50 Simgeyle Anadolu Tarihi

Kitap

Fotoğraf / Umut Kaçar

Mitolojinin, Anadolu topraklarında çizdiği haritanın harikulade örneklerinden biridir Troia. Yeryüzü buranın mitolojik, hayali bir kent olduğunu düşünürken, arkeolog Heinrich Schliemann 1870’lerde buraya ilk kazmayı vurdu ve hatırı sayılır bir hazineyi yurtdışına kaçırdı. Çalınan eserler Avrupa’da “Kral Priamos’un hazineleri” olarak adlandırıldı, yani Troia’nın altıncı dönemine tarihlendi. Oysa araştırmalar hazinenin II. katmanına yani İÖ 2550-2250 yıllarına ait olduğunu gösterdi. Troia’nın bugün bizim gördüğümüz görkeminin açığa çıkmasıysa, arkeologların ve birlikte çalıştığı herkesin “Osman” dediği M. Korfmann’ın her türlü engeli aşarak yaptığı kazılar sayesinde oldu.

İÖ 8. yüzyılda yaşayan Anadolulu ozan Homeros’un İÖ 730’larda yazıya geçirdiği İlyada, Troia için yapılan yaklaşık 10 yıllık savaşın son 51 gününü anlatıyor. Antik kaynaklar ve arkeolojik veriler Troia Savaşı’nı İÖ 1180’lere tarihliyor. Troialı prens Paris’in Sparta kralı Menelaos’un dünya güzeli karısı Helena’yı Troia’ya kaçırması sonrasında, Agamemnon’un komutasında Akha güçleri, Helena’yı geri almak ve Troia’yı yakıp yıkmak için sefere çıkarlar. Ancak Troia yalnız değildir. Anadolu’nun çok uzak bölgelerinden ordular gelip Hektor’un komutanlığında Troia’yı savunurlar.

Troia’nın en önemli simgesi tarihe “Troia Atı” olarak geçti. Bu, kimine göre bir hilenin, kimine göre bir savaş stratejisinin simgesiydi. “Troia Atı”yla birlikte söylenegelen “Aşil topuğu” bir zayıflığın ifadesi oldu. Ancak bu Troia’nın Anadolu halkları için, politik, askeri ve ekonomik olarak önemini değiştirmiyor. Özellikle Hitit-Wilusa ilişkilerinde bu bağın en az 400 yıl devam ettiğini görüyoruz. Troia’nın bu sistemde önemli bir ticaret merkezi olduğu arkeologlar ve Hititologlar tarafından kabul görüyor. Özellikle Troia merkezli deniz ticaretinin Kuzey Ege, Marmara, güney kıyıları ve Karadeniz’i kapsadığı buluntularla saptandı.

Son yıllardaki kazı sonuçlarının da ortaya koyduğu gibi Troia, kalesi ve güçlü bir savunma sistemine sahip aşağı kenti ile Çanakkale Boğazı’nın girişinde bu sistemin kilidi gibidir.

Troia Savaşları’nın da asıl nedenin bu stratejik konum olduğunu da görebiliyoruz. Homeros İlyada’nın ikinci bölümünde Trakya’dan Lykia’ya kadar 17 farklı bölgeden Troia’yı savunmak için gelen orduları sıralıyor ve farklı dillerin konuşulduğu belirtiliyor: Anadolu’nun farklı bölgelerinden gelen, farklı dilleri konuşan bu askerleri birlikte savaşmak için bir araya getiren güç, eskiye dayanan ticaret, kültür ve siyasi ilişkilerin olduğunu söylemek abartı olmaz. Troia’da üst üste gelmiş tam dokuz uygarlık tabakası meydana çıkarıldı. Bunlardan İÖ 15-12. yüzyıla ait olan 6. tabaka, Homeros’un eserinin tarihi mekânına denk düşüyor.

Arkeolojik olarak bu bölgelerin İlios/Wilusa ile ilişkileri nedir sorusunun yanıtları arasında şu öne çıkıyor: Kafkasya ve Kuzey Anadolu’dan altın, bakır ve gümüş gibi metaller; Anadolu’nun yüksek platolarından at; Baltık Denizi’nden amber taşı, özellikle Orta Asya’dan kalay madeni sayılabilir. Dolayısı ile daha o dönemlerde doğunun en batısındaki Troia/İlios/Wilusa ile Anadolu’nun diğer bölgeleri arasında ticaret, akrabalık ve diğer ilişkilerle örülmüş bir kültürel bağ söz konusudur. Savaşta Troia’yı Akhalara karşı savunmaların o gün bir tür “Anadolu Birliği” oluşturduğu da anlaşılıyor.

İçindekiler