50 Simgeyle Anadolu Tarihi

Kitap

Fotoğraf / Malazgirt / Sebati Karakurt

Dünyanın bütün sınırları savaşlarla çizildi. Buna karşın çok az savaş vardır ki tarihin akışını niteliksel olarak değiştirmiş olsun. Savaşlar kataloğuna “Malazgirt Savaşı 1071” olarak geçen Bizans’la Selçuklu arasındaki savaş bunlardan biri oldu. Bu aslında yaygın olarak tarif edildiği gibi salt “Anadolu tarihinin dönüm noktalarından biri değil,” o güne dek Anadolu’nun etrafında çeşitli akınlarla savaşıp duran Selçuklulara Anadolu’nun kapılarını açan bu savaş, Avrupa coğrafya düzeninin değişmesine de başlangıç oluşturdu ve dünyanın küçümsenmeyecek kesitini etkiledi.

 Gazne Devleti’ne son veren (1040) Selçuklular, olağanüstü bir hızla yayılarak yirmi yıl içinde o çağın en büyük imparatorluğunu kurmuşlardı. İlk Selçuklu sultanı Tuğrul öldüğünde (1063) devletin sınırları Çin’den Anadolu’ya kadar geniş bir coğrafyayı kapsıyordu. Tuğrul’un başlattığı Anadolu’nun fethi ise Alparslan döneminde tamamlandı.

Halep’i aldıktan sonra, 1071’in martında Mısır’a yönelen Alparslan, Romanos IV. Diogenes’in Bizans’ın Selçuklu’ya kaybettiği yerleri geri almak için büyük bir orduyla Anadolu’ya girdiğini haber alınca, geri döndü. Bizans ordusunda bir subay olan Romanos Diogenes, dul imparatoriçe ile evlenip tahta oturalı henüz dört yıl olmuştu. Ya gücünü artırıp büyüyecek ya da giderek daralan sınırlar içinde kalacaktı. Diogenes Türkleri Anadolu’dan çıkarmayı seçmişti. Slav, Norman, Uz, Abhaz, Ermeni, Gürcü ve Peçeneklerden oluşan ordusu, ağır zırh ve silahlarla donanmıştı. Ordusunun sayısına ilişkin değişik (600 bin ila 100-200 bin arasında) rakamlar veren tüm tarihçiler, bunun Selçuklu ordusundan sayıca üstün olduğu noktasında hemfikirdir. Ve aynı kaynaklar Selçuklu sultanı Alparslan’ın bu kalabalık orduyla savaşa karar verdiğinde, Veziri Nizamımülk’ü “ben ölürsem devletin yönetimi sendedir” diyerek cepheye götürmediğini yazıyor.

Ahlat’a gelen Alparslan’ın öncü birlikleri Bizans ordusunun buraya konuşlanmış bölümü nübozguna uğratıyor. Ancak Diogenes’in büyük ordusuyla Malazgirt’te karşılaşacaktı. 26 Ağustos 1071’de savaş başlamadan önce, Alparslan, Emir Savtekin’i Bizans ordugâhına gönderiyor ve barış öneriyor. Diogenes bu öneriyi reddediyor. Bunun üzerine savaş başlıyor. Bizans ordusunda savaşa giren Uz ve Peçeneklilerin Selçuklu saflarına geçmesiyle savaşın kaderi neredeyse kesinleşmiş oluyor. Bizans dağılıyor ve yok edilen büyük bölümünden arta kalanlar teslim oluyor. Yaralı olarak esir alınan Romanos Diogenes’le Alparslan arasında yapılan anlaşma tarihe hem Selçukluların Bizans ve Avrupa karşısında büyük diplomatik manevrası, hem de en ilginç anlaşma olarak geçiyor. Selçuklu, Urfa ve Antakya kentleriyle, yıllık 360 bin dinar vergi karşılığında esir imparatoru serbest bırakıyor. Ancak bu sırada Bizans tahtına bir başkası, VII. Mihael oturmuştur. Dahası savaşın sonuçları neredeyse tüm Avrupa’da büyük yankı uyandırıyor. Bu yankı, başlayacak olan Haçlı Seferleri’nin de (ki ilki 1095’tir) ilk adımı oluyor.

Zira bu savaşın kazanımıyla, Anadolu’yu hızla geçiren Artuk, Mengücek, Ebülkasım, Danişmend gibi Selçuklu beylikleri Anadolu’ya yerleşiyor. Bu hem Türklerin Anadolu’da yerleşik yaşamının başlangıcı oluyor, hem de yeni ve daha büyük bir imparatorluğun önsözü.

Malazgirt’te yenilen Diogenes tahtını geri alma mücadelesini de kaybedince yakalanıyor ve gözlerine mil çekildikten sonra ölüme terk ediliyor. Anadolu’nun kesin olarak Türk hâkimiyetine geçmesini sağlayan Alparslan ise Harezm seferi sırasında öldürülüyor.

İçindekiler