50 Simgeyle Anadolu Tarihi

Kitap

Fotoğraf / Özcan Yüksek

Türklerin tarih boyunca kurdukları devletlerin en önemlilerinden biri Büyük Selçuklu Devleti’dir. Bu sadece, Anadolu’nun kaderindeki değişikliklerle ölçülen bir önem değildir. Ortadoğu’nun da çehresini uzun asırlar boyunca belirleyen bir gelişmedir. Romanes Diyogenes’in Alpaslan’a yenildiği tarih (1071), Anadolu’da irili ufaklı akınlar düzenleyerek kentler ele geçiren, kentler kaybeden Selçuklular için büyük bir sıçrama oluşturuyordu.

Anadolu Selçuklularının bilinen önemli başkenti İznik, Avrupa’nın farklı ülkelerinden oluşan ve sayıları yüzbinleri aşan Haçlı Seferleri’nin büyük baskısına dayanamayan Türklerin elinden çıkınca, Selçuklular Anadolu içlerine çekildi… Bu çekilme tarihiyle Konya’nın Selçuklu başkentine dönüşmesini, tarihçiler birbiriyle bağıntısı içinde veriyor. Selçukluların bu çekilme sıralarında bir başkent aradıkları varsayılıyor. Konya’nın hangi tarihte seçildiğine dair bir işaret yok. Tarihçilerin bir kesimi, Süleyman Şah’ın 1076 yılında Konya’yı Anadolu Selçuklularının başkenti yaptığını, ancak daha çok İstanbul ve çevresinde yoğunlaşan akınlar nedeniyle 1080 yılında payitahtı yeniden İznik’e taşıdığına vurgu yapıyor. Bir tez de ilk Haçlı Seferi sırasında İznik şehri Bizans’ın eline geçince, Sultan I. Kılıçarslan da 1097 tarihinde Konya’yı yeniden başkent ilan etmiştir diyor. Kılıçarslan’ın oğlu Sultan Mesut (1107-1155) devrinde Konya’nın başkent olduğu kesindir. Bu tarihten 1277 yılına kadar Konya aralıksız Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkenti oldu. I. Alaeddin Keykubat (1220-1237) şehrin etrafına muhkem bir sur inşa ettirdi ve Konya Anadolu’nun gözde kentlerinden biri haline geldi.
Hıristiyanların en eski ve pek çok bakımdan son derece zarif kentlerinden biri olan Konya, adını bu zamanlardan alır: İkonion. Bu ad Selçuklulara dek, değişik biçimler alarak gelir ve Konya’ya dönüşür, sözcük Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde de benimsenir.

Konya’nın kaderi, Alaeddin Keykubat’ın ölümüne dek parıltılarla, yükselişlerle süslüdür. Keykubat’tan sonra gelen II. Gıyaseddin ve devleti fiilen yöneten vezir Sadeddin Köpek, Moğolların yarattığı hücumlarla baş edemeyince, hem bütün Anadolu hem de Konya kargaşaya sürüklendi. Sınırlardan içeri dolan on binlerce insana ve Anadolu’da pek çok bakımdan rahatsız olan kesimlere karşı alınan sert önlemler Selçuklu tarihinin en büyük ayaklanması olan Baba İshak İsyanı’nı yarattı. Ayaklanmacılar başkent Konya üzerine yürüyünce II. Gıyaseddin Keyhüsrev kenti terk etti. Ayaklanma kanla bastırıldı. Ancak zayıflayan devlet, ordu ve yönetim ilişkilerini değerlendiren Moğollar da Anadolu’ya girmiş oldu.

 Efsanevi Selçuklu eseri, leopardan, meleklere dek bin bir kabartma ve heykelle bezeli Konya Kalesi’nin yerinde yeller esiyor. Onlardan bugüne kalan birkaç parça zarif kabartma kalenin ihtişamı hakkında elbette fikir veriyor. Bu parçalar yine bir Selçuklu eseri olan 1264 yılında yapılan İnce Minare Medresesi’nde duruyor. Yine dönemin efsanevi yapılarından biri de Alaeddin Tepesi’ndeki Selçuklu Sarayı’ydı. Önemli bölümleriyle 100 yıl öncesine kadar ayakta olan saraydan bugüne tuğla örülü bir duvar kaldı. Ama yitirilmiş bütün bu ihtişamlı yapılara karşın, Konya, barındırdığı Selçuklu anıtlarıyla bugün de temsil gücünü gösterebiliyor. 1201 yılında yapılmış olan İplikçi Camii, 1220 yılına ait Alaeddin Camii, bugün müze olarak kullanılan 1251 yılında yapılan Karatay Medresesi, 1242’de yapılan Sırçalı Medrese gibi daha pek çok eser var. Ancak, Konya’nın bugüne çıkan ve sadece bu kenti değil, Türkiye’yi dünya ölçeğinde temsil eden Mevlana’nın düşüncesi, eserleri ve türbesi oluyor.

İçindekiler