50 Simgeyle Anadolu Tarihi

Kitap

Fotoğraf / M. Oktar Güloğlu

Tarihi Değiştiren Kült, İstanbul’un kimi arkeolojik alanları sadece bulunduğu kentin değil, insanın ve yerleşim serüveninin tarihini de yakından ilgilendiren veriler sunuyor. Küçükçekmece Gölü’nün yaklaşık dört kilometre kuzeyindeki Yarımburgaz Mağaraları bunlardan biridir. Bir eğimle birbirine bağlanan, “Yukarı” ve “Aşağı” mağara olarak adlandırılan iki bölümden oluşan Yarımburgaz Mağaraları’ndan çıkarılan taş aletler, “ilkel insan” da denen atalarımızın Türkiye coğrafyasında yurt edindiği ilk yerleşim olarak biliniyor. Yarımburgaz’da ilk jeolojik incelemeler 1869’da yapıldı. Mağaraların arkeolojik önemini açığa çıkaran ise Şevket Aziz Kansu ve Kılıç Kökten ekiplerinin 1963-65 yılları arasında gerçekleştirdiği kazılar oldu. 1986, 1988 ve 1990 yıllarında sürdürülen kazılarda mağaranın kültür tarihi bakımından çok büyük bir önem taşıdığı anlaşıldı. Mağaranın, Bizans devrinde kilise olarak da kullanıldığı anlaşıldı. Kilise bölümünün dışındaki duvar temelinden ötürü, burada önceden bir manastır olduğu sanılıyyor. Bu bölümde Roma’nın son dönemleri ve Bizans kalıntılarının altında kalkolitik, neolitik, üst paleolitik çağlara ait katlar açığa çıkarıldı. Kalkolitik çağ çanak çömlekleri hem Balkanlar, hem de Anadolu’daki aynı dönem örnekleriyle benzerlikler taşıyor. Deniz seviyesinden 11 metre yüksekte bulunan alttaki mağaranın uzunluğu 1 kilometreyi buluyor. Burada 1988’den beri sürdürülen kazılarda alt paleoloitik çağ kalıntıları bulundu. Bu katmanlarda bulunan ve kuvars, çakmaktaşı gibi maddelerden yapılan aletler için yaygın kabul gören saptamalardan biri şu: Bu aletlerin görünümü kaba ve ilkeldir; ancak bu aletler işlevseldir ve planlı olarak yapıldıklarını gösteren bir deney birikimini düşündürmektedir. Dolayısıyla aletlerin yapımı sırasında teknolojik olarak ne gerekiyorsa yalnızca o yapılmıştır ve o dönem için bilinmeyen ya da gereksiz görülen ayrıntılara zaman ve emek harcanmamıştır. Burada bulunan taş balta, insanlığın alet yapım sürecinin en çarpıcı örneklerinden biri sayılıyor. Bu katmanlarda bulunan hayvan fosilleri ise bugün bir kısmının soyları tükenmiş olan kurt, ayı, tilki, yaban kedisi ve geyik gibi hayvanların bir dönem buralarda yaşadığını gösteriyor. Jeolojik bakımdan bu mağara pleyistosen (yaklaşık 2 milyon 500 bin yıl öncesinden günümüze ulaşan kayaç katmanlarının başlıca iki bölümünden yaşlıca olanı ve kayaçların çökeldiği zaman dilimi) dönemine tarihleniyor. İstanbul’un ve insanlığın tarihinde büyük önem taşıyan Yarımburgaz Mağaraları, yakın tarihte burada başlayan İSKİ inşaatı ve mağaraların 1986 yılına kadar kimi filimler için sete dönüştürülmüş olması nedeniyle yoğun olarak tahrip edildi. Bu zamana kadar, mağaradaki antik çağın son evrlerine ait doku, Bizans devriyle ilgili kalıntılar ve mağaranın jeolojik tarihi bakımından son derece önemli olan sarkıt ve dikitler büyük ölçüde hasar gördü, bir kısmı yok oldu. Prehistorya (tarih öncesi) alanıyla ilişkili araştırmalar, alt paleolitik çağ kültürünün zaman bakımından orta pleyistosen, yani günümüzden yaklaşık 730 bin - 125 bin yıl öncesinde ortaya çıktığını gösteriyor. Yarımburgaz Mağaraları bu kültürel dönemin ilk yarısına tarihleniyor. Yarımburgaz Mağaraları’nda pleyistosen arkeolojisinin yanı sıra, jeomorfoloji, tafonomi ve arkeozooloji çalışmaları da yapılıyor. Mağaralar, 2001 yılında 1. Derece Arkeolojik-Doğal Sit Alanı ilan edildi.

İçindekiler