50 Simgeyle Anadolu Tarihi

Kitap

Fotoğraf / St. Pierre Kilisesi, Antakya / Fatih Özenbaş

Kiminin ismi İncil’in ve “Elçilerin İşleri” gibi Hıristiyanlığın ilk kaynaklarının yazılış sürecinde, kiminin ismi İncil’in yayılmasında geçiyor. Barnabas, Markus, Saul (Tarsuslu Pavlos’un, yani Aziz Paul’ün önceki adı) Luka, Petrus… Dinlerinin henüz meşruiyet ve yasallık kazanmadığı ilk dönemde ilk gizli toplantılarını Antakya’da bugün St. Pierre Kilisesi dediğimiz küçük bir mağarada yaptılar.

Barnabas, Niger (Siyah) diye çağrılan Şimon, Kirineli Lukius, Reisirubu Herodos’la birlikte büyümüş olan Manahem ve Saul, Antakya kilisesinde çalışmaya başladıklarında, hiç de küçümsenyecek bir topluluk oluştuğunu fark ettiler ve artık bu topluluğa bir isim vermek gerektiğine karar verdiler. İşte tarihin seyrini tepeden tırnağa etkileyecek olan bu tarihsel dinin mensupları ilk kez bu kentte adlandırıldı: Hıristiyanlar. “İsa’nın halkı,” “İsa’ya ait olanlar.”

İncil’in bu ilk taraftarları Antiokheia’ya geldiğinde sadece kenti kuran Antigonas’ın buraya yerleştirdiği emekli askerler yoktu; aynı zamanda antik Yunan’dan gelen göçmenler, değişik sınıflardan Romalılar, İbraniler, Süryaniler,  seks yoluyla ibadet edenler de nüfusu oluşturanlar arasındaydı. Bu çeşitlilik, Hıristiyanlığı o güne kadar sadece Yahudilere anlatmaya çalışanlar için bir olanaktı.
Hıristiyanlığın bilinen ilk kilisesi St. Pierre (Aziz Petrus), Habib-i Neccar Dağı’nda doğal bir mağaranın sonradan kiliseye çevrilmesiyle oluşmuş. Hıristiyanlığı inceleyen kaynak metinler, buranın Havari Barnabas ve Paulos tarafından 42 yılında kurulduğuna, ilk patriğinin de Havari Petros (Saint Pierre) olduğunun kabulüne dikkat çekiyor.

Antakya, sadece Hıristiyanlar için değil, Müslümanlar için de kutsal bir kent. St. Pierre Kilisesi’nin bulunduğu dağa adını veren Habib-i Neccar, İsa’ya iman etmiş bir insan. Yaşadığı dönemin Antakya’sında çoktanrıcılığı reddetmiş, İsa’nın elçilerini desteklemiş, bu yüzden öldürülmüş bir evliya kabul ediliyor. Ancak bu efsanevi kişiliği Müslümanların kabul ediş biçimleri Hıristiyanlardan daha aşağı değil. Örneğin, mezarının bulunduğu yer üzerinde onun adına cami inşa etmişler. Çünkü, İsa Peygamber’in Antakya’ya iki elçi gönderdiği ve o elçilerin Habib-i Neccar olduğu sanılan kişiyle birlikte öldürüldüğü Kuran’da anlatılır. Daha da önemlisi bir başka ilk daha Habib-i Neccar adı etrafında oluşmuş: Antakya, Müslümanlar tarafından 636’da fethedildiğinde Habib-i Neccar ve elçilerin mezarının bulunduğu yerde fethin sembolü olarak bir cami inşa edildi. Anadolu’nun ilk camisiydi bu. Habib-i Neccar’ın sandukası da burada. Hazreti İsa’nın adıyla toplanan ilk Hıristiyanlar, bu küçük kaya kilisesinde sadece oruç tutup dua etmekle yetinmediler. Kararlar aldılar. Örneğin, artık başka diyarlara gidip “söz”ü (logos) yaymak gerektiğine karar verdiler. Saul (Paul) ile Barnabas’ın yardımcı olarak Yuhanna’yı alarak Kıbrıs’a doğru yola çıkışı böyle başladı.

Hıristiyanlara yönelik baskılar Antakya’da da devam etmiş. Saldırılardan korunmak amacıyla St. Pierre Kilisesi’nden bir tünelle dağın içinden kaçış yolu yapılmış. Kilisenin üzerindeki tepede Cehennem Kayıkçısı Haron’un kayaya oyulmuş bir kabartması var. Haron kabartması İÖ 2. yüzyılda IV. Antiochus döneminde yaşanan veba salgınında, ölümleri durdurmak amacıyla yapılmıştı. Bugün bir müzeye dönüştürülen kilisede izinle ayin yapılabiliyor. Her yıl 29 haziranda buraya gelen Hıristiyanlar hacı oluyorlar. Vatikan’ın Türkiye Büyükelçisi de bu ayinleri yönetiyor.

İçindekiler