50 Simgeyle Anadolu Tarihi

Kitap

Fotoğraf / Umut Kaçar

Kafasında saç yerine yılanlar olan kadın insanın karanlık yanının bir sembolü olarak geçti tarihe. İnsanın korkuyla olan ilişkisi, yalnızca mitolojinin bir öğesi olarak değil, felsefenin ve mimarinin de bir parçası olarak Anadolu’nun yaşamına karıştı. Medusa, hem Deniz Tanrısı Poseidon’un tecavüzüne uğramış, hem de onun âşığı Athena tarafından cezalandırılmış bir mağdur olarak çıktığı sahnede, doğuştan sivri köpek dişleriyle, gözleri kor parıltılı, saçları zehirli yılanlardan oluşan bir canavara dönüşmüş olarak sürdürür tarihsel serüvenini. Bazı anlatılar onu altından kanatları, tunçtan ya da pirinçten pençeleri olan yaratıklardan biri olarak gösteriyor. Bütün bunlardan beteri, bu mağdurun, bakan herkesi taşa çevirdiğidir.

Mitolojide deniz tanrılarından (bazı söylencelerde yeraltı canavarı) Phorkys ve Keton’nun kızları Medusa’nın (ece) iki kız kardeşi vardı: Euryale (ırak giden) ve Stheno (kudretli). Üç kız kardeş arasında ölümlü olan sadece Medusa’dır. Medusa, güzelliğinden dolayı lanetlendikten sonra, yayını, onu lanetleyenlerden intikam almak ve eski güzelliğine sahip olabilmek için kullanır. Bu nedenle yılanlardan ok yaptığına da inanılır. Bakışları taşa çevirirken oklarıyla hedefi yok eder.

Yunancada “korku” köküne dayanan Gorgoların Bizans’ta kendine yer bulması, bu imparatorluğun Hıristiyanlık öncesi kültürleri de içermesinden ötürüdür. Bizans’ın İstanbul’daki başlıca mimari yapılarından biri olan Yerebatan Sarnıcı’ndaki bir sütunun altındaki Medusa başı bu ilişkinin temsilcilerinden biri sayılıyor.

İçindekiler