunan alamet, imza anlamları kesinlik kazandı.

İlk tuğrayı “Orhan bin Osman” sözcüklerinin işlenmesiyle Osmanlı hükümdarı Orhan Bey kullandı. Pek çok araştırmacı, “Osman Gazi’ye ait tuğranın günümüze ulaşmadığını” söylüyor. Tuğralar, zaman ilerledikçe değişiklikler kazandı. Çelebi Mehmet zamanında tuğraya padişahın babasının yanına “Han” unvanı eklendi.II. Murat’tan sonra “muzaffer daima” sözcükleri eklendi. II. Mahmut adaletli anlamına gelen “adli” sözcüğünü ekledi. Tuğralar, hat sanatının da en güzide örnekleri arasında sayılıyor.

Ancak bütün bunlar arasında İstanbul’un fethinden sonra tahta gelen ve adalet kavramına olan ilgisinden dolayı “Kanuni” adını da alan Süleyman’ın mührü tarihte önemli bir yer tutuyor. İstanbul’da ve Anadolu’da yaşayan Rum, Ermeni ve diğer halkların yaşayışından, diplomasinin en sert metinlerine, savaşların muhteşem sonuçlarına kadar bu mühür işledi ve tarihin simgelerinden biri oldu.

İçindekiler