50 Simgeyle Anadolu Tarihi

Kitap

Fotoğraf / Ali Ethem Keskin

Hıristiyanlığın ilk büyük tartışmalarından birini açan İskenderiyeli rahip Arius oldu: “Kendi kendine var olma kudretine sahip olmayan İsa tanrı da olamaz. Dolayısıyla İsa, var edilmiş, İncil boyunca gelişmiş, değişmiş, yani insanın yapı özelliklerine sahip ve sonludur. Tanrı var edilemeyen, ulaşılamayan olduğu için ‘Oğul,’ ‘Baba’nın bilgisine de sahip olamaz.” Yeni Platonculuğun tezlerinden yola çıkarak şekillenen bu en önemli tez, doğu kiliselerini karıştırmıştı. Tarihe “Nikaia Konsilleri” olarak geçen ve Hıristiyanlığın en önemli karar toplantılarının ilki olan konsil bu karmaşaya son vermeyi birinci gündemi yaptı. Bu ilk konsil, yeni Hıristiyan olan ama henüz vaftiz olmamış I. Constantinus (Büyük) tarafından İS 325 yılında toplandı. İlk İznik Konsili, içlerinde alınan bu karara inanmayanlar olmasına karşın, “Oğul’un Baba’yla aynı tözden (homoousios) olduğuna karar verdi. Arius mahkûm edildi ve sürgüne gönderildi.

Öte yandan dört havari tarafından yazılan dört farklı İncil’in yanı sıra uydurma İncil’ler de çoğalmıştı. Roma imparatoru Constantinus Hıristiyanlığı kabul edince bu İncil’lerin birleştirilmesini istedi. İmparatorluğun davet ettiği bütün piskoposlara ve diğer kilise liderlerine, senatörlere tanınan haklar tanındı ve bütün giderler imparatorluk tarafından karşılandı. Constantinus’un katıldığı halde oy kullanmadığı ilk İznik Konsili bir geleneğin de başlatıcısı oldu ve o tarihten bugüne kadar 21 konsil toplandı. Katolik ve Ortodoks görüşlerin temellerini oluşturan kararlar bu konsillerde alındı. Ancak, kilise, 1054 yılında Katolik ve Ortodoks diye ikiye bölündüğü için, Ortodokslar bu tarihe kadar olan sekiz konsili kabul ediyor. Bu sekiz konsil şunlardır: I. İznik Konsili (325), I. İstanbul Konsili (381), Efes Konsili (431), Kadıköy Konsili (451), II. İstanbul Konsili (553), III. İstanbul Konsili (680), II. İznik Konsili (787), IV. İstanbul Konsili (869). Bundan sonraki konsillerin tamamı Avrupa’da toplandı.

İlk İznik Konsili’nde Arius’un aforoz edilişi kilise ile devletin iç içe girmesinin ilk örneğiydi. Buna karşın Anadolu’daki kiliselerden kimi rahiplerle birlikte II. Constantinus’un kızı da Arius’un taraftarlarından biri olduğu için Arius sürgünden döndü, uzlaşmacı bir yol bulundu ve yeniden kiliseye döndü. Ancak tam bu günlerde İstanbul’da sokakta yürürken ölüverdi. II. İznik Konsili ise “İkonoklazm” tartışmasını çözüme bağlamak üzere düzenlendi. Bu konsilde “ikonlara saygı gösterilmesi ama tapınılmaması” kararlaştırıldı. Konsillerin toplanmasından anlaşılacağı üzere İznik, o zamanlar dinsel bir merkezdi. İS 365 yılında metropolitlik merkezi olan kentin tam ortasında Ayasofya Kilisesi, 4. yüzyıla ait bir bazilikaydı. Orhan Gazi İznik’i alınca bu yapıyı camiye dönüştürdü.

İznik’teki Koimesis ve Hisios Trifonos kiliselerin de temelleri günümüze ulaşmış durumda. Bizans dönemine ait saray ise İznik Gölü’nün suları altında kalmış. Kentteki sukemerleri de yine Bizans döneminden kalmadır.

İçindekiler