50 Simgeyle Anadolu Tarihi

Kitap

Fotoğraf / Thinkstock

Tarihi, Osmanlı kadar mütevazı bir biçimde başlamış olan kaç imparatorluk vardır? Moğolların Orta Asya’da 13. yüzyıldaki saldırılarından kaçarak, 300 ya da 400 çadırlık göçünü Bitinya’nın bir sınırına (Bilecek-Söğüt ve Domaniç yakınları) indirdikten sonra hayli zaman silik kalan bu Türkmen boyu, zamanı ve olanakları büyük bir cüretle ve atılganlıkla kendi lehine çevirmeyi bildi. Babası Ertuğrul Bey’i izleyen I. Osman’ın (1280-1324) adıyla dünya ölçeğinde tanınacak bir imparatorluk kuran bu boy, o dönem Anadolu’ya gelen Türk boylarının en büyüğü ya da asili olduğuna ilişkin tarihe hiçbir veri bırakmış değil.

Osmanlı’yı kuranların ilk yıllarına ilişkin bugün de çok net bilgiler yok. Osmanlı tarihi üzerine son derece önemli araştırmalarıyla, “hocaların hocası” olarak tanına Halil İnalcık Osmanlı’yla Bizans arasındaki ilk savaş dediği Koyulhisar (Bapheus) Savaşı’nı dayanak yaparak Osmanlı’nın kuruluş tarihini 1302 olarak veriyor. Bununla birlikte ilk 200 yıllık sürecin Osmanlı tarafından değerlendiriliş biçimleri, tarihin de büyük dersleri arasında yer alıyor. Moğolların Selçuklu’yu yenilgiye uğratması ve Anadolu’ya girmesi başka pek çok kesim için bir talihsizlik olurken, görece daha gevşek yönetilen kuzeybatı Anadolu’da bulunan Osman Bey öne çıktı. Başta beylikler ya da İslam algısıyla anılabilecek hiçbir kesimle didişmeyip doğrudan doğruya Bizans’a ve daha da net olarak İstanbul’un yakın çevresine; Marmara Denizi’yle, İstanbul Boğazı’nın güney kıyılarına yöneldiler. Bu, etraflarındaki savaşkan Türk toplulukları başta olmak üzere, İslamiyete inan an ama geçim kaynağı da arayan göçerleri, daha çok otlağa gereksinimi olan aşiretleri, varlığını güç ilişkilerinin değişmesine bağlamış kesimleri Osmanlı’nın saflarına çekti. Osmanlı başlangıçta çok büyük kentleri kuşatma araçlarından ve gücünden yoksundu. Ancak Bizans’ın ağır vergileri, Hıristiyanlık adına şövalyelik yapan Normanların ve Katalanların zorbalıkları, Hıristiyan köylülerin, Bizans’a göre daha adil görünen Osmanlı’yı kabul etmelerini kolaylaştırabiliyordu. Bütün bu süreç, Osmanlı’ya, Bizans’ın içten içe çürümesini, müsriflikle şişmiş devlet yapısını da tanıma olanağı verdi. Yıldırım Bayezit’e kadar geçen zaman içinde güç toplayan Osmanlı, doğusundaki Anadolu Türk beyliklerini ele geçirmeye yöneldi.
Osmanlı Devleti’nin resmi kuruluş tarihi olarak 1299 yılı kabul ediliyor. Ne var ki, devletin ilanından önce, ele geçirdikleri birçok Bizans kalesi ve yayıldıkları coğrafya Osmanlı’nın bir devlet gibi tanınmasını zaten sağlamıştı.

1300’lü yıllara gelindiğinde Osman Bey Dorylaion’dan (Eskişehir), Nikaia (İznik) Ovası’na uzanan alana hâkim olmuş ve karşısındaki Bizans’ı püskürtebilecek güce erişmişti. Ancak buna karşın bir sıkışmayla yüz yüzeydiler, güçlü kaleleri alamıyor, güneybatı Anadolu’daki güçlü Aydınoğulları ve Karesioğulları’na saldıramıyorlardı.

Orhan Gazi’nin Bursa’yı alması (1326) bu dar çemberin kırılmasını sağladı ve Osmanlı’yı yakın etrafının merkezi haline getirdi. İslam kültürünün ve hukukunun taşıyıcısı ulema, Yakındoğu’nun devlet ve yönetme geleneklerinin bilgisine sahip kesimler burada toplandı. Daha da önemli olan Bursa’nın alınması, Osmanlı’ya sistemli bir ordu kurmak, devletin gerek duyduğu kurumlarını şekillendirmek içinmaddi güç ve zaman sağladı. Egemenliğini 600 yıl sürdürecek ve üç kıtaya yayılacak imparatorluk Bursa’da Osmanlı’nın kurduğu ilk kent olan Yenişehir’de özgün biçimini kazandı.

Osmanlı’nın egemen olduğu coğrafyanın sınırları çok değişken oldu. Fakat Arnavutluk’tan Yunanistan ve Romanya hattındaki Balkanlar’ı, Akdeniz’in doğusundaki adaları; Macaristan’ı, Kafkaslar ve Ukrayna, Rusya’nın bazı kesimlerini, Irak, Suriye, Filistin ve Mısır’ı kapsayan egemenlik alanı, Cezayir’e kadar tüm kuzey Afrika’ya ve Arabistan’a uzandı. Bu nedenle denebilir ki, Osmanlı dünya tarihini etkileyen devletlerden biridir.

İçindekiler